Anne Çocuk

Çocuk Yetiştirirken Titizilik Nereye Kadar?

Çocuk Yetiştirirken Titizilik Ama Nereye Kadar?

En değerli varlıklarımızdır çocuklarımız. Onları w en iyi şekilde yetiştirmek şüphesiz ki her anne ve babanın en önemli görevidir. Peki, hiç düşündünüz mü bu asli görevimizi yerine getirelim derken çocukları­mıza fayda yerine zarar verdiğimizi?

İşte “fanus çocukları” derken bahsettiğimiz de tam olarak bu. Gereğinden fazla, hatta çok fazla titiz davranarak çocukların “aşın korumacı” bir anlayışla yetiştirilmesi yanlışı…

Elbette çocuk yetiştirmek, üzerinde titizlikle du­rulması gereken bir konu. Daha doğar doğmaz anne karnındaki steril ortamdan, milyonlarca mikrobun bulunduğu bir ortama doğuyor çocuklarımız. Üstelik bağışıklık sistemleri de henüz tam olarak gelişmemiş olduğu için, sağlıklı bir erişkine nazaran, hastalanma ihtimalleri çok daha fazla…

İnsanoğlunun bağışıklık sistemi mikroplarla kar­şılaştığı sürece gelişmeye başlar. Doğduğu andan iti­baren aşın steril ortamlarda yetiştirilen çocukların bağışıklık sistemi gelişmediğinden, ileriki yaşlarda “kreş” gibi kalabalık ortamlarda yaşamak zorunda ka­lan çocuklar çok daha sık hastalanmaya başlıyorlar. Bu durum hem çocuğun büyüme ve gelişmesini hem de anne ve babanın psikolojik durumunu olumsuz yön­de etkiliyor. Üstelik ailelerin aşın titizliği ve temizlik konusundaki abartılı yaldaşımlan çocukların sıhha­tini korumada faydası olmadığı gibi, büyüdüklerinde alerjik rinit, astım, kolit gibi pek çok hastalığa kolayca yakalanmalanna ve onlarla mücadelede zayıf düşme­lerine sebep oluyor. Bu yüzden bırakın çocuklarınız tozun toprağın içinde oynasınlar, yere düşen cisimleri alıp ağızlarına götürsünler, yalasınlar.

Her geçen gün daha da şişirilen “mikrop kapma korkumuz”un arkasında trilyonluk çiroları ile her biri dünya devi olan uluslararası deterjan ve temiz­lik maddesi firmaları var. Televizyon reklamları ile beynimizi yıkıyor, bizlere mutfak tezgahlarının, ban­yoların ve tuvaletlerin ne kadar kirli, mikropların ne kadar tehlikeli ve çirkin yaratıklar olduğunu, bebek­lerimizin, çocuklarımızın ne büyük bir tehlike içinde yaşadıklarını telkin ediyor, öğretiyorlar. Tek amaçlan tabi! eğer inanırsanız bizim sağlığımızı korumak! Bu arada denizleri, akarsulan , bütün doğayı, zehirli kimyasal maddeleriyle kirlettikleri pek çoğumuzun umrunda bile değiL

Amerikalıların “Five-second role (5 saniye kuralı) ”nı duydunuz mu bilmiyorum? Yaşlılar yere düşen bir yiyeceğin hemen (5 saniye içinde) alınması halinde kirlenmeyeceğini düşünürlermiş. Beşe kadar saymadan aldıysanız mesele yok. İngiltere’de bir üni­versitede yapılan araştırmada bu halk bilgisinin/özdeyişinin çok da yanlış olmadığı tespit edilmiş. Kurabi­ye, şeker gibi çeşitli yiyecekler, E. Coli ve Stafilokok bakterileri olan bir bölgeye düşürülüp farklı sürelerde bırakıldıktan sonra alınarak onlar üzerinde mikrop tayini(araştırılması) yapılmış. Sonuçlar yiyeceğin kirli alanda duruş süresinin kirlenme üzerinde etkili oldu­ğunu göstermiş. En çok bulaşma 5 saniye üzerindeki beklemelerde görülmüş. Yani bu “beş saniye kurak”, basit bir kocakan inanışı değilmiş.

Bir söz de olur olmaz antibiyotik kullanan ailelere: Vücudumuzdaki mikroplann çoğu (yaklaşık %85’i) sağlığımız için yararlı, az bir kısmı (%15’i) zararlı bak­terilerdir. Kendimizi sağlıklı hissetmemiz iyi ve kötü bakterilerin vücudumuzda dengeli bir oranda bulun­masına bağlıdır. İyi bakteriler, kötü bakterilerin sayı­sının artmasını engelleyerek sağlığımızı olumlu yönde etkilerler. Yerli yersiz, gelişigüzel antibiyotik kullanan kişiler vücutlarındaki iyi-kötü bakteri dengesini bo­zarlar; bu yüzden kendilerini sürekli hâlsiz ve yorgun hissederler ve zamanla da pek çok antibiyotik, hasta­lıklarda istenen etkiyi göstermez, tedavide etkisiz ol­maya başlar. Elbette bir hekim olarak “çocuklarınızı pis ortamda yetiştirin” demiyorum; sadece “temizliğin ölçüsünü kaçırmayalım” diyorum.

Aşın titiz ve korumacı yaklaşmanın sadece fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkisi yok elbette. Bu şekilde yetiştirilen çocukların hayatlannın ileriki dönemlerin­de obsesif, özgüveni olmayan bağımlı kişiler olduklan da pek çok bilimsel araştırmada tespit edilmiştir. Doğ­duğunda, hatta anne karnındayken bile geleceğine yö­nelik pek çok hayal kurduğumuz yavrularımızın ileride içe kapanık, pısırık, tek başına iş yapabilme yeteneği olmayan veya takıntılı insanlar olmasını sanırım hiç­birimiz arzu etmeyiz.

Çocuklanmızı elbette seviyoruz; çok seviyoruz

Aşırı titiz ve korumacı yaklaşmanın sadece fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkisiyok elbette. Bu şekildeyetiştirilen çocukların hayatlarının ileriki dönemlerinde obsesif, özgüveni olmayan bağımlı kişiler oldukları da pek çok bilimsel araştırmada tespit edilmiştir.

hem de. Küçükken çocuğumuza karşı takındığımız her türlü tutum ve davranış onun fiziksel ve ruhsal sağlı­ğını belirliyor. Sözün özü: “Ne ekersek onu biçiyoruz”.

Unutmamamız gereken bir husus var: Onlar, yani çocuklanmız, kendi başlarına birer bireydirler ve son­suza kadar evde dizimizin dibinde oturacak, bizim pişirdiğimiz yemeği yiyecek, yere düşen şeyi ağzına sokmayacak, hasta birisi ile yanyana gelmeyecek, ter­lediğinde sırtı değiştirilecek ve yiyeceği elimizle ağzına verilecek insanlar olmayacaklar.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı