Yurt İçi Tatil

AYVACIK ADATEPE

GEZİLESİ AYVACIK ADATEPE

GEZİLESİ AYVACIK ADATEPE

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin Küçükkuyu beldesinde, Kaz Dağları’nın yamacında yer alan Adatepe, huzura açılan cennetten bir köşe gibi görenleri büyülüyor.

SİT alanı olarak korunan bu masalsı köyde, bir hafta sonu tüm yorgunluğunuzu unutabilir, kendinizle baş başa kalmanın keyfini yaşayabilirsiniz.

KAZ DAĞLARI’NDA ZEYTİN AĞAÇLARININ GÖLGESİNDEKİ CENNET ADATEPE

Çanakkale Küçükkuyu ilçesinde küçücük bir SİT alanı olan Adatepe, Ege Denizi’nin doğu kıyısında, İda Dağı’nın batı yamaçlarında, Edremit Körfezi’nin kuzey ucunda huzura açılan saklı bir cennet gibi görenleri büyülüyor. Yerleşimin Antik Çağlarda başladığı, İlyada Destanı’nda ‘Gargaros’ olarak adı geçen bölgede yer alan Adatepe’de yerleşim, Antik Çağlardan günümüze kesintisiz sürüyor. Köy mezarlığının binbir yeşilli selvilerini ardınızda bırakıp Zeus Sunağı’nın bulunduğu tepeye çıktığınızda, karşınıza doyumsuz bir manzara çıkıyor; Edremit Körfezi, Ayvalık civarındaki adalar ve Midilli… Köyün bulunduğu bölge Truva, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu, Osmanlı hakimiyetleri yaşamış. Asırlar öncesinden gelen birikimin bilgeliğini taşıyan bu sakin köyde, Rumlar ve Türkler yüzyıllarca bir arada kardeşçe yaşamış. Belki de bilgeliğinin ana kaynağını bu kardeşlik kültürü oluşturuyor. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Adatepe’de, yüzyılların birikimi, üst üste konulmuş bir hazine gibi her noktada karşınıza çıkıyor.

ADATEPE ve TROYA’DAN BUGÜNE…

Köyde Türk yerleşimi ise ilk olarak Selçuklu dönemi ile başlıyor. 19. yüzyıl içinde Midilli Adası’ndan getirilen Rumların yerleşmesi sonucu, Rum nüfusun arttığı ve Türklerle Rumların beraber yaşadığı söyleniyor. Yıllarca bir arada yaşayan Türkler ve Rumlar, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yapılan ‘Mübadele’ sonucu ayrılıyor. Rumlar Yunanistan’a gidiyor, boşalan yerlere de Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleştiriliyor. Burada kalan Türkler de zamanla köyü terk etmeye başlıyor. 1950’li yıllarda evler sahipsiz kalıyor. Çevrede betonlaşmanın başlaması nedeniyle köy 1989 yılında SİT alanı ilan ediliyor. Köy SİT alanı ilan edildikten sonra, kent yaşamından kaçan bir grup tarafından keşfediliyor. Köye gelen grup, harabe olan evleri alıp geleneksel mimariye sadık kalarak kendileri için yaşanacak mekanlara dönüştürüyor. Evlerin 110 tanesi yeniden restore ediliyor ve turizme kazandırılıyor. Adatepe tutkunları, kaybolmak üzere olan köyü yeniden ayağa kaldırıyor ve hayata bağlıyor.

ADATEPE İZİNSİZ ÇİVİ BİLE ÇAKILMIYOR

Adatepe’de günümüzde Anıtlar Kurulu izni olmadan çivi bile çakılması mümkün değil. Bugün, daha önceden mevcut evlerden başka yeni konut yapılamıyor, ayakta kalmayı başarmış evler aslına uygun restore ediliyor, yıkık durumda olan evler ise köydeki mimariye uygun yeniden inşa ediliyor. Taş işçiliği, Adatepe’nin en belirgin mimari dokusu olarak öne çıkıyor. Zaten Adatepe gezisinin en güzel anlarından birini de taş evlerin sıralandığı dar, sakin sokak gezileri oluşturuyor.

ZEUS ALTARI

Köyün meydanından 200 metre ileride bulunan Zeus Altarı’na gitmeden Adatepe’den ayrılmamanızı öneririz. Antik Çağdan kalan bu muhteşem sunak, köyün denize bakan tepesinde bulunuyor. Altarın kapısından geçip 800 metre yürürseniz Zeus’a adak adanan yere varırsınız ve burada hayatınızda görebileceğiniz en güzel manzaralarından birini keşfedebilirsiniz. Edremit’ten Assos’a kadar uçsuz bucaksız bu muhteşem manzara sizi taa Antik Çağlara kadar götürebilir.

ADATEPE VE KÖY CAMİSİ

Adatepe’nin Selçuklu dönemine ait köy camisinin Zağanos Paşa’nın eşi tarafından yaptırıldığı rivayet ediliyor. Kareye yakın dikdörtgen planlı cami, kesme taş ve tuğladan yapılmış, ahşap bir çatı ile örtülmüş. Mihrap ve minberinin üzerini Rum motifleri süslüyor. Osmanlı taş işçiliğini yansıtan mezar taşlarının yer aldığı caminin altında bir de sarnıç bulunuyor.

NASIL GİDİLİR?

Adatepe Köyü’ne gitmek için önce bir sahil yerleşimi olan Küçükkuyu’ya gelmeniz gerekiyor. Buradan sonra Adatepe sadece 3 kilometre uzaklıkta. İstanbul’dan kendi aracıyla gelenler için en uygun yol Tekirdağ-Keşan üzerinden geçerek gelmek. Gelibolu’dan Lapseki’ye, Eceabat’tan Çanakkale merkeze feribotlarla geçilebiliyor. Daha sonra İzmir yolu takip edilerek, 100 kilometre sonra Küçükkuyu’ya varılıyor. Buradan da Zeus Altarı tabelalarını izleyerek 3 kilometre yukarı çıkılıyor ve ardından şahane zeytinlikli bir yol sizi köy meydanına getiriyor. Bir diğer seçenek de İDO Yenikapı – Bandırma feribotu ile gelmek. Ayrıca İstanbul’dan Küçükkuyu’ya direkt gelen otobüsler de tercih edilebilir. Bu durumda Küçükkuyu merkezden Adatepe’ye taksiyle geçmek mümkün. Diğer bir seçenek ise uçak yolculuğu. İnişler, Çanakkale Havalimanı veya Balıkesir Koca Seyit Havalimanı’na yapılıyor ve buradan karayoluyla Ayvacık tarafına geçiliyor.

HURMALI KAHVE İÇİN OTLU DONDURMA YİYİN

Adatepe, SİT alanı olarak korunduğundan çok fazla gösterişli, hareketli eğlence ve yeme içme mekanları beklentisine kapılmayın. Zaten bu, köyün ruhuna da aykırı olur. Öncelikle Edremit Körfezi’ne tepeden bakarak keyifli bir kahvaltı yapmanız mümkün. Yanı sıra köy meydanında bulunan devasa iki çınar ağacının altına konmuş masalarda oturup çayınızı yudumlayabilirsiniz. Zeytinyağının tadını verdiği yöresel pek çok ürünün yanı sıra keçi peyniri, binbir çeşit otlar ile yapılan börekler yörenin tadılması gereken ürünlerini oluşturuyor. Köyde hurmalı kahve içmeyi unutmamakta, naneli, kekikli, ısırganlı gibi değişik Ege otlarından yapılan dondurmaları tatmadan dönmemekte de fayda var.

 

ADATEPE DE NELER YAPILIR?

Tarihi Truvalılara kadar uzanan Adatepe, Kaz Dağları’nın ortasında denize yakın masalsı bir köy. Köyde birçoğu restore edilmiş pembe ve mavi pencereli, büyük avlulu, bahçeli, taştan evler görenlerin adeta içini ısıtıyor. Köyün taş yollarında gezmek, tarihi çınarların altında keyifle kahve içmek, Zeus Altarı’na çıkmak, Taş Mektep’i görmek, restore edilmiş şirin evleri seyretmek ve fotoğraflamak, tarihi evleri dolaşmak, zeytin sütünün tadına bakmak, Hoca Kayası’ndan manzarayı seyretmek, Adatepe’de yapılabilecek aktivitelerin en belli başlıları olarak sıralanabilir.

Yüksek duvarların ardına gizlenmiş taş evleri ve serin gölgeli sokaklarıyla bu bilge köyde, yaban mersinlerinin, keçiboynuzlarının, taze kekiklerin ve adaçayının kokusu Ege meltemiyle harmanlanıyor. Kutsal meyve zeytinin binlerce yıldır en doğal haliyle yetiştiği Adatepe, antik çağdan günümüze insanlığı kucaklıyor.

ADATEPE DE NEREDE KALINIR?

Adatape’de Rum usulü taş butik otellerde veya Osmanlı tarzı konaklarda kalabilirsiniz. İda Blue, Hünnaphan ve Zeushan Otel’de konaklayabilirsiniz. Restore edilmiş tarihi Rum evi olan İda Blue harika bahçesiyle, 260 yıllık Osmanlı konağı Hünnaphan ise köyün tek havuzlu tesisi olarak hizmet veriyor. Adını Zeus Altarı’ndan alan Zeushan Otel, hemen köyün girişinde ziyaretçileri karşılıyor. Ayrıca köye 4 kilometre uzaklıktaki Küçükkuyu’da her bütçeye göre oteller, moteller ve pansiyonlar bulmak mümkün.

ADATEPE ZEYTİNYAĞI MÜZESİ

Geçmişi günümüzden yedi bin yıl öncesine uzanan zeytin ağacı, tarihin her döneminde kutsal sayılmış ve birçok efsanenin de kaynağı olmuş. Rivayete göre yeryüzündeki en nefis zeytinyağı, binlerce yıldır Kazdağı’ndan gelen binbir baharatın kokusunun Ege’nin meltemiyle karıştığı bu eşsiz coğrafyada üretilmiş. Zeytin ve zeytinyağının kültürü o kadar derinlere iniyor ki, yazılmış tüm kutsal kitaplarda çeşitli şekillerde ifadesini buluyor. Adatepe de zeytinden gelen bu zenginliğini Adatepe Zeytinyağı Müzesi’nde konuklarının beğenisine sunmuş. Türkiye’de türünün ilk örneklerinden biri olarak Zeytinyağı Fabrika – Müzesi, 2001’den beri yerli yabancı on binlerce ziyaretçi ağırlıyor. Müzede eski zeytinyağı presleri, zeytin toplama aletleri, taşıma ve saklama kapları, çeşitli folklorik objeler görülebilir. Aynı zamanda geleneksel usulde zeytinyağı ve zeytinyağı sabun yapımı da uygulamalı olarak gösteriliyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı