Anne Çocuk

Kız ve Erkek Çocuklar Neler Öğrenmeli

Kız ve Erkek Çocuklar Neler Öğrenmeli

Kız ve Erkek Çocuklar Neler Öğrenmeli Nasıl Ögrenmeli?

İnsan doğasının eğitim ile nasıl biçimlenebileceğin! belgele­yen bu araştırmaların sonuçlan ile neden bu denli yakından ilgi­ydim dersiniz?

Bir  çocuğunun büyüdüğünde kadın, bir erkek çocuğunun büyüdüğünde erkek olacağını yalnızca doğa belirleseydi ve bir ka­dının ve bir erkeğin nasıl yaşayacakları hakkında tek söz sahibi doğa olsaydı cinsiyet rolü eğitimi üzerine fazla kafa yormamıza hiç gerek kalmazdı.

 

Ancak eğer biz cinsiyet rolünün toplumsal etkilerle şekillen­diğini bilirsek ve ana baba olarak bizim verdiğimiz eğitimle kendi cinsiyetine uygun rolü benimsettiğimizi kavrarsak, o zaman kendi­mize şu soruları da sormamız gerekir.

  • Çocuğumuz nasıl bir erkek, nasıl bir kadın olmalı?
  • Yaşamın kendilerine yüklediği görevi yerine getirmek için kızımız ve oğlumuz neler öğrenmek zorunda?

ERKEK VE KIZ ÇOCUKLAR İÇİN AYNI EĞİTİM

Bir toplumda kız ve erkek çocukların katı bir şekilde belirti rolü oynamaya itilmesi, kaç yeteneği,’ kaç cevheri söndürüyor kim bilir! Bir erkek çocuğunu tek yönlü erkeklik idealine ve bir kız çocuğunu tek yönlü kadınlık idealine göre yetiştirdiğimizde nelerin olabile­ceği hakkında yalnızca belirsiz bir fikre sahibiz, o kadar.

Canı acıdığı halde ağlamasını yasakladığımız erkek çocuk otomatikman duygularını bastırmaya ve mümkün olduğunca duy­gusuz olmaya zorlanır. Kendine her an için hakim olmayı öğrenen bir çocuk zamanla ruh durumunu, ruh durumundaki iniş çıkışlarına izin vermez derin bir duyarlılığa yaşamında yer vermez.Buna ek olarak belirti bir sertlik ve duyarsızlık geliştirir, ileride, yüreğinden çok kafasının sesini dinlemek ona daha kolay gelir.

 

Erkek çocuk eğitiminde savaşçı yetiştirmek en önemli hedef kesinlikle olmamalı ve duygusallığa teslim olmayan bir yetiştirme ilerde kötü sonuçlar oluşturur  akıl yürütme alışkanlığı kazandırmak biraz daha anlamlı olabilirdi belki İki dünya savaşı ve o günden beri gitgide artan saldırganlık ve kaba güç bu tip bir eğitim hedefine karşı bizi daha uyanık olmaya zorladı. Dünyamızı barışa yönelten, barışçı erkekler yetiştirmek  istiyorsak, oğullarımızı huzura daha fazla önem veren, duyguları incelmiş, derinleştirilmiş, kendilerini yumruklarıyla değil, duyarlı foklarıyla kabul ettirmesini öğrenmiş insanlar olarak yetiştirmeye başlamalıyız. Yalnızca böyle eğitilmiş kimseler içlerinden yükselen saldırganlığa hükmedebilir ve yeterince açık, duyarlı bir insan olarak çevrelerindeki insanların duygularını kolayca algılayarak  onlara saygı gösterebilirler.

Ancak büyük, dünya çapında ilişkileri hayal etmeye çalış­makla bu tür düşüncelere varamayız. Oğlumuz erkek olduğunda yapması gereken günlük, sıradan işleri kafamızda şöyle bir canlan­dırmak yeterlidir. Bir düşünelim: Küçük oğlumuz yeni bir yüzyıla i : girdiğimizde mesleki kariyerinin başlangıcındaki genç bir erkek olacak, belki de kendine bir aile kuracak. Meslek yaşantısında ondan ilk elde, bir gruba ayak uydurması ve diğer grup üyeleri ile birlikte çalışabilmesi beklenecek. Bu, takım yeteneği olarak adlan­dırılan bir olgudur. Bugünün babalarına göre kendi ailesine daha fazla zaman ayırabilecek. Çocukları ile birlikte öğrenmek ve oyna­mak kadar heyecan verici, gençleştirici başka hiçbir hobinin olmadığını keşfetme şansına sahip olacak. Karışma karşı koruyucu ye gözetici efendi olmak zorunda kalmayacak. Daha çok işe yarar bir insan olacak; birlikte yaşamaya değer her şeyi, sevgiyi hüznü,mutluluğu paylaşabilin bir insan.

GÜNLÜK YAŞAMIN GETİRDİKLERİ İLE YETİNMEYİN OĞULLARIMIZA KAZANDIRMAK İSTYORSAK, ONLARI SERT, SOĞUK BİR MANTIK SAHİBİ, DEGİLDE YANLIŞLARINI, HATRINI GÖRMEYE, KABULLENMEYE İZİN VERMEYEN SAÇMA BtR GURUR TAŞIYAN BİR İNSAN OLARAK YETİŞTİRMEMELİYİZ.

Her şeyden önce oğlumuza duyarlılığı ve duygusallığı öğret­meliyiz. Bu yetenekler, bugüne değin yalnızca kadınlara ve kızlara özgü olarak düşünüldüğünden kız çocuk eğitiminde kazanılan de­neyimleri erkek çocuk eğitimine de aktarmalıyız.

Bu görüş tarzım içimize sindirmişsek, davranışlarımızı yal­nızca bu düşünceler belirliyorsa, o zaman aynı şeylerin kız çocuk eğitimi için de geçerli olduğunu anlamak bize zor gelmiyordun

Kız çocuğuna oyuncağını bozmayı yasaklamakla onda nelere yol açtığımızı biliyor muyuz? (“Kızlar hiç oyuncaklarını kırar mır) Onun oyuncak trenle oynamasını engellediğimizde ortaya çıkacak olan sonucun bilincinde miyiz? Bu şekilde davranmakla bu kız çocuğunda, mantıklı düşünme ve tekniğe ilgi duyma gelişimini ve oluşumunu engellemiş oluruz. Bunun yerine, alışılmış şekilde, on- daki duyarlılık yeteneğini ve duygusallığı teşvik ederiz: Bir kız çocuğun oyuncak ayışım sevip okşamasını, hasta bebeğine ilgi göstermesini hoşlanarak izleriz. Bu kız çocuğunun entellektüel gelişmesinin geri kalması, doğa bilimleri derslerinde kötü bir öğ­renci olması, sonunda kendisinden iyi bir ev kadını ve anne olabi­leceği ortaya çıkmakla birlikte bağımsız düşünebilmeyi gerektiren herhangi bir meslek eğitimde başarılı olamaması bizi hiç şaşkınlığa düşürmemeli. Artık eskimiş hedeflere göre eğitilmiş bir kız çocuğu birden kendini bir çıkmaz sokağın içinde bulaçaktır: Bugün bir kadından yapması talep edilen hiçbir yeyin hakkını veremiyeceği  kadın rolüne giydirlmiştir birkere.

Sayıları hızla  artan iş kadınların bugün yaşamı üç bölüme ayırmıştır.

  • İlk bölümde (oluşan) meslek eğitimi, hayat arkadaymı bulma, ev kurma ve belirli bir yayam standardına erişme, evlilik ve aile yer alır.
  • ikinci bölümde (ev kadını-annelik dönemi) kadınlar iş yaşantısından koparlar ve kendilerini çocuklarının eğitimine adarlar
  • Üçüncü bölüm (olgunluk ve bağımsızlık dönemi) genelde çocukların annenin yakın ilgisine gerek duymadığı dönemde bay­lar. Kadınlar iş dünyasına geri döner ve tıpkı erkek gibi iş ve boş zaman insanının çifte rolünü oynamaya başlar.

Çağımızda kadının geçirdiği evrelerin en kısası, daha bugün­den ev ve annelik dönemi olmuştur. Bu yüzden eğitimde bu kısa dönemi gözönüne almak büyük bir sorumsuzluktur.

Bir kadının yaşantısını dopdolu hissetmesi, yaşamını anlam­lı bulması, birinci ve üçüncü yaşam bölümlerindeki varoluş derece­sine sıkı sıkıya bağlıdır.

Bunun sonucunda:Doğal olarak günümüzde de bir kız çocuğu iyi bir ev kadını ve iyi bir anne olmayı öğrenmelidir; ama iyi bir ”ev erkeği’ ve iyi bir baba olmayı öğrenen bir erkek çocuğunun boyutlarında. Kız çocuk­lar için meslek öğrenimi erkek çocuklara göre çokjdaha önemlidir, çünkü bir erkek çocuk hiç engelle karşılaşmaksam kendisini mes­leğinde derlemeye adayabilir. Kız çocuğunun öğrendiği meslek ne kadar iyi olursa, ilerde ev kadını ve annelik dönemi gereği verdiği aradan sonra yeniden iş yaşamına dönebilmesi önemlidir.

Yüksek öğrenim sonucu elde edilen meslekler kız çocuklarına özellikle uygundur: Bunun sağladığı en büyük yarar, uzmanlaşmayı ileride kendi kendine öğrenim yaparak sağlayabilmesidir Mesleğe ara verilen dönemde yaşanan boş somandan meslek bilgilerin artırılmasıda yararlı olabilir. Kadın sonradan iş dünyasına dön­düğünde daha yüksek bir mevki elde edebilir. Bu iği mesleklerin büyük bir hısım yarım gün çalışma de de uygulanabileceğinden, kadın en küçük çocuğu yuvaya başlar başlamaz iş hayatına döne­bilir.

Bu düşüncelerden yola çıktığımızda kız ve erkek çocuk yi­timleri arasında ayrıcalık gözetmenin gitgide daha zorlaştığım he­men farkederiz. Bunun için de:

Bugüne değin alışılagelen kız çocuk eğitimi en acil şekilde er­kek çocük eğitimi düzeyine çıkartılmalıdır.

Yaşamın yalnızca kızlara ya da yalnızca erkeklere açık belirti alanları olmadığındım kızlar ve erkekler aynı şekilde eğitilmelidir. Yalnızca eşit eğitim, fazların ve erkeklerin aynı yetenekleri geliştir­melerini, içinde büyüdükleri yaşamın koşullarına ayak uydurabil­melerini sağlar.

Erkeğe ve Kadına İnsan Olmayı Öğretelim Öncelikle

Üçüncü yaşam yıllarının herhangi bir anında çocuklar ilerideki yaşamlarının tümünü belirleyecek bir deneyim kazanırlar.

“BACAKLARIMIN ARASINDA BİR ŞEY VAR!”

 

Dört vaşmdaki Hans ile üç vakıadaki Helga banyo küvetininde oymuyorlar. Oğlan birdenbire öne« şaşkınlıkla, sonra da Myılmseyerek kıakaıdeşiae bakıp, bacaklarının arasını gösteriyor ve şöyle bağırıyor “Hey, senin pipin yok  Kız belden aşağısına bakıp gerçekten pipisi olmadığını farkedince, bir eksikliği olduğuna inanıp acı acı ağlamaya başlıyor.

Banyoya giren bir anne üçhuçuk yaşındaki km Petra’yı garip bir dununda görür: Çocuk kilotunu çıkartmış, eteğini yukarı çek­miş, bacaklarını iki yana açıp karnım şişirerek, üzerinde durduğu oturağa çişini yapmaya çalışmaktadır, tıpkı bir erkek çocuk gibi

Aile güneşli bir günde, deniz kenarında güzel havanın tadım çıkartmaktadır. Kumlan havalandın havalandın oynayan dört yaşındaki erkek çocuk çevresini rahatsız etmektedir. Az sonra da gözyaşları içinde, koşa koşa babasının yanına gelip sızlanır “Pipi kestirmek istemiyorum!” Durum az sonra anlaşılır. Yaşlıca bir hanım oğlan yaptığı yaramazlığa son vermezse pipisini kesmekle tehdit etmiştir.

Bu üç örneğin belirttiklerine gelince:

  • Erkek çocuklar pipi sahibi olmaya karşı iki yönlü tepki gös­terirler: Bir yandan sahip oldukları bu nesne onlar için gurur kaynağı olurken diğer yandan da bu varlıklarım kaybetmektik korkarlar.
  • Kidar ise belirgin bir şekilde düş kırıklığına uğrar: Kendi­lerini erkek çocuklarla karşılaştırdıklarında başka türlü yaratılmış olarak görürler. Yaradılışlarındaki bu başkalık bir şeye sahip ol­mamaktan kaynaklamr. Kızlar kendilerini eksik hissederler.
  • Erkek ve kız çocukların bir şeye sahip olma ve olmamaları­nın bilincine varmaları doka çocukluk çağında iki cinsiyet arasındaki ilişkiyi belirler: Kızlar, erkekler gibi olmak İster, erkekler ise tam tersine, kesinlikle kızlar gibi olmak istemez.

ANA BABALAR BU NOKTADA MÜDAHALE EDİP BAZI İZLENİMLERİ DÜZELTMEYE ÇALIŞMAZLARSA, GENEL OLARAK CİNSELLİĞE, ÖZEL OLARA HEM KENDİ HEM DE KARŞI CİNSE KARŞI SON DERECE YANLIŞ TUTUM­LAR ORTAYA ÇIKACAKTIR.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı