Anne Çocuk

ÇOCUK EĞİTİMİ VE AİLE OKUL DÖNEMİ

ÇOCUK EĞİTİMİ OKUL DÖNEMİ BAŞLANĞICI AİLE VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

ÇOCUK EĞİTİMİ VE OKUL DÖNEMİ BAŞLANĞICI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER ANNE BABAYA DÜŞEN GÖREVLER ,ANNE BABANIN EĞİTMEDEKİ ROLÜ

 

İlkokul çağı döneminde, çocuğun ana-baba ile özdeşimin ya­nı sıra, öğretmen ve arkadaş gibi başka kişilerle özdeşimleri de önem kazanır. Ana babanın çocuğa aktardığı değer ve kuralların yanı sıra çocuğun kendisinin de etkin olarak anladığı, benimse­diği değer ve yargılar önem taşımaya başlar. Bu nedenle bu dö­nem de çocuğun ilişki kuracağı kişiler, özellikle öğretmen ve oyun arkadaştan, özel önem taşırlar.

Bu yaşlardaki çocuklar, kim olduklannı keşfetmekte ve birey­sel kimliklerini oluşturmaktadırlar. Çocuğun benlik kavramı; onun özellikleri, yetenekleri ve koşullarıyla ilgili, kişisel bir değer­lendirmedir; bu değerlendirme tam bir doğruluk taşıyıp kesinlik­le gerçeğe uygun olabilse de, çocuklar genelde kendilerini ol­duklarından daha yüce görme veya küçümseme eğilimindedir­ler. Benlik imgesi, bireyin sahip olduğu zihinsel ve fiziksel özellik­lerinin farkında olmasıdır. Çocuklar diğer insanlarla ve fiziksel çevreleriyle etkileşime girerek ve çeşitli deneyimler yoluyla ben­lik imgelerini zenginleştirirler.

Bu dönemdeki çocuklar artık, özel bir öğrenme durumundan yola çıkarak yeni durumlara yönelik genellemeler yapabilirler. Omeğın, buzun eridiğini görüp tüm donmuş yiyeceklerin çözül­me sırasında değişime uğrayacaktan sonucuna kendi başlanna ulaşabilirler. Güvenliklerini düşünmeksizin bir yere atladıklannda yaralanırlarsa, genel bir ilke olarak önce düşünüp sonra hareket etmenin iyi bir düşünce olduğu mantığını yürütebilirler. Başka bir deyişle yaşadıklanndan ders almaya başlamışlardır.

İLKOKUL ÇAĞI: (6-12 YAŞLAR ARASI)

Son çocukluk” adı verilen 6-12 yaş gelişim evresinde çocuk, er­genliğe geçiş olgunluğunu kazanmaktadır. O artık anlık itkilerini erteleyebilir ve giderek daha sağduyulu olmaya başlar. Okul ön­cesi dönem çocukluğundan farklı olarak, temel eğitimin ilk yılla- n çocuğun somut düşünme, son birkaç yılı ise soyut düşünme evresinde bulunduğu yıllardır. Bu evrede çocuk sayısal simgeler, soyut deyişler, genel kurallar ve temel mantık gibi daha soyut kavramları anlamaya başlar.

7 yaşına yaklaştıkça, çocuklar problemlerini daha erken yaş­larda kullanamadıkları, çeşitli bilişsel stratejilere başvurarak so­mut bir şekilde çözmeye başlarlar. Çocukların bu yaşlarda okul ortamına Laternalarıyla, olayları farklı açılardan görebilmeleri ve karmaşık ilişkiler hakkında kavramsal düşünmelerinin aynı zama­na denk gelmesi pek rastlantı değildir.

Havighurstr 6-12 yaş çocuğunun gelişimini şu başlıklarla özetle­mektedir:

  • Oyunlarda gerekli olan motor becerilerde ustalık kazanma.
  • Kendisine ve gelişmekte olan vücuduna karşı olumlu tutum geliştirme.
  • Akranlarıyla iyi ilişkiler kurmayı öğrenme.
  • Uygun kız-erkek rollerini öğrenme.
  • Okuma-yazma-sayısal alanlarda temel beceriler geliştirme.
  • Günlük yaşam için gerekli kavramlar geliştirme.
  • Değer sistemi geliştirme.
  • Kişisel bağımsızlık kazanma.
  • Kurum ve kişilere karşı tutumlar geliştirme.

Bu evrede çocuk, konuşmaktan ve sorulara cevap vermekten zevk alır. Ancak o, henüz iyi bir dinleyici değildir. Çocuğun din­leme alışkanlığını geliştirmesinde öğretmenin rolü büyüktür.

ÇOCUK  VE ZİHİNSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Çeşitli zihinsel görevlerde meydana gelen gelişime ait değişimler göstermiştir ki, 5 ile 7 yaşlan arasında, dikkatin yoğunlaştırtma­sını ve sürdürülmesini isteyen problemlerde gösterilen perfor­mansın niteliğinde ciddi bir artış olmaktadır. 5 yaşın altındaki ço- cuklann dikkatinin çok kolay dağıldığı ve 5 yaşın üstündeküerin yapabildiği gibi seçim yapmak, değiştirmek ve dikkatini yönlen­dirmek gibi yetilerinin olmadığı görülmektedir.

Çocuk ilkokula başladığında mantıklı bir düşünceden yoksun­dur. Ancak ilkokul yıllarındaki eğitim ve öğretim etkinlikleri çocu­ğun “somut düşünce*ye geçişini kolaylaştırmaktadır. Somut dü­şünce; çocuğun gözüyle görebildiği, duyu organlarıyla temas edebildiği eşya ve olaylar üzerindeki çok boyutlu bir mantıksal düşünce şeklidir. Somut düşünme evresinde çocuk, somut bilgi­leri düzenli ve mantıklı olarak işleyebilir. Gördüğü nesne ve olay­lara ilişkin akıl yürütebilir. Bu evrede mantıksal düşünmenin yam sıra sayı, zaman, mekân, boyut, hacim, uzaktık kavranılan yerleş­meye başlar. Okul çağındaki bir çocuğun düşünüşünün başlıca özelliği ‘”gruplama” yeteneğine sahip oluşudur. Bundan “sınıfla­ma, sıralama, serileme, değişmezlik, sayı ve mekân kavramları oluşur. Somut işlemler donemi adını alan bu evre, zihinsel işlem yapma yeteneğinin henüz gelişmediği işlem öncesi düşünce ile, mantık işletme yoluyla muhakeme yapılabilen soyut düşünce arasında bir geçiş donemi olarak kabul edilebilir.

İlkokul çağındaki bir çocuk ögrenme duyusunu geliştirebilmek için en fazla gözlemlerden ve mantıksal sonuçlardan yarlanır.

11 yaş dolaylarında başlayan soyut düünme ise belli, özğül hreklerin ötesine geçerek veya bunlardan  örnek alarak genel  düşünebilmek anlamına gelir Atasözleri uygun hır soyut düşünme örneğidir mesela ; çünkü atasözleri içinde geçen  etiklerin gerçek anlamlarına değil daha genel bir ilkeye değinirler.

Sayılar için kullanılan simgeler de soyut düşünceye örnek oluşlturur. “10” simgesi on birimlik bir nicelik bildirir. Sözcükler yine başka bir soyut düşünce biçimidir çünkü gerçek nesneleri simge İçmelerine karşın bu nesnelerin kendileri değildir. Bu evrede ço­cuk, nesneyi ve olayı görmeden bunlar hakkında düşünebilir ve kavram geliştirebilir. Kendi düşüncelerini eleştirmeye ve bunların üzerinde düşünmeye başlar.

Yetişkinliğin düşünüş biçimi olan soyut düşünebilme, çocuk­lar için oldukça önemli bir gelişimdir. Soyut düşünce, çocukların kendi dünyalarını daha karmaşık biçimlerde anlamalarını sağlar. Mantıksal sonuç çıkarmaları, dikkati yoğunlaştırma yetenekleri, dikkat ve bellek kapasiteleri esaslı ölçüde artar. Çocuklar bu yaş­larda, özel deneyimlerine dayanarak sebep-sonuç ilişkileri kur­maya ve genel ilkelere ilişkin görüş geliştirmeye başlarlar. Soyut düşünce, çocukların bir eylemde bulunmadan önce hareketleri­nin öngörülebilen olası sonuçlarını gözönünde bulundurmaları­na yardımcı olur. Bu gelişim sonucu, başka bir çocuğun davranı­şının ne tür sonuçlar getirdiğini gözlemleyip benzer biçimde davrandıklarında aynı sonuçların kendileri için de geçerli olabile­ceğini anlayabilirler. “Ayşe hiç bakmadan piknik masasından ye­re atladı ve alnı kesildi. Ben de piknik masasından hiç bakmadan atlarsam; aynı şey benim başıma da gelebilir. Atlamadan önce bakmalıyım,” gibi düşünebilirler.

Çocukta Benlik Gelişimi

Benlik, bireyin fiziksel ve sosyal çevresiyle olan etkileşimleri şonu- cu kazandığı birtakım kişisel duygu, değer ve kavramlar sistemi­dir.

Benlik kavramı bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin toplamı ve sahip olduğu bütün bu özelliklere ilişkin kendini değerlendirmesi olarak tanımlanabilir. (Lawrence, 1988.)

Benlik kavramı, bir bireyin kendini algılama şekli, kim ve ne olduğuna, kimliğine İlişkin düşüncesidir – başka bir deyiş­le, kendisi hakkındaki duygu ve düşünceleri ve kendisi için önemli olan şekillerde başarılı olma yetisidir. Benlik kavramı, bir çocuğun sadece kendi algılamalan ve beklentileri ile değil, hayatındaki diğer önemli insanların – ana-babası, öğretmenleri, arkadaşları vs. hakkındaki düşüncelerinden ve ona karşı olan dav* ranışlarından da etkilenir. Benlik imajı, yani algıladığı benliği (kendini nasıl gördüğü), ideal benliğine (nasıl olmak istediği) yaklaştıkça benlik saygısı gelişir.

Benlik saygısı, bireyin ne olduğu ile ne olmak istediği ara­sındaki farka ilişkin duygularını gösterir. Benlik saygısı, in­sanların birer birey olarak, değerleri konusunda ulaştıklarının kanıtıdır. Kendi benlik kavramını beğenmesi, onaylaması ve kendinden hoşnut olmasıdır.

Son çocukluk döneminde, bir çocuk ailesi dışındaki çevresinde kendini kanıtlayabilmesi için okulda başarılı olmak ve akranlarıyla iyi bir şekilde İletişim kurmak gibi – kendisi hak­kında olumlu bir duyguya İhtiyaç duyar. Bu yaştaki kendini al­gılayışı, onun çocukluk ve yetişkinlik dönemi boyunca başarısı, sosyal etkileşimi ve duygusal durumu üzerinde Önemli bir etki olacaktır.

Genelde bir çocuk, kendisini başarılı hissetmesini sağlaya­cak, başarılı olamadığı zamanlarda iyi olduğu konusunda olumlu düşünmesini sürdürmeye yarayacak etkinlikler ve et­kileşimler arar. Yüksek benlik saygısına sahip olan bir çocuk, kendisini, gerçekçi hedefler koyabllen ve bunları gerçekleşti­rebilen yetenekli bir birey olarak algılayacaktır. Düşük benlik saygısı olan çocuk okulda ve hayatının geri kalanında kapasi­tesinin daha altında başarılar hedefleme eğiliminde olacak­tır. Uygun veya tatmin edici olmaktan yoksun olarak değerlen­dirdiği başarı kıstası ve diğer insanların dikkatlerini çekmedeki ve onların takdirini kazanmasındaki yetersizliği utanç duymasına, bunalıma girmesine ya da yetersizlik hissetmesine neden olabilir. Aynı zamanda, çocuğun sahip olduğu düşük benlik saygısı onun kendisini akran grubuna benzetmeye çalışarak, onların övgüsü­nü kazanmak isteyen bir tutum içine girmesine, onlardan kabul görmek, ait olma duygusuna sahip olmak, kendini değerli hisset­mek için onların davranışlarını ve değerlerini kendisininmiş gibi benimsemesine yol açar. Benimsediği davranışlar ve değerler olumlu veya sağlıklı olabilir ya da olmayabilir,

Bazı çocukların yüksek benlik saygısı geliştirmesini daha zor­laştıran özel baskılar ve mücadele gerektiren durumlar vardır. Muhtemelen fiziksel bir engeli, kronik bir hastalığı, öğrenme güçlüğü veya dikkat problemleri vardır. Veya sosyo-kültürel bazı özelliklerinden dolayı dışlanmaktadırlar. Fakirlik, kayıtsız ebe­veyn, alkolizm veya yoğun kardeş rekabeti gibi çevreselce sos«,

ler ancak bu durumda, ana-baba ve dlğ«n JS5JSSSÎ Itrini kazanma ihtiyacı, güçlük yajamayan çocuklara tovaTctal ha ağır basmaktadır.

Çocuğun benlik kavramı aynı zamanda, çevresinde gelilen ve yaşamındaki insanlarda oluşan değişikliklerden de etkilenir. Ör­neğin, bir okul değişikliği ile çocuk artık takımdaki en iyi futbol oyuncusu olmadığının farkına varabilir. Ya da sanatsal beceri gi­bi önceden fark edilmeyen bir yetenek, yeni öğretmenin destek­leyici yaklaşımının etkisiyle birden filizlenebilir. İlkokul çağındaki bir çocuğun benlik kavramının büyük bir bölümü akranlardan sağlanan geribildirimlere bağlı olsa da, hem aile içi hem de aile dışındaki yetişkinlerle arasındaki olumlu ilişkiler çocuğun benlik değerini geliştirebilmesinde önem taşımaktadır.

Eğer ebeveyn ile çocuğun mizaçları arasındaki “uyum” iyi ise ve ana-baba çocukların ulaşabileceği beklentilerde bulunuyorsa, benlik saygısı daha da artacaktır.

Yüksek Benlik Saygısını Meydana Getiren Öğeler

Düşük benlik saygısı olan çocukların çoğu, hayattaki başarı­larının büyük bir bölümünü kendi kontrollerinin dışındaki di­ğer etkenlere dayandırırlar, bu nedenle kendilerine olan gü­venlerini ve gelecekte başarılı olma şanslarını azaltırlar. Aynı çocuklar bir hata yaptıklarında veya başarısızlığa maruz kaldıkla­rında, bunu kendileri dışındaki nedenlere dayandırarak açıklarlar. (“Kötü bir gün geçirdim.” veya “Öğretmen benden hoşlanmı­yor.” “Öğretmenim ayrımcılık yapıyor; Bu onların yeni ve daha başarılı stratejiler geliştirmelerini veya yardıma veya tav­siyeye başvurmalarını daha da zorlaştırır.

ÇOCUK  VE ANA-BABAYA NOT;

Sağlıklı bir kişilik ve benlik gelişimi için çocuklar aşağıdaki özellikleri geliştir, meye veya elde etmeye ihtiyaç duyar:

  • Emniyet duygusu. Çocuğunuz kendisini ve geleceğini gü­vende hissetmesi durumudur.
  • Alt olma duygusu, Çocuklarınız kendi ailesinden başlamak üzere, arkadaşlan, okul arkadaştan, spor gruptan, komşuları veya toplum gibi diğer insan gruplarını kapsayacak şekilde başkaları tarafından kabul görmeye ve sevilmeye İhtiyaç Bu kabul edilme ve grup kimliği olmadan kendini reddedilmiş, yalnız ve bir “evi”, “ailesi”, veya “grubu” ol­mayan başıboş biri gibi hissedebilir.
  • Amaç duygusu. Çocuğunuzun kendisine amaç ve yön ve­ren; enerjisini başarıya ve kendini ifade etmeye yönelten he­defleri olmalıdır.
  • Kişisel yeterlik ve Çocuğunuz hayatında karşılaştığı zorluklarla başa çıkma yetisine güvenmelidir. Bu kişisel güç, bağımsı/ bir şekilde problem çözmede, yaratıcı olmada ve çabalarına karşılık sonuç almada kazanılmış olan başarılı ha yat deneyimlerine bağlı olarak gelişir. Ne çok aşağıda, ne de çok yukarıda olan uygun beklentiler belirlemek, ye terflliğln ve güvenin geliştirilmesi açısından önemlidir. I ğer aşırı koruyucuysanız ve çocuğunuz size çok bağım liysa veya beklentiler çok yüksek olduğu İçin asla başarı­lı olamıyorsa, kendisini güçsüz ve hayatındaki durumla rı kontrol etmede yetersiz hissedebilir.
  • Güven duygusu Çocuğunuzun size ve kendisine güvenme ye ihtiyacı vardır Bu nedenle, sözlerine uymalı, destekliyici olmalı ve  çocuğunuza güvendiğiniz ve ona destek olacagınız anlamına gelmektedir.
  • Çocuk ve Sorumluluk Duygusu Katılımcılık sorumluluk  duygusu, eğer bir etkinliğe anlamlı bir şekilde katılması ve yardımda bulunması için fırsat verirseniz, çocu­ğunuz kendisine önem verildiğini görerek sorumluluk duy­gusunu geliştirecektir. Bu fırsatı vererek kendisinin değer­li olduğunu bilmesini sağlayın.
  • Sorumluluk duygusu, Çocuğunuza neleri yapabildiğini göstermesi için fırsat tanıyın. Sürekli olarak kontrol edilmedlğl görevler almasına ve tek başına karar vermesine İzin verin. Bu sizin tarafınızdan güven duyularak “serbest bırakıldığını gösterir.
  • Kendini kontrol etme ve disiplin duygusu, Çocuğunuz başar­maya ve daha fazla bağımsızlık kazanmaya çalışırken, kendi başına başarabileceğini hissetmeye ihtiyaç ve istek duyar. Ona kendisini deneyebileceği beklenti, yönlendirme ve ola­naklar sunduğunuzda; kendini kolayca ifade edebilir, muha­keme edebilir, problem çözebilir ve seçebileceği danmşların sonuçlarını hesaba katabilir. Bu şekilde kendinin farkında olması gelecekteki gelişimi için önemli yer tutar.
  • Hatalan ve başarısızlıkları kabullenme duygusu. Çocuğu­nuz hata yaptığında veya başarısız olduğunda, kendisini  rahat, yenilgiye uğramamış hissetmeye ihtiyaç duyar. Bu en­gellerin ve aksiliklerin yaşamın ve öğrenmenin normal bir parçası olduğunu ve bunlardao çıkaracağı derslerin bulun­duğunu açıklayın ve onu destekleyin. Destekleyici, yapıcı geri dönüşümlerde bu-lunmarmz ve çabalarım tanımanız, güdülenmesini ve umu­dunu artırcak, olası başarısızlık, suçluluk ve utanç duygusunun üstesinden gelmesini sağlayacaktır. Bu nedenle geri bildilimlerinizi belirgin olarak yapın (“Eğer topu bu şekilde atarsan gol olur.”), olumsuz kişisel eleştiriden kaçının (“Ne kadar beceriksizsin.”, “Asla başaramayacaksın”).

Aileye mensup olmanın getirdiği benlik değeri. Çocuğunu­zun benlik imajı ilk olarak aile içinde gelişir, bu yüzden aile­nin kendisine art duygulan ve algılamalarından büyük ölçü­de etkilenir. Aile bütünlüğü; benlik imajı için teme), oluştu­rur ve sosyal etkinliklere katılma veya aile geçmişini keşfet­mek veya genişleyen aile üyeleriyle ilgilenmek gibi yollarla desteklenir ve sürdürülür. Aile üyeleri birbirlerine inanır ve güvenirler, birbirlerinin bireysel faridılıklanna saygı duyarlar ve birbirlerine sevgi gösterirler. Birlikte olmak, tatillerini, özel etkinliklerini paylaşmak veya sadece eğlenmek için za­man ayırırlar.

ÇOCUK VE OKUL

Cooper Smith’in (1967) araştırma bulgularına göre; benlik saygısı yüksek çocukların ana-babaları, çocuklarını kabul eden; çevreyi çocuğa göre düzenlemek ve onlara serbesti tanımakla birlikte uymak zorunda oldukları kesin ve belli kurallar koyan; ço­cukların okul içinde veya okul dışında beklentilerine uygun başa­rılar ortaya koyacağına inanan ve bunun doğal olduğunu kabul eden ana babalar olduğu gözlenmiştir. Oysa benlik saygısı dü­şük çocukların ana babalarının, çocuklarını reddeden ve onla­ra soğuk davranan; çocuklarını beklenti ve kural belirsizliği İçin­de yetiştiren ve ödün veren; daha çok cezalandırıcı olmaları ya­nında ne zaman verileceği belirsiz bir Ödül-cezâ yöntemi kulla­nan; çocuklarının beklentilerine uymaları konusunda onlara gü­venmeyen ve çocuklarının başarısızlığını ilgisiz ve soğuk bir ifade içinde kabullenen ana-babalar olduğu saptanmıştır.

Çocuğunuz için bir deneyim, daha sonraki olaylara vereceği tepki konusunda ona »şık tutar. Benlik değerini destekleyebilir ya da zarar verebilir. Örneğin, bir çocuk eğer okulda düşük başarı gösteriyorsa, bu hayal kırıklığına neden olabilir ve benlik değeri ne zarar verebilir. Daha fazla acı çekmeyi ve başarısızlığı engellemek için daha az çalışabilir veya ödevlerini yapmaktan kaçınabi­lir ki bu da daha düşük başarıya ve benlik değeriyle ilgili daha büyük güçlüklere neden olur.Bunu tekrar tekrar bir döngü haline getirse  kendisini başarısız gibi hissetmesine, düşünmesine ve davranmasına; bu yeni benlik imajı yaşamasına neden olur,

Bu döngü olumlu şekilde de işleyebilir. Eğer  bir çocuk başarılı oluısa ve başarılan kabul görürse, kendi bece rilerine olan inancı da gelişebilir ve daba çok çalışmak için kendini güdülenmiş hissedebilir haz ve başarınin gözle görülmesi onu ve ailesini mutlu eder ve buda çocuğun ileriki yaşantısında dahada başarılı olmasını sağlar.

Çocukluk çağı boyunca, çocuğunuzun kendisiyle ilgili dü­şüncesinin sizin beklentilerinizle ve tepkilerinizle şekilleneceğini aklınızdan çıkarmayın. Eğer eve 4’lerle dolu bir karne getirdiğin­de onu çaba ve başarılarından dolayı överseniz o da, kendini ba­şardığı şey hakkında iyi hissedecektir. Ancak, hayal kırıklığı ile “Neden Matematik ve Türkçe’den 5 almadın?” şeklinde tepki verirseniz, her iki durumda da karnesi aynı kaldığı halde benlik değeri zarar görecektir. Kendi tepkilerinizin ve sözlerinizin gü­cüne karşı duyarlı olun.

ÖRNEK OLAY

14;6   yaşında lise hazırlık öğrencisi. Başarılı olmasına rağmen bu erkek çocuğu mükemmeliyetçi annenin beklentisini şu sözleriyle açıklıyordu: Ben 100 alsam bile annem niye 101 almadın diyor. Oysa bu sene derslerim iyi. Beni üzen annemin davranışları. Sürekli beni eleştiriyor, niye odanı toplamıyorsun, diyor.

İnsan hangi limana gittiğini bilmezse, hiçbir rüzgâr onun için yararlı olamaz,

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı