Saglık

Elektronik Siğara  E-sigara Gerceği

Elektronik Siğara  E-sigara Gerceği Sağlık

Elektronik Siğara,E-sigara Gerceği  Sağlık İlşikisi ve Elektronik Siğara Gercekten Zarasızmı ?

E-sigara kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Sigaraya alternatif olarak pazarlanmaya çalışılan e-sigaranın içeriğindeki bazı kimyasallar en az sigaradakiler kadar zararlı. E-sigara, nikotin nedeniyle damar sertliğine yol açarak ve kriz oluşumunu kolaylaştırarak kalp hastalığı riskini yükseltiyor. Uzmanlar, e-sigarayı ilaç firmalarının değil sigara firmalarının ürettiğini belirterek, “E-sigarayla birlikte nikotin bağımlılığı yeniden arttı. E-sigara nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi bağımlılık yapıcı bir ürün.” diyor.

Sigara, insan hayatının en büyük tehditlerinden biri. Öyle ki her yıl milyonlarca kişi, sigaranın sebep olduğu kanser, damar tıkanıklığı, kalp ve akciğer hastalıkları gibi sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybediyor. İnsan sağlığını sigara kadar tehdit eden bir diğer zararlı alışkanlık ise son yıllarda hızla yaygınlaşan elektronik sigara (e-sigara). Tütün endüstrisinin bir ürünü olan e-sigara, görünüşü, hareketi ve dumanı ile sigarayı taklit etmek üzere tasarlanan bir cihaz. Uzmanlar, geleneksel sigaraya alternatif olarak pazarlanmaya çalışılan e-sigaranın, içeriğindeki bazı kimyasalların en az sigaranın içindekiler kadar zararlı olduğunu söylüyor. Elektronik sigaranın, nikotin bağımlılığı oluşturan ve var olan bağımlılığı sürdüren daha yeni bir ürün olduğunu vurgulayan uzmanlar, e-sigara ve sağlığımıza zararları hakkında bilgi verdi.

ELEKTRONİK SİGARA NEDİR?

Son yıllarda giderek yaygınlaşan e-sigara, görünüşü, hareketi ve dumanı ile sigarayı taklit etmek üzere tasarlanmış bir ürün. Genellikle nikotin, aroma maddeleri ve diğer kimyasalların aerosolünü çekmesini sağlarken, solunabilir nikotin buharı salıyor. Dumanın kokusu ile yoğunluğu isteğe bağlı olarak ayarlanabiliyor. E-sigara solüsyonlarında üretici firmaya ya da isteğe göre ayarlı miktarlarda nikotin, aroma, tütün ürünü ve kanserojen madde bulunabiliyor. E-sigara ile her nefeste 0-36 mg/mL arasında nikotin alınıyor. Böylece 30 puf çekildiğinde bir sigaradan alınan miktar kadar nikotin alınıyor. Bu nedenle e-sigara, sigaraya göre daha fazla nikotin alınmasına neden oluyor. E-sigaranın kartuşunun içindeki sıvıda ayrıca propilen glikol, etanol, nitrozamin, tütün çiçeği, nane, kahve, çikolata, meyve aromaları gibi tat ve koku içeren farklı kimyasallar bulunabiliyor. E-sigara likitleri günümüzde 7000 aroma seçeneği ile müşterileri cezbetmek için büyük pazarlama stratejisi uyguluyor. Günümüzde e-sigaralarda saptanan kimyasal maddelerin çoğu sigara içinde bulunan ve kansere neden olduğu saptananlarla aynı. E-sigara, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nca önerilmeyen, zararlı olarak bildirilen bir ürün. ‘Nikotine and Tobacco Research’ dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; Amerika’da hiç sigara içmemiş çocukların e-sigara kullanımı 2011’de 79 bin iken 2013’te 263 bine ulaşarak iki yıl içinde üç kat artmış.

7000’DEN FAZLA ZARARLI MADDE İÇERİYOR

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Recep Erol Sezer, sigara dumanının, tütün ve katkı maddelerinin yanması sonucu 7000’den fazla maddeyi içerdiğini söylüyor. Sezer, e-sigara sıvısı buharının ise başta nikotin, propilen glikol, bitkisel gliserin, tat ve koku veren katkı maddeleri, tütüne özgü nitrozaminler ve asetol olmak üzere pek çok tahriş edici ve kanser yapıcı özelliği bulunan madde içerdiğini dile getiriyor. E-sigara sıvısında tat koku verici ve pekiştirici etkiyi güçlendirici maddelerin yaygın biçimde kullanıldığını vurgulayan Sezer, “En sık kullanılan maddeler diasetil (DA) ve asetilpropionil (AP). Diasetil, kakao, kahve, karamel, tereyağı, alkollü içecekler gibi gıda ürünlerinde de bulunuyor. Sindirim sistemi yoluyla alındığında zararsız kabul edilmesine karşın, solunarak akciğerden alındığında solunum fonksiyonlarını bozucu bir etkiye sahip. Bu maddenin, solunabilen toz ve parçacıklarının üretim aşamasında solunması durumunda tıkayıcı akciğer hastalığına yol açtığı görülüyor” diyor.

PATLAMIŞ MISIR HASTALIĞINA YOL AÇIYOR

Prof. Dr. Recep Erol Sezer, diasetil’in akciğerlerin küçük hava yollarında, bronşiyollerde daralma ve tıkanmalarla seyreden, geriye dönüşsüz bir akciğer hastalığı olan patlamış mısır akciğeri hastalığına yol açtığını söylüyor. Sezer, yeni bir çalışma ile ilgili şu bilgileri veriyor: “E-sigara buharı akciğer hava keseciklerini koruyan makrofajların işlevlerini bozuyor ve onlara zarar veriyor. Fare çalışmaları ile e-sigara dumanının, kalp, akciğer ve mesane hücrelerinde DNA hasarı yaptığı ve akciğer hücrelerinde DNA tamir genlerine zarar verdiği görülüyor. Kültürle çoğaltılmış insan akciğer ve mesanesinde de aynı DNA hasarları görüldü. Tütüne özgü nitrozaminler, kanser yapıcı maddeler olarak biliniyor. E-sigara, nikotin nedeniyle, damar sertliğine yol açarak ve kriz oluşumunu kolaylaştırarak kalp hastalığı riskini yükseltiyor. Yakın dönem araştırmaları, nikotinli ve nikotinsiz e-sigaraların damarları döşeyen ve damar sağlığı ve işlevlerinde ana rol oynayan endotel tabakasına zarar verdiğini gösteriyor.”

BAĞIMLILIKYAPICI ETKİSİ YÜKSEK

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erkan Ceylan, e-sigara ile her nefeste 0-36 mg/ml arasında nikotin alınırken, 30 puf çekildiğinde bir sigaradan alınan miktar kadar nikotine maruz kalındığını belirtiyor. E-sigaranın, toksik ve kullanıcıya yüksek oranda nikotin vermek üzere planlanmış bir ürün olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ceylan şöyle devam ediyor: “E-sigaradaki nikotinin şekli ve dozunun bağımlılık yapıcı etkisi çok yüksek. Nikotin, adrenalin, sonrasında beyinde dopamin salınmasına neden oluyor. Sonuç olarak beyindeki ödül sisteminin aktive edilmesi ile zevk alınmasını sağlıyor. Bu kişiler e-sigaraya bağlı sağlık problemi yaşasalar da yüksek riskleri önemsemiyor ve kullanmaya devam ediyor. E-sigara bir ilaç değil. E-sigarayı ilaç firmaları ya da sağlık sektörü değil bizzat sigara firmaları üretip pazarlıyor. Bu firmaların amacı, daha fazla satmak ve yeni müşteriler bulmak. Bu da, daha fazla insanı bağımlı yapmaktan geçiyor. E-sigara ile birlikte nikotin bağımlılığı yeniden arttı. Artık hiç sigara içmemiş gençler, daha güvenli olduğuna inanarak e-sigaraya başlıyor ve daha sonra sigaraya geçiyor. E-sigara nikotin bağımlılığını ortadan kaldırmadığı gibi bağımlılık yapıcı bir ürün.”

GENÇLİK YILLARI BEYİN GELİŞİMİ İÇİN KRİTİK

E-sigaranın pazarlanmaya başlamasıyla birlikte zehirlenmelerin arttığına vurgu yapan Prof. Dr. Erkan Ceylan, “E-sigara, içerdiği propilen glikol ile akciğer üzerinde önemli tahriş edici özelliğe sahip. Sigaraya oranla çok daha küçük partiküller üreten e-sigaranın akciğere ulaşma ve tahrip gücü daha fazla. Nikotinin öldürücü dozu 10-60 mg. Bazı e-sigaralar 100 mg/mL nikotin içeriyor. 2010-2014 arasında zehirlenme olguları yüzde 0.3’ten yüzde 41’e yükseldi” diyor. Gençlik yıllarının beyin gelişimi için kritik bir dönem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ceylan şöyle devam ediyor: “E-sigara kullanan gençler, uzun süreli etkiler için risk altında. E-sigara kullanımı sadece nikotin bağımlılığına yol açmakla kalmıyor aynı zamanda kokain ve metamfetamin gibi madde bağımlılığına da yatkın hale getirebiliyor. Nikotin, dikkat ve öğrenmeyi kontrol eden beyin devrelerinin gelişimini etkiliyor. Duygu durum bozuklukları ve dürtü kontrolüyle ilgili kalıcı problemler oluştururken kendine veya başkalarına zarar verebilecek bir dürtüyle savaşamaz hale geliyorlar. Sigara kullanımını artırma potansiyeli nedeniyle e-sigara kullanımının yaygınlaşması engellenmeli.”

KISIRLIĞA NEDEN OLABİLİR

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Ulun Uluğ da, elektronik sigarayla sigaranın zararları arasında fark olmadığına dikkat çekerken, sigara kullanımının birçok sağlık sorununun yanı sıra üreme sağlığını da olumsuz etkilediğini dile getiriyor. Sigara içen kadınlarda infertilite (kısırlık) görülme oranının, içmeyenlere göre 10 kat fazla olduğuna dikkat çeken Uluğ, sigaranın kadınlarda yumurtalık fonksiyonlarında azalma, menopoza daha erken yaşta girme, düşük ve erken doğum riskinde artışa neden olduğunu belirtiyor. Uluğ, sigara içen kadınlarda sigara içmeyenlere göre doğurganlığın düşük, hamile kalma süresinin 3-12 ay daha uzun olduğunu belirtiyor. Uluğ, “Sigara, rahim ve yumurtalık kanserine neden olduğu gibi çocuk düşürme, sakat ve eksik doğum, erken menopoz gibi tehlikeler oluşturarak kısırlığa neden olabiliyor. Hamileliği sırasında sigara içen kadınların bebeklerinde eksik kilolu doğmanın yanı sıra zeka eksikliği de görülebiliyor” diyor.

DOĞAL YOLLARLA HAMİLE KALMAK ZORLAŞIYOR

Prof. Dr. Ulun Uluğ, sigarayla vücuda alınan nikotinin, yumurtalıklarda bulunan hücreleri olumsuz etkileyerek yumurtanın genetik anomalilere gereğinden fazla eğilimli olmasına sebep olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Uluğ sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sigara kullanımı, doğal yollarla hamile kalmayı zorlaştırıyor ve düşüğe neden oluyor. Yapılan çalışmalarda, sigara içen kadınların yumurtalık kapasitesinde içmeyenlere göre önemli bir düşüş tespit edildiği görülüyor. Ayrıca idrar kesesinde mesane kanserine neden olabiliyor. Sigara kullanımı, erkeklerde de üreme fonksiyonlarının olumsuz yönde etkilenmesine neden oluyor.”

HAMİLELİKTE İÇİLİRSE BEBEĞİN BÜYÜMESİNİ ENGELLER

Prof. Dr. Ulun Uluğ, hamilelikte sigara kullanımının pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini söylüyor. Uluğ sözlerini şöyle tamamlıyor: “Hamilelikte içilen sigara, bebeğin büyümesini engeller, vücudun zararlı bakterilere karşı direncini düşürür. Düşük yapma veya erken doğuma sebebiyet verir, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini engeller. Hamilelikte içilen sigara, bebeğin akciğer kapasitesinin gelişmesini engelleyerek solunum yolu hastalıklarına neden olur. Hamilelikte sigara içen kadınların çocuklarının geç algılama sorunu yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sigara kullanımı ayrıca plasentanın aşağıya rahim ağzına yakın ya da rahim ağzının tamamını örtecek şekilde yerleşmesi anlamına gelen plasenta previa riskini artırır. Ayrıca kemiklerden kalsiyum mobilize edildiğinden kemik kaybı artar, B12 vitamininin bağırsaktaki sentezi azalır.”

 

Kaynak:Prof. Dr. Ulun Uluğ

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı