Anne Çocuk

Anne Baba Evlilik Çocuk

Anne Baba Evlilik Çocuk Yetiştirme

 

Anne Baba Evlilik Çocuk Yetiştirme

Cinsel Eğitim Gebelik Döneminde Başlar

“İnsanların anne babalarını seçme hakkına sahip olamamaları ne kadar kötü.

Hemen hemen hepimiz, bir an gelmiş ha düşünceye kapıl­mış, hatta şaka ile karışık bile olsa, dile getirmişizdir. Bu konuda ciddi olduğunu ise hemen hiç kimse kabullenmeyi göze alamaz. Çünkü ana babamıza nankörlük etmek istemeyiz.

Ne zaman ki kendimiz anababa oluruz ya da bu yoldaki flk adımı atarız, işte o zaman bu cümlenin gerçek olduğunu kabullen­mek zorunda kalırız. Çünkü gerçekten de

ANNE BABALAR ÇOCUKLARININ KADERİDİR.

Bir çocuğun hangi gelişim olanaklarına sahip olduğu yaşa­mının ilk üç ile beşinci yılları arasında belirlenir, çünkü temel görüşler ve davranış örnekleri bu süre içinde biçimlenir. Bu arada anababa ile çocuklar arasındaki ilişki de büyük etkiye sahiptir: Çocuk yadsınıyor mu, yoksa onaylanıyor mu, bedensel sıcaklık ve şefkat görüyor mu, yaşam gereksinmeleri ne ölçüde gideriliyor, büyüklerinden anlayış görüyor mu, yoksa sürekli güvensizlik içinde mi, özgüveni güçleniyor, bağımsızlığı gelişiyor mu, yoksa sürekli bir bağımlılık halinde mi,Anne baba ve çocuklar arasında oluşan ilişki her şeyden önce ana ve babaların özelliklerine ve yeteneklerine bağlıdır. Bundan dolayı öncelikle kendimize şunları sormalıyız:

  • Çocuklarımız, hangi yaşam koşullarının içine doğuyor?
  • Bu koşullan nasıl değerlendiriyoruz? Sağladığımız koşullar çocuklarımız için yararlı mı, zararlı mı?
  • Kendimizi değiştirmekle hangi koşullan daha iyiye götüre­biliriz?
  • Tek başımıza bizim vereceğimiz en önemli karar:

Çocuk “İstendi mi”, yoksa “Allah mı verdi”?

Günümüzde çocuklarının doğumunu planlayan anababalann sayı­sı arttı. Evliliklerinin ilk yıllarında çoğu karı-koca önce çalışmak istiyor. Amaçlan yaşam şartlarım düzeltmek ve eviçi gereksinme­lerini tamamlamak. Aynca, çocuğun yaşama en iyi şartlarda başla­ması da çoğu anababa için çok önemli. Ailenin “inşa safhası” çocuğun dünyaya gelmesi ile birlikte sona eriyor. Kadın kendisini tümüyle çocuğuna ve evine adayabilmek için işinden vazgeçip evde oturuyor.

Ana-babalannm arzusu ile dünyaya gelen çocuklar, kendileri için hazırlanmış bir çevrede yaşamlarına başlıyorlar. Bu, ana-baba-çocuk ilişkisinde, dolayısıyla çocuğun genel gelişimi üzerinde son derece olumlu bir etki yaratıyor. Bundan şu sonucu çıkarabili­riz:

AİLESİ TARAFINDAN İSTENMEK HER ÇOCUĞUN HAKKI­DIR.

Öte yandan, istenmeden dünyaya gelen çocıik sayısı da hayli fazla. Bu ailelerin planlarını altüst ediyor. Çocuk nlmma belki do hiç evlenmeyecek olan insanları “zoraki bir evliliğe” itiyor.

Bazı çiftler sonunda durumu kabullenip çocuklarını hiç değil­se sonradan onaylıyorlar. Çoğunluk ise durumu yüzeysel alarak kabullenmiş görünüyor ama aslında istemeden ve farkotmodon da olsa, durup dururken yaşamlarım altüst eden çocuktan üç alıyor­lar. Bu tip deneyimlerden öğrenmemiz gereken birtakım şeyler var:

ÇOCUĞUN GELECEĞİNDEN SORUMLU OLAN AN AB ARALIK KURUMU, KESİN ETKİLİ BİR GELECEK YÖNTE­Mİ OLMAKSIZIN SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE İŞLEYEMEZ.

Gebelikten korunma ve aile planlaması konularında fazla bil­gili olmamak ayıp değildir. Ancak bu konularda gerekli bilgileri veren ve kişileri aydınlatan uzmanların çalıştığı danışma servisle­rine gitmekten çekinmek çok büyük felaketlere yol açabilir.

Çocuk Kime Ait?

“Planlanmış anne ve babalık ve “istenen çocuklar” da sorunsuzluk de­mek değildir.

Ana-baba yıllarca uğraşıp didinmiş ve sonunda doğacak be­bekleri İçin en rahat şartlan sağlamıştır. Çocuğun dünyaya geddi­ğinde nasıl biri olacağı konusunda ne büyük hayalleri vardır: “Ço­cuğumzsa bizle beraber mutlu bir hayat sürdürmek zorunda!” Çocuğumuz!

Zorunda!

Evet, çocuk bizim belki ama yine de bize ait değil.

O, bizim malımız değil çünkü.

Her çocuk bir tek kendine aittir. BU ona yalnızca za/ıip oldu­ğu kaklarla birlikte büyümesi ve bağımsız bir yaşam sürdürebilme­si için yardıma olabiliriz.

Bu görüşü ciddiye alıyor ve gerçekten benimsiyorsak o zaman ürettiğimiz ve bizim yanımızda büyüyen bir çocuk için önceden kesin planlar yapmamalıyız. Çocuğumuzu biz seçemedik, bu yüzden muhtemelen beklentilerimize ayak ty duramayacaktır.

Bir erkek çocuk sahibi olmayı arzulayan anababalann sayısı öyle çoktur ki! Çocuk kız olduğunda anababa çoğunlukla uğradığı düş kırıklığını başkalarından saklamaya çalışır. İleride, bir erkek çocuğa sahip olduğunda ise açıkça onu yeğler. Ve kız çocuk da buna çok üzülür.

Dokuz ay boyunca bebek beklemek ve onun neye benzeyece­ğini tahmin bile edememek oldukça sıkıntı verid bir durumdur. İnsan, yüzünü canlandıramadığı bir şeyi bekleyemez. Ama asla kesin bir yargıya saplanıp kalmamalıyız. Kız beklerken erkek ço­cuk sahibi olduğumuzda belki düş kırıklığına uğrayabiliriz. Ama, çocuğumuzu olduğu gibi kabullenmek için çaba göstermek zorun­dayız.

Günümüzde neden hâlâ erkek çocukların yeğlendiği mantıklı nedenlerle açıklanamaz. Eskiden ailenin adını sürdürecek, babanın işini devralacak bir “veliaht” gerekliydi belki Ama bugün evli kadınlar bile isterlerse baba soyadını kullanabiliyor ve her işte çalışabiliyorlar. Sahip oldukları mallar evlendikten sonra da onlara kalıyor. Kızlarının eğitimine tıpkı erkek çocuklarının eğitimine gösterdikleri ilgiyi gösteren anababalar da kızların erkeklere göre daha az zeki ve öğrenmeye daha az yetenekli olmadığım kısa zamanda anlıyorlar.

Bu nedenle:

Kız ya da erkek çocuk takibi olmayı arzu edebiliriz ama ken­dimizi kesinlikle çocuğumsu kız yada erkek olacak diye inandır­mayalım ve böyleşi bir fikre saptanıp kalmayalım,

Kız çocuklar daha değeniz varlıklar değildir Onların da er­kek çocuklara gösterilen değere ve ihtimama gereksinmeleri var­dır.

Bazı anababalar ise çocuklarının cinsiyetini önemsememekle birlikte çocuklarını istekleri doğrultusunda büyütmekte ısrar ede­rek çocuklarının isteklerini hiçe sayarlar, onları zorla belli rollere sığdırmak isterler.

Örneğin oğlunun ’gerçek” bir erkek olmasını isteyen bunu arzulayanın arzuları, çocuğun cesur, aktif ve kendini etrafındakilere kabul ettiren bir kişilik olması yönündedir. Babanın gençliğinde gerçek bir arkadaş edinememenin sıkıntısını çektiği biliniyorsa bu isteğin nedeni kolayca anlaşılır. Babama artık tek isteği idealist ettiği arkadaş kavramım oğluna benimsetmektir. Eğer çocuk babanın hayallerine uymuyorsa vay haline! Sessiz, sakin ve ince duygulu bir insansa, yandı! Duyarlılık ve sağduyu gerektiren herhangi bir meslekte çok başarılı olabilir ve erkekliği ite böbürlenmeyen erkek­lere değer vermesini bilen kimseler tarafından çok sevilir. Ama sırf babası onu yadsıdığından aşağılık kompleksine kapılmaktan kur­tulamaz, sahip olduğu nitelikleri belli edemet ve ortaya çıkartamaz.

Eşi sık sık iş gezilerine çıktığı için çocuklarını yedek bir koca gibi yetiştiren bir anne örneği, Anne, çocuklarım şımartır ve tepesi­ne çıkartır. Çocuklar anneleri tarafından öylesine “korunurlar ki”, asla bağımsız olmayı öğrenemezler. Aynı zamanda yetişkinlerin beklentileri, unlan öylesine zorlar ki hiçbir zaman tasasız oyun oynama yeteneği geliştiremez ve hayata o kadar karamsar bakarki çocuklarını geliştiremez.

Ana ve babanın iç çatışmasını daha kolay çözümlemek ve yaşantısını sorunsuz bir şekilde, sürdürebilmek için çocuğu sömürür.

Ona evlilikte tarafları birbirleri ile birleştirci bir unsur gözü ile bakar; anne ya da babanın olmak istediği ama asla elde edemediği şeyi o gerçekleştirmek zorundadır artık; taraflardan biri çocuğu yanına çekerek diğerine karşı koz olarak kullanır; kendilerinde yadsıdıkları tüm kötü yan­ların çocukta toplandığına inanan ana ve babalar ise çocuğu bir günah keçisi olarak damgalamaktan bile çekinmezler.

ANNE VE BABANIN ÇOCUĞUN ÖZELLİKLERİNİ GÖZÖNÜNE ALIP ALMAMASI, ONUN BAĞIMSIZLIĞINA VE KİŞİLİĞİNE NE DERECEYE KADAR GÜVENDİĞİNE, BÜYÜK ÖLÇÜDE KEN­Dİ SORUNLARININ VE EKSİKLİKLERİNİN BİLİNCİNDE OLMA­SINA, KENDİ YAŞANTILARINDA GELİŞTİREBİLDİKLERİ KİŞİ­SEL BAĞIMSIZLIKLARINA VE ÖZSAYGIYA BAĞLIDIR

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı