Dini Felsefi Bilgilerİcatlar&Buluşlarİnsan ve Yaşam

Hanği Dünyadan’sınız ? Gerçek mi,Yoksa Sanal mı? 

Sizin Dünyanız Hangisi? Gerçek mi, Yoksa Sanal mı?

NLP Uzmanı ve Kaygı Terapisti Burcu Polatdemir, sosyal medyanın Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat gibi görüldüğü kadar masum olmadığını söylüyor.

Polatdemir, insanların olduğundan farklı görünmeye çalıştıklarını belirterek, olduğundan farklı görünmenin altında psikolojik birçok neden yattığını da sözlerine ekliyor. “Kullanıcı kendi benliğinden uzaklaşarak, sürekli kendini mutlu yansıtmaya ve beğeni almaya odaklanıyor. Bu beğeniler zamanla yeterli olmayıp daha çok beğeni talebine dönüşüyor ve bu da bağımlılık yaratıyor” diyen Burcu Polatdemir ile sosyal medya kullanımının geldiği boyutu, konuştuk.

Türkiye’de sosyal medya kullanımı, gün geçtikçe artıyor,bazı sosyal medya kullanıcıları için paylaşım yapmak  ve beğeni almak, yemek yemek, su içmek gibi temel bir ihtiyaca dönüştü. Bu kullanıcılar zaman zaman Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat gibi mecralarda, gerçeği eğip bükerek dijital dünyada kendini gösterme ve beğenilme kaygısı içine girebiliyor.

Bu durum, gerçek dünya ile sanal dünyası arasında bir kopuşa ve hayatın “-mış” gibi yaparak yaşanmasına yol açıyor.

Zihnimizi 5 duyumuzla yönetiyoruz NLP (Neuro Linguistic Programming), dil ile iletişimin psikolojik yansılarını ve bu konuyla ilgili teknikleri kapsayan bir alan. Aslında zihnimizi beş duyu organımızla yönetiyoruz.

Bebeklikten itibaren, dışarıdan bir kadın bizi seviyor, okşuyor ve besliyor. Biz bu kadının anne olduğunu yaptığı hareketlerin sıklığıyla anlıyoruz. Tabi o zaman daha bilincimiz yok ama bağ kuruyoruz. O kadının anne olduğunu bize söyleyen tüm algılar, o andan itibaren bu yaşımıza kadar devam ediyor. Bu algıların hepsini her an alamayız. Her an alırsak zaten zihin sağlığımızı koruyanlayız” diyen NLP Uzmanı ve Kaygı Terapisti Burcu Polatdemir, “5 duyuya odaklanıyoruz, bizi doğa bu şekilde programlamış.

Örneğin dışarıdan gelen arabaların sesini aslında duyuyorsunuz ama çoğu zaman algılamıyorsunuz ancak biri size hatırlattığında onu çağırıyorsunuz. Her şeyi her an alıyoruz ama aldıklarımızın hepsini algılayamıyoruz. İşte çocukluktan beri, nasıl bir ortamda yetiştiğinizin önemi buradan geliyor. Örneğin sürekli paranın konuşulduğu, şiddetin yoğun olduğu ya da anne baskısının yaşandığı bir ortamda yetiştiniz; bunların hepsi kişiliğinizi oluşturuyor. Fobiler, böyle oluşabiliyor. Örneğin, çocukluğunuzda bir gün dışarıda oynarken yan komşunuza köpek saldırıyor. Sizse bugün köpekten neden korktuğunuzu bilmiyorsunuz ama sokakta köpek gördüğünüzde yolunuzu

dcftiftiriyorvunuı Sorulduğunda bunu hatırlamıyorsunuz. Aslımla yıllar öncelinden kaydettiğini/ bir şey var orada. İşte NLP yöntemiyle yani telkinle o ana gittiğinizde o kaydı hatırlıyorsunuz. Çünkü biz her şeyi tutarız ama hepsini zihne çıkarmayız. NLP yöntemi o anı zihninize çıkarıyor” diyor.

Bütün mesele merak

Merak duygumuzu tatmin ediyoruz Bugün sosyal medya kullanım biçimlerinin bu durumla nasıl bir ilgisi olduğu ve sosyal medyada mutlu görünmenin gerçekten de bir ihtiyaç olup olmadığı konusunda çocukluğumuzdan örnek veren Polatdemir şunları söylüyor: “Bundan 20 yıl önce sosyal medya yoktu ama o zaman da herkes alt komşu ne yapar, üst komşu ne yapar diye merak ederdi. Peki, bugün sosyal medyayı niye bu kadar yoğun kullanıyoruz? Çünkü orada merak duygumuz.u tatmin ediyoruz. Çocukluğumuzdaki komşunun merakıyla şu anki merakımız arasında çok büyük bir fark yok aslında. Çocukluğumuzda o komşuların yaptığı da bugünkü ‘stalker’lık aslına bakarsanız. Burada Maslow’un ihtiyaçlar piramidine bir bakmak lazım.

En altta fizyolojik ihtiyaçlar vardır, sonra sırasıyla güvenlik ihtiyacı, ait olma ve sevgi ihtiyacı, saygı ihtiyacı ve en üstte ise kendini gerçekleştirme ihtiyacı yer alır, önce karnımızı doyurmamız, uyumamız gerekiyor, bunlar temel ihtiyaçlarımız. Daha sonra güvenlik ihtiyacımızı karşılamalıyız, eğer güvenli hissediyorsak sevilmeli, ait olmalıyız ve tabi ki övülüp takdir edilmeliyiz. İnsanız ve bunlar da bizim güdülerimiz. İşte sosyal medya bugün buna hizmet ediyor. Çünkü orada kimse kendi gibi olmak zorunda değil. İstediği taraflarını parlatabilir, çok güzel gösterebilir. Burnunu çirkin buluyorsa onu filtreleyebilir, sihirli bir ayna yaratıp bir şekilde farklı görünebilir. Dolayısıyla tatmin olur.”
çirkin buluyorsa onu filtreleyebilir, sinim un ayna yaratıp bir şekilde farklı görünebilir. Dolayısıyla tatmin olur.” “Böyle gösteriyorsun ama o değilsin”

Burcu Polatdemir, hayatımızdaki büyük ruhsal dalgalanmaların bu durumun yarattığı travmadan kaynaklandığını söylüyor. “Çünkü zihniniz size diyor ki, aslında orada böyle gösteriyorsun ama o değilsin. Kişi evde oturuyor ama sosyal medyada gittiği bir yeri gösteriyor. Ama orada değil ki ya da aslında gösterdiği ortam o kadar da harika değil. Çünkü orada bir şey farklı gösteriliyor” diyen Polatdemir, “Bu sağlıklı mı? Kişi bunu eğer hayatınm çok ciddi bir noktası haline getiriyor, günün çok büyük bir kısmını bu şekilde yaşıyorsa, gerçekten kopuş başlıyor. İşte burada tehlike çanları çalıyor. Çünkü bir kaçış var,

Kişi kendinden kaçmaya başlıyor

Kişi kendinden kaçıyor” şeklinde konuşuyor. “Zaten beni beğenenler burada beğeniyor” denilen noktada kopuşun başladığının altını çizen Polatdemir, “Orada daha çok beğenildiğini, takdir edildiğini düşündükçe gerçek sosyal hayatında, insanlarla iletişimi zayıflıyor, -mış gibi yapmak, hatalarını örtmek burada daha kolay oluyor, yani o dünya kendininmiş gibi gösteriyor. Maslov/un piramidindeki övülme, beğenilme kısmım burada yoğun olarak yaşıyor ve piramidin en üstüne çıkarak kendini gerçekleştirmiş gibi davranıyor. Kendini gerçekleştirmemiş bir bireyin böyle bir şey yapması uzun vadede sıkıntılar yaratabilir. Çünkü genelde bu tip benlikler kendini tam olarak kabullenemeyen benliklerdir. Oysa kişi saçıyla sürekli oymuyorsa saçıyla ilgili sıkıntısını önce kendisiyle çözmeli” diyor.

Hepimiz yalnızken bir kimlik yaratırız

Burcu Polatdemir, sosyal medyada kendini olduğundan farklı göstermenin, insanların araşma çıkma konusunda bir kaygı yaşattığım da belirterek şöyle konuşuyor: “Kişinin kendine güveni azalıyor ve kişi giderek yalnızlaşıyor. Çoğu kişinin son zamanlarda depresyon belirtilerini bu kadar sık dile
getirmesinin sebebi de bu. Çünkü anlattığı berile, kendi benliği arasında büyük bir boşluk var. Hepimiz yalnızken bir kimlik yaratırız. Siz yalnızken başka birisiniz, arkadaşlarpıızlayken başka biri… Sosyal medyada da başka bir kimlik oluşturuyoruz. Gerçek hayatta sosyal olarak kimliklerimiz var; anneyiz, öğrenciyiz, doktoruz vs. Ama şu an sosyal medyada kendi yarattığımız bir kimlik var.”

Her 5 dakikada bir telefona bakıyoruz Yapılan araştırmalar, her S dakikada bir telefonu elimize aldığımızı söylüyor. Yani telefon çalsın ya da çalmasın, meraktan elimiz telefona gidiyor. Yine aynı araştırma, insanların yüzde 60’ının “Benim hayatim diğerlerinden daha kötü” diye düşündüğünü gösteriyor. Ancak ne yazık ki görünen gerçek kişiler ve hayatlar olmamasına rağmen öyle zannediliyor. Bu durumla baş etmenin yolları içinse Polatdemir şunları aktarıyor: “Sizi uyaranlar olduğunda bile o mesaja bakmak istemezseniz, bakmazsınız. Önemli olan bu kontrolü sağlayabilmek… Sınırlama yapmazsanız hem benliğinizi hem de çokça zamanınızı kaybediyorsunuz. Eğer kişi bağımlıysa ve bundan da vazgeçemiyorsa mutlaka yardım almalı.”

Yapılan araştırmalar, her 5 dakikada bir telefonu elimize aldığımızı söylüyor. Yani telefon çalsın ya da çalmasın, meraktan elimiz telefona gidiyor. Yine aynı araştırma, insanların yüzde60’ının “Benim hayatım diğerlerinden daha kötü” diye düşündüğünü gösteriyor. Ancak ne yazık ki görünen gerçek kişiler ve hayatlar olmamasına rağmen öyle zannediliyor.

Not:Mekalemizi beğendiyseniz sosyal medyada paylaşırmısınız

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı