Teknoloji&Bilim

Oyun Nedir, Oyun Nasıl Neden Oynanır?

Oyun Nedir, Oyun Nasıl ve Neden Oyun Oynanır?

Oyun Nedir, Oyun Nasıl ve Neden Oyun Oynanır? Bilgisayar Oyunları ve Oyuncuları

Bir çok insan hala bilgisayar oyunları ve oyuncularıyla ilgili saçma sapan ipe sapa gelmez ön yargılar taşımaktadır, bunları biraz dağıtmak ve işin ciddiyetini kavramaya yardımcı olmak gerekli. Oyun nedir, neye yarar onu bir açalım.

Bilgisayar oyunları sanal gerçekliktir temelde, oyunlarda gerçek hayatta yapamayacağın ya da yapmayacağın şeyleri yapar denersin deneyimlersin. Oyunlar, yani ‘’videogame’ler’’, gerek oyun konsollarında, gerek bilgisayarlarda kullanılmak üzere tasarlanmış uygulamalardır. Oyunlar, her yaş grubuna hitap edebilirler, çocuklara yönelik oyunlar olduğu gibi yetişkinlere yönelik oyunlar da mevcuttur, hatta oyunların yaş sınırları vardır filmler gibi, bir çok oyunun belli yaş gruplarınca oynanması yasaklanmıştır, bu bilgi oyunların sitelerinde, kutularında ya da online satışlarının yapıldığı Steam / Origin gibi platformlarda açıkça dile getirilir böylece uygun olmayan yaştaki insanların kaldıramayacakları oyunları oynamalarının oynanması engellenmeye çalışılır.

Esasen, oyun, interaktif bir film / kitap gibidir, oyun senaryoları çoğu zaman sıradan bir filmden diziden ya da kitaptan çok daha komplekstir, hatta kendi kitapları çıkar bazen konuları çok derinlikliyse, bazen de kitap ya da filmler oyunlaştırılır, tecrübesini genişletmek için. Mesela sıradan Lord of the Rings meraklıları sadece kitabını okumuş ya da filmini izlemişken bir oyuncu şimdiye kadar hikayeyi bizzat karakterle kendisi oynamış, savaşlarda bizzat rol almış, hatta ordularını dahi yönetmiştir, tecrübesi sıradan insanlara göre çok daha derinlemesinedir.

Bu kapsamda oyunlar oynayanlarına son derece genişletilmiş bir eğlence ve tecrübe dizisi sunarlar.Sıralamak gerekirse, oyunlar insanlara aşağıdaki şansları verir:

1- Bir insan ömrü süresinde birden fazla hayat yaşama

2- Hayatta karşılaşılması nadir olan sorunları önceden tanıma ve çözme

3- Yeni bilgiler öğrenme yeni kültürler tanıma

4- Dil geliştirme ve bu dili aktif olarak uygulama

5- Kendine benzeyen, aynı zevk ve fikirleri taşıyan insanlarla tanışma

6- Deşarj olma ve stres atma

Oyunlarda ne yaparız? Sürekli olarak irili ufaklı sorunları çözeriz. El, göz, beyin koordinasyonumuzu geliştiririz, yaratıcılığımızın sınırlarını zorlarız ve bunu yaparken bir takım hikayelere dahil oluruz. Oyun oynarken bir kitap veya filmde asla olmayacağı gibi konuya sen bizzat dahil olursun ve çoğu zaman konunun gidişhatını dahi etkilersin, olayların arkasındaki detayları gözlerinle de görürsün. İnsanlar oynadıkları oyunlara göre de zekalarını gösterirler dikkatli bakıldığında.

Oyun ve Oyunların belli başlı türleri vardır:

1- Macera / Adventure : Sıradan bir filmden çok daha derin bir hikaye kurgusunda ana karakteri canlandırırsın, sahnelerde dolaşıp eşyalar toplar insanlarla konuşur onları yönlendirir onlardan bilgiler alırsın, hikayeyi yaşarken karşına çıkan sorunları da çözersin, öldürme içermez çok fazla sorun çözme bulmaca çözme mantık yürütme ağırlıklıdır. Yavaş bir temposu vardır nispeten.

2- Strateji / Strategy (RTS — Real Time Strategy,TBS — Turn Based Strategy) : Belli bir hikaye ve ya tema doğrultusunda savaş operasyonları yönetirsin, askerler idare eder savaş ekonomileri yönetirsin, gerçek hayatta devletlerin nasıl işlediğine savaşların nasıl işlediğpine dair fikirler elde edersin ve bu doğrultuda stratejiler kurup gerçek insanları feda etmeden milyonları savaşa sürersin, hedeflerini tamamlayarak hikayeyi ilerletirsin

3- Rol Yapma Oyunları / RPG — Role Playing Game, FRP — Fantasy RPG: Macera türüne çok benzerler, hatta maceradan daha detaylıdırlar, üstelik öldürme ve yıkım dökümü de içerirler. Gerçek hayata en yakın çizgiyi çizerler, karakter yaratırsın geliştirirsin insanlarla konuşur ya da öldürür hikayede ilerlersin, açık ve serbest bir dünya vardır genelde, sahneyi ve neler yapacağını oyunun verdiği imkanlar doğrultusunnda sen belirlersin, bir gün nükleer savaştan çıkmış bir survivor, bir gün ejder öldüren şövalye, bir gün hırsız bir gün hırlı olursun.

4- Simülasyon / Simulation: Araba kullanmaktan şehir yönetmeye, insan idare etmekten uzaya roket fırlatmaya, futboldan baskete gerçek hayattaki tüm meslek dallarını simüle ederek içinde yaşadığın genelde konudan çok tamamen işin yapılmasına odaklanan ziyadesiyle öğretici ve en zor oyun dallarından biridir. ister translatlantik yüzdürürsnü ister kocaman şehirlere vali olursun ciddi analitik ve el becerisi yeteneğini birleştirmen gereken türdür.

5- Shooterlar / FPS — First Person Shooter, TPS — Third Person Shooter: Belli bir hikaye doğrultusunda üstün bir kahramanı canlandırdığımız, çoğunlukla tek başımıza hareket ettiğimiz oyunlar. Bu oyunlarda karakter geliştirmesi pek yapılmaz daha çok hazır bir karakterin hazır hikayesi üzerinden hareket edilir. Daha çok silah kullanma odaklıdır, mouse becerin hızlı algınla nispeten daha basit bulmacaları çözerken senin bunları yapmanı engellemeye çalışan düşmanları öldürürsün, hız beceri zeka hepsini bir anda işletmen gerekir. Hikayeleri daha çok aksiyon bazlıdır felsefi derinlikten öte.

6- Arcade Oyunlar / Platform Oyunları : En basit şekliyle Super Mario, Pac Man gibi konusu da evreni de çok fazla ön planda olmayan, daha çok oyuncunun klavye / gamepad kullanma hızına bağlı bir miktar da bulmaca çözümü içeren oyun türü, atlar zıplar bonuslar toplar bişeylerden kaçar bişeyler öldürürsün sonunda yaptığın aşırı hızlı bulmaca çözmektir. Gerçek hayat dinamik ve dengelerinin aranmadığı, oyunun kendi kurallarına bağlı kalarak oynanan oyun türüdür, aksiyon eğlence hızlıca bir oynayıp ter atıp çıkmaya uygun oyun tipidir.

Bir çok oyun bu türler arasında bağ kurmuştur aynı zamanda, karma tür olarak karşımıza çıkar bu oyunlar. Ayrıca oyunların neredeyse tamamı online olarak başka oyuncularla da oynanabilir (adventure hariç), online oyunlarda yetenek ve bilgini bilgisayara değil başka insanlara karşı da kullanırsın, onlarla çarpışırsın.

Oyunlarda elde edilen geliştirilen yetenekler beceriler gerçek hayatta %95 kullanılır, lisede üniversitede öğrendiklerini o oranda kullanmazsın hayatında. Oyunlar sana birden fazla hayatı aynı anda yaşama imkanı verir, tecrübeni sıradan oyun oynamayıp yaşayan birine göre kat be kat arttırmanı sağlar. Bu yüzden oyun oynamayı hayatının değişmez parçası haline getirmiş çok yönlü oynayan ve hayatlarıyla oyun oynamayı entegre etmiş antisosyal olmayan oyuncuların hepsi gerçek hayatta daha derin düşünebilen, daha açık ve ileri fikirli, daha bilgili ve yetenekli daima büyük resmi görebilen ve çözebilen insanlardır. Günümüzde yapılan bir çok araştırma da bu dediğimi desteklemektedir. Oyuncuların çoğu gerçek hayattaki facia ve felaketlerde sıradan insanlarda hızlı ve doğru reaksiyon vererek hayatlar kurtarmaktadırlar, yapılan testlerde beyinlerinin diğer insanlara göre çok daha atik ve hazır olduğu, tetikte olduğu ispatlanmıştır. Çoğu oyuncu neredeyse bu saydığım türdeki oyunların hepsini oynar şu ya da bu şekilde, tür ya da oyunlardan birine takık kalanlar genelde sorunlu tiplerdir başka oyuna ya da türe yeteneği yetmediği için inatla aynı şeye devam edenlerdir, bu tür insanlar diğer oyuncularla da sürekli takışırlar en üstün oyun şu ben onu oynuyorum hepinizden iyiyim üstünüm tartışmaları çıkarırlar, son derece de sevimsizdirler. Nihayetinde oyunculukta da çok yönlü olmak kalite göstergesidir, tek oyunu 15 yıl oynamak değil. Hani derler ya bir dil bir insan diye, bir oyun bir hayattır, bin oyun bin hayat.

Özetlemek gerekirse, oyun, insana birden fazla hayatı aynı anda yaşama fırsatı verir, vizyon geliştirir, bilgi aktarır, bilgiyi bilgiyle kırdırır test ettirir, öğrenileni hemen uygulama imkanı verir, ve oyun oynamayan, hayatında oyun oynama elementi bulunmayan HERKES istisnasız oynayanlara göre daha bilgisiz, sığ ve tecrübesizdir. Bu yorum insanları rahatsız edecektir ama bir gerçektir, ve oyun oynamayan insanların oyuncuları neden anlayamadığı ve hor görmeye çalıştığı gerçeğini de anlaşılır kılacaktır. Çünkü, insanın isterse tüm dünyayı dolaşma fırsatı olsun, istersen çok zengin ve imkanlı olsun, oyunların sağladığı imkanlarla kısacık sürede 30 mesleğin bilgi tecrübesini aynı anda hem de fiziksel sınırlardan bağımsız olarak kimse oyunlar dışında bir yerde öğrenemez uygulayamaz, yaşayamaz, fiziksel olarak mümkün değildir. Üstelik oyun sektörünün gelişimini düşünürsek, gittikçe daha gerçekçi hale gelen daha derinleşen oyun mekanizmaları, gerçek hayatı bir noktada geri bırakacak, manasızlaştıracaktır.

Bir başka çarpıcı nokta ise, oyuncuların sanıldığı gibi antisosyal olmadıklarıdır, tam tersine oyunlar sayesinde tanıştıkları kaynaştıkları yakın arkadaş çevreleri olan tecrübelerini birlikte paylaşıp geliştiren insanlardır. Sadece sıradan insanlar fazla sıkıcı geldiği için onlardan uzak dururlar bi zaman sonra. Oyuncular kendi çevreleriyle görüşmeyi sıradan insanlar ve onların ön yargılarıyla uğraşmaya doğal olarak tercih ederler. Kadınlara gelecek olursak, genelde oyun oynamayı sevmezler, kadınoyuncular video-oyun çevresinde altın değerindedir ziyadesiyle sevilir sayılırlar çünkü chainbreaker (zincirlerini kıranlar) olarak görülürler. Kadınların oyun camiasına uzaklıklarıyla ilgili türlü teori üretilebilir ama uzak oldukları gerçeği hepimizin önündedir ve bunun erkek egemenliğiyle ya da erkeklerin oyuncu kızları yanlarında istememesiyle en ufak bir alakası yoktur. Kadın oyuncuların çeşitli engelleri aşıp oyun dünyasıyla tanışıp içine girmeyi seçmiş olmaları oyuncular tarafından saygıyla karşılanır, çekici bir özellik olarak görülür. Çoğu kadın için gerçek anlamda bir ilgi alanı olarak bilgisayarda ya da konsolda oyun oynamak çocukça ve ergencedir bu yüzden de bu devasa tecrübeden uzak durur, sığ kalırlar, sağlam oyuncular da sıradan kızlara bu yüzden çok tahammül edemez onlarla ya ilişki kurmazlar ya da kurarlarsa oyun hayatlarının dışında tutarlar. İşe bu ilgisizlik ya da bağlantı yoksunluğu da oyuncuların sıradan insanlarca asosyal, sosyal anlamda beceriksiz sanılmalarına yol açan ön yargıyı ortaya çıkarır.

Şöyle düşünmek gerek, evrenin öteki ucuna kadar uçup yıldızların arasında savaşmış, nice maceralarla dünya ve paralel evrenleri gezmiş, dev ordular yönetip nice savaşlar görmüş, hepsini de hayatının çeyreği kadar sürede yapmış bir insan, bunları yapmamış ve tecrübesini aşağılamaya kalkan, yok sayan insanlara baktığında ne hisseder? Unutmamak gerekir ki beyin için tecrübenin nereden geldiği hiç bir şey ifade etmez, beyin için tecrübe tecrübedir. Napolyon’un yönettiği savaşı bilgisayarda yönetip tarihi orada yaşamış ve değiştirmiş birisi Napolyon’un atının kokusu neye benzer bilmese de Napolyon’un kafasının nasıl çalıştığını ve neler düşündüğünü anlayabilir, onunla bağlantı kurabilir. Örneğin neredeyse tüm İkinci Dünya Savaşı oyunu meraklısı oyuncular savaşın gazileriyle karşılaştıklarına şaşırtıcı bir şekilde ortak anılar paylaşabilmekte ve birbirleriyle empati kurabilmektedirler. Üstelik işin en güzel tarafı, birileri hayatlarını, arkadaşlarını, akıl sağlıklarını savaşlarda feda ederek bu tecrübeleri elde ederken oyuncu, kimsenin ölmesine, zarar görmesine gerek kalmadan bu tecrübenin özünü oyunlardan alabilmiştir. Oyun hayattır, bir yaşamda birden fazla yaşamı tecrübe etme sanatıdır, bilgisayar başında boşa harcanmış saatler değildir. Bu yüzden de bir oyuncuya kalkıp ‘’ay hala mı oyun oynuyorsun’’ ya da ‘’ya şu oyunları şu kadar ciddiye alma’’ dediğinizde de iki kere düşünün, oyun oynamayı bırakmak tüm diğer hayatlarını feda edip tek hayatın sıkıcı, sığ ve imkanları yoksun şartlarına dönmek demektir.

Son olarak ta oyun endüstrisi bir çok endüstriden çok daha büyük bir endüstridir, 91 milyar dolardan büyüktür hacim olarak (üstelik bu donanım / hardware’in çoğunu kapsamıyor bildiğim kadarıyla). Bu sektör aynı zamanda kendi içerisinde olimpiyatlara dönüşmekte olan bir spordur da, e-spor denilen sektörde yüksek düzeyli müsabakalarda oyuncular milyonlarca dolar kazanmaktadırlar.

Bu yazı bir tepkidir, sosyal medya ve toplumun yasakçı, ahlaksız, tekdüze ve gerizekalıca yaşantısına, kuralları ve adetlerine verilmiş bireyci, liberteryen, transhümanist, fikir özgürlükçü bir tepkidir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı