Anne Çocukİnsan ve Yaşam

Reklam Arası Çocuk Alırmıydınız?

Reklam Arası Çocuk Alırmıydınız?

Reklam Arası Çocuk Alırmıydınız?

Çocuklar üzerinden reklam yapıp i duygulan sömürmek hiç akıl kârı değil. Küçük sabileri yıpratmaya hiç gerek yok. Hele bir de devamlı onları büyük sınıfı­na sokmaya çalışan reklamlar var ki onlar daha sinir bozucu.

Ruha dokunamayan ka­pitalist dünya daha fazla satmak için gittikçe yaş oranını düşürüyor. Potansiyel kitleyi her daim aktfi ve etme peşinde. Bedenine büyük gelen vazifeyi taşıma ya çalışan masumlar, büyüklerin elinde oyuncak oluyor. Biraz vicdan, biraz meşhur ifade ile empati ve biraz da daha güzel bir gelecek için çocuklarımıza çocuklukları­nı yaşatalım…

Eskiden gazeteler çocuklar için maket ev­ler, arabalar, çiftlikler verirdi. Ailecek oturulur, birlikte şen şakrak yapılır ve salondaki televizyon dolabının yanına konurdu Dijital dünyaya kapılan gençliğe maket yapmaktan vazgeçti gazeteler. Hey gidi günler hey. Gazete gelmeyen köylerde çocukla­rın tadı damaklarında kalırdı. Bangır bangır reklam­lara bakıp iç geçirirdik usul usul…

Türkiye Çocuk ile gelecek hayalleri kuran ben, Ziraat Bankasının çocuk dergisi ile okumamı ilerle­tirdim. Geçen sene bir bankada çocuklar için ücretsiz okuma kitabı çıkarmıştı. İçimi sıcak bir sevinç kapladı. Aldım çekinmeden üç-beş tane. Paraya kapılmadan ara sıra böyle güzel şeylerde yapın bankalar. Hep kredi kul­lanmak için gelmeyelim size ya da ısınmak veya serinle­mek için.Yaz tatillerinde bir ustanın ya­nma çırak verilme olayı bitti mi? Pek rastlayamaz oldum bu duruma. Şim­dinin “şehir çocukları” yaz kamp­larına gidiyor. Köy çocukları inek, koyun gütmeyi çoktan bıraktı. Ço­cuklara meslek öğretelim.

Yaz tatilleri çocukların camii ile buluştuğu anlar. Gü­zel imamlar işiniz büyük, camileri çocuklara sevdirin. Sev­dirin ki gerçek Müslüman olmanın faziletiyle gururlu bir şekilde yaşasınlar. Vicdanlı olsunlar ve örnek bir Müslü­man gibi İslamiyeti gerçek kimliği ile temsil etsinler. Yoksa kara lekeler halinde Müslümanım diye Orta Doğuyu kan
gölüne döndüren zeballaklar, dinimizi yerden yere vurma­ya devam edecekler…İnsanın asabını bozan pazar esnafının çocuklara kar­şı daha vicdanlı olup, sattığı üründen aşk ile ikram etmesi, insanlığımızın ölmediğinin göstergesi. Böyle esnafa can kurban. Ah çocuklar, ne kalpleri yumuşatıyorlar…

Çocuklarımızı etkisi altına alan çizgi film dünyası­nın ne kadar büyük olduğunu anlamamız için işte size birkaç istatistiki bilgi: Walt Disney 2013 yılında 175 bin kişiye iş imkanı sağladı, 45 milyar do­lar ciro yaptı. Walt Disney, 28.1 milyar dolar marka değeri ile dünya sıralamasında 14. sırada yer alıyor.Artık çocuklar yaşamak için değil de (filenmek için doğuyor gibi. Büyüdüklerinde çocukluklarına dair hatır­ladıkları tek şey herkese açtıkları kirli ve yaralı elleri ola­cak…

Belediyelere çocuklar ile ilgili sağlam dersler vermek lazım. Çocuklar için yaptıkları bazı icraatları planlayanlar ne yaptıklarının farkında değiller galiba. Misal bazı park­lar çocuklar oynamasın diye yapılmış gibi. Dar alanda kaydıraktan kayarken yaralanmamak için baya bir çapa sarf etmek lazım. Sert zeminli park alanında tahterevalliye binmeye korkuyor çocuklar. Hele bir de tamir edilmeyen parklar var ki oralarda ancak korku filmi çekersiniz… Be­lediyelere tavsiye parkları onar, sağlam bir PR çalışması yapmış olursun.

Suri’nin, Marc Jacobs gibi modacıların özel yapım ayakkabılarının da içinde olduğu 150 bin dolarlık bir ayakkabı koleksiyonuna sahip olduğu söyleniyor. Son yıllarda dünya, bunun gibi yüzlerce örnekle, alkışlar eşliğinde, kız çocukları­nın erken yaşta kadınlaştırılmasına sahne oluyor. Gü­zellik, zayıflık ve seksilik yarışına giren kız çocukları giderek daha küçük yaşta büyüyor.

Birçoğu masal kitaplarından kül kedisini, pamuk prensesi okuyarak büyümediği için, birer Rihanna ya da Lady Gaga olmak istemelerine şaşırmamak gereki­yor. Çünkü, iddialı pozlar verseler, topuklu ayakkabı giyseler de onlar çocuk. Hala gördüğünü yapmaya ve yönlendirilmeye muhtaç. Asıl soru, bu hallere giren çocuklar kendi imkanlarıyla mı kadınlaştı?

Elbette, çocuğunu toplum içinde temiz, düzgün ve uyumlu giyindirmek her anne babanın görevidir. Yaşı kaç olursa olsun her çocuk görsel olarak hoş görün­düğünde kendini daha iyi hissedecek, hatta bu onun ileriki yaşlarda özgüvenine dahi etki edecektir. Yine­de her şeyin aşırısı zarar, ortası karar düsturu burada da gereklidir. Ancak, “Benim çocuğumun nesi eksik? Arkadaşları arasında mahsun mu kalsın? O her şeyin en iyisine layık. Biz kimin için çalışıyoruz ki düşün­celeri, ebeveynlerin asıl amacının ve görevinin önüne geçmemelidir.

Bugün kız çocuklarını yetiştirirken hem çelik gibi güçlü, şahsiyetli hem de bir çiçek kadar nazik ve ne­zaketli kız çocuğu nasıl yetiştirilir bunu konuşmak gerekecektir.

Bir çocuğun önce insan olduğu olduğu için değer görmesi, ahlaklı ve başarılı olduğu için özenilmesi ge­rekir. Dünyada, yüzlerce çocuk baba kokusuna has­ret yetim kalırken, bir çift kırmızı pabuç için gözyaşı dökerken, ebeveynlerin en önemli görevi çocuğuna kanaatkarlığı ve şükretmeyi öğretmektir. Bir anne, evladına en güzel elbisenin ahlak olduğunu, yamalı önlükten değil yalan söylemekten utanılması gerekti­ğini öğretmelidir. Öğretmelidir, çünkü bugün leopar desenli kıyafet giyen, beğenilmekten büyük haz alan, (kendini ve insanları kıyafetlerine göre değerlendiren o küçük kız yarın anne olacak. Bugün, play station ka- felerinde parlak kıyafetleriyle boy gösteren delikanlı, yarın bir aileyi idare edecek

Maalesef günümüzde, merhamet, himayet ve hür­met vasıflarıyla vasıflanması gereken erkekler, neden bir ailenin sorumluluğunu alamıyor, neden sorumlu­luğu altındakilere merhamet edemiyor, neden meta­net, dirayet ve hâkimiyet noktasında pasif oluyorlar? Yahut; sevgi, saygı, şefkat, sabır, tahammül gibi er­demlere sahip olması gereken kızlar, neden bir çocuğa bakma, eşini, ailesini bir arada tutma maharetinden mahrum kalıyor? sorularıyla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu soruların cevabı zannediyoruz ki; moda ve modern kültürün esiri olmayan dengeli bireyler ye­tiştirmekten ve anne-babanın böyle bir yaşam tarzına örnek teşkil etmesinden geçiyor. Ailelerin çocuklarını, kendi değer yargıları ve kültür kodlarına göre yetiş­tirmesi, bununla birlikte küçüklerin gelişen dünyaya ayak uydurabilmesi için kendi kültür kodlarımızla modern çağı harmanlamalarına fırsat vermeleri de elzem görünüyor.

öncelikle eleştirilmesi gerekenler, kız çocuklarını daha bebeklikten itibaren, tüketim sömürüsünün içi­ne atıp, çocuğun sırtından para kazanan ebeveynler ve masumiyeti bozmaya dönük ürettikleri kıyafetlerle kız çocuklarını bir manken gibi giydirip sonrada alçakça duyguların uyarılmasına zemin hazırlayanlardır. Her ne kadar rengârenk kıyafetler içinde gördüğümüz­de çocuklara ayrı bir ilgi göstersek de bu yaklaşımın onlarda oluşturduğu etki göründüğü kadar masum değil. Tavrımızla farkında olmadan çocukların kıyafet seçimi ve uyumuna ciddi hassasiyet göstermelerine yol açıyoruz. Bunun sonucu olarak onların değer al­gılarında, modayı zirveye çıkartmalarına sebep olu­yoruz. Reklamlar, yeni tasarımlar, ailelerin rolü gibi etkenler, küçüklerin görsel imaja odaklı algılarını geliştiriyor. Çocuklardaki moda takipçiliği her ne ka­dar televizyon ve sosyal çevrenin tetiklemesiyle oluşsa da genellikle anne-babanın bu konudaki tutumlarına bağlı olarak kemikleşebiliyor. Zira ebeveynin modaya yaklaşımı, televizyonda lanse edilen popüler kültürle aynı çizgideyse çocuğun podyumlarda boy gösteren bir mankene dönüşmesi kaçınılmaz oluyor.

Bugün kız çocuklarını yetiştirirken hem çelik gibi güçlü, şahsiyetli hem de bir çiçek kadar nazik ve ne­zaketli kız çocuğu nasıl yetiştirilir bunu konuşmak gerekecektir.

Bir çocuğun önce insan olduğu olduğu için değer görmesi, ahlaklı ve başarılı olduğu için özenilmesi ge­rekir. Dünyada, yüzlerce çocuk baba kokusuna has­ret yetim kalırken, bir çift kırmızı pabuç için gözyaşı dökerken, ebeveynlerin en önemli görevi çocuğuna kanaatkarlığı ve şükretmeyi öğretmektir. Bir anne, evladına en güzel elbisenin ahlak olduğunu, yamalı önlükten değil yalan söylemekten utanılması gerekti­ğini öğretmelidir. Öğretmelidir, çünkü bugün leopar desenli kıyafet giyen, beğenilmekten büyük haz alan, (kendini ve insanları kıyafetlerine göre değerlendiren o küçük kız yarın anne olacak. Bugün, play station ka- felerinde parlak kıyafetleriyle boy gösteren delikanlı, yarın bir aileyi idare edecek

Maalesef günümüzde, merhamet, himayet ve hür­met vasıflarıyla vasıflanması gereken erkekler, neden bir ailenin sorumluluğunu alamıyor, neden sorumlu­luğu altındakilere merhamet edemiyor, neden meta­net, dirayet ve hâkimiyet noktasında pasif oluyorlar? Yahut; sevgi, saygı, şefkat, sabır, tahammül gibi er­demlere sahip olması gereken kızlar, neden bir çocuğa bakma, eşini, ailesini bir arada tutma maharetinden mahrum kalıyor? sorularıyla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu soruların cevabı zannediyoruz ki; moda ve modern kültürün esiri olmayan dengeli bireyler ye­tiştirmekten ve anne-babanın böyle bir yaşam tarzına örnek teşkil etmesinden geçiyor. Ailelerin çocuklarını, kendi değer yargıları ve kültür kodlarına göre yetiş­tirmesi, bununla birlikte küçüklerin gelişen dünyaya ayak uydurabilmesi için kendi kültür kodlarımızla modern çağı harmanlamalarına fırsat vermeleri de elzem görünüyor.

Kaynak:Rengarenk Dergisi

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı