Faydalı BilgilerKültür-Sanat

Perspektif Üzerine

Perspektif Üzerine İki Kelime

Latince ‘perepectivus’, Türkçede kullandığımız haliy­le ‘perspektif. TDK iftiharla sunar ‘bakış açısı’. Sözlük anlamından da anlaşılacağı üzere göreceli olarak yo­rumlanabilir.

Perspektif ‘geometri’ ile ilişkili olduğu ras­yonel boyutta dogmatiktir. İzleyici konumundaki özne­nin bakışının, öznenin bakışına benzetilerek özneye sunulduğu boyuttaki gerçeklik göreoelidir. Fikir aynlığı yaratacak birçok nokta söz konusudur. Gerçek nedir? Gerçeklik nedir? Gerçeğin çizimi onun bir parçası mı yoksa taklidi midir? Değişen cevaplar, uzayan tartış­malar…

Öznenin dünyasına bakışını, perspektif aracılığıyla tasvir eden sanatçılar görmenin tarihinde bir devrim yarattılar. Perspektif resimleri bakışın tasviridir ve izleyi­ciye dış dünyayı bir resim olarak kavramayı ya da kendi resmine dönüştürmeyi öğretir. Sanatçılar bakış kavramını merkeze koyduktan anda Heideggerln dediği gibi dünya ‘resim’ oldu. Var olduğuna inanılan gerçeklik dünya idi ve onun tasviri gerçeğin aktanmıy- dı. Fakat perspektif resmi görme algımızla anabgtu. Görerek algıladığımız gerçekliğin, zihindeki görsellerle uyuşmasına bağlı bir gerçeklik yaratımı söz konusu­dur.

İzleyiciye düz bir yüzeyde üç boyutlu bir mekân hissi verilir. Doğada örneği olmaması nedeniyle bu aslında perspektif resminin kendi içinde barındırdığı bir paradokstur.

Batıda Alhazen adıyla bilinen Ibnü’l-Heysem’e göre, imgeler insanın gözünde değil, hayal gücünde oluşu­yordu; hayal gücü ise içsel duyularla zuhur ettiğinden, dışsal duyulara hitap eden imgelerle tasvir edilemezdi. İmgeler ancak hayal gücü ile göz arasındaki engelin .ötesinde, beyinde oluşuyordu ama hiçbir görme teori­sinin Yaşamadığı bir alandı bu. ‘Bakış’ kavramını me­tafizik boyutuyla ele alan bir düşünüş biçimidir.

Perspektifin izleyicide uyandırdığı gerçeklik hissinden yola çıkarak neden-sonuç ilişkisi kurulması irdelenen kavramın başka bir boyutta tartışılmasına neden olur. Gerçeklik hissinin öznede bıraktığı etkileyicilik, öznenin aradığı ‘gerçekten daha önemli hale gelir. Oldaymış gibi hissetmek, orada olup olmamanın önemini unuttu­rur. Resimdeki geometri öznenin bakışı ile aktaran ki­şinin bakışı arasındaki bir koridordur. Bakışla yaratılan mekân bu koridorla özneye bağlanır.

“Perspektif kod bir izleyicinin fiziksel varlığından yola çıkar. Bu anlamda kaçış noktası, izleyiciyi temsil eden ve görünür kılan bir sistemin çapasıdır. Merkezi görme ışını bakışı yine bakışa yönlendirir.”(Norman BRYSON, 1983)

Gerçek arayışından, perspektifin etkileyiciliğine rağmen vazgeçmeyen bir kitle her dönemde varlığını korudu. Sorular ve eleştirilerle masaya yatırdılar pers­pektifi. 17. yüzyılda Hollanda’da kadavra üzerinde ya­pılan anatomik incelemeler ‘anatomik tiyatro’ adı altın­da izleyicilere sunulmuşsa, bahsi geçen kitle de eleşti­rilerini yeni teknikler aracılığıyla izleyiciye sundu. Sa­natçılar figürlerini deforme ettiler, ellerindeki boyalan tuvale fırlatmaktan kaçınmadılar ama hep bir arayış­taydılar. Kendilerini tablo gibi sunarak izleyicinin sadece izleyici olarak kalmamasını istediler. Perspekti­fin bilimi ile uğraşan kitle ise sanal gerçekliğe kaçışın- yolunu aradı. Değişmek, değiştirmek tehdit olarak gö­rülmeden yeniyi ve daha ileriyi keşfetmeye çalıştılar. İşin aslına bakarsak, bakış konusuna Rembranfın “Dr. Tulp’un Anatomi Dersi” tablosundaki gibi herkesin ka­fasını çevirip başka yönden baktığını görebiliriz. Herke­sin bakışını odakladığı nokta farklı oldu. Tek bir doğru yoktu. Derinliği veren ne siyah ne de beyazdı aslında.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı