İcatlar&BuluşlarPara FinansTeknoloji&Bilim

Enerji Verimliliği ve Ülke Ekonomisi

Enerji Verimliliği ve Ülke Ekonomisine Katkısı

Enerji Verimliliği ve Ülke Ekonomisine Katkısı Yapılması Gerekenler

Enerji verimliliği girişimleri her ne kadar soyut bir kavram ve işlem olarak algılansa da mali açıdan değerlendirilebilen ve getirisi olan bir yatırım. Enerji verimliliği ile binalarda yüzde 50 sanayi kuruluşlarında da yüzde 20 ile 30 arasında bir tasarruf elde ediliyor. Bu projelerin finansmanı; bir yandan tasarruf sağlarken, öte yandan istihdamı artırıyor. Verimliliğin finanse edildiği her proje, ekonomiyi canlandırıyor.

Dünya, enerji kaynaklarının azalmasıyla bir yandan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelirken, bir yandan da enerji verimliliği projelerine ağırlık veriyor. Devlet teşvikleri ve fonlarla enerji verimliliği projeleri finanse edilirken, çıkartılan yasalarla sistem garanti altına alınıyor. Türkiye ise Avrupa’nın ve dünyanın birçok gelişmiş ülkesinin uyguladığı verimlilik politikalarına son 4–5 yıldır ilgi gösteriyor.

Bunun bir nedeni de Türkiye’nin her yıl enerji arzının yüzde 75’inin dış kaynaklardan elde edilmesi ve bu yolla yılda 40– 45 milyar doların, ithalatta enerji maliyetleri hanesine yazılması. Enerjide dışa bağımlılık, fosil yakıtların tüketimi ve üretim süreçlerinde sanayi kuruluşlarının yüksek enerji talebi, son yıllarda Türkiye’de enerji verimliliği projelerinin öne çıkmasını, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımın artmasını ve bu projeleri finanse edecek ekonomik modellerin hızla uygulamaya konulmasını sağladı. Enerji verimliliği projelerinin finansmanında sadece kaynak aktarma değil, eğitim ve bilgilendirme gibi çeşitli programlar da uygulamaya konuldu.

YENİ BİR “NİŞ” ALAN

Enerji verimliliği girişimleri her ne kadar soyut bir kavram ve işlem olarak algılansa da mali açıdan değerlendirilebilen ve getirisi olan bir yatırım. “Genel anlamda enerji verimliliği, tüketilen enerji miktarının, üretimdeki miktar ve kaliteyi düşürmeden, ekonomik kalkınmayı ve sosyal refahı engellemeden en aza indirilmesi olarak tanımlanmaktadır” diyen İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Zerrin Yılmaz, enerji verimliliğinde en önemli faktörün, enerji tasarrufu olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Yılmaz, “Bu bağlamda ‘yapılarda enerji verimliliği’, yapı kullanıcılarının konforundan ödün vermeden konfor için gerekli olan ısıtma, soğutma, havalandırma ve aydınlatmanın en az enerji harcamasıyla gerçekleştirilmesi, diğer bir deyişle, konfordan ödün vermeden yapılarda enerji tasarrufu yapılması anlamına gelmektedir” dedi. Enerji verimliliği ile binalarda yüzde 50 sanayi kuruluşlarında da yüzde 20 ila 30 arasında bir tasarrufun elde edildiği Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Dünya Bankası proje sonuçlarıyla orta konuldu. Bu da, birçok kuruluşun bu projeleri finanse etmek üzere işin içine girmesini sağladı. EVD Enerji Yönetim Genel Müdürü Ergin Kaya da, EV çalışmalarında yüzde 10–40 arasında enerji tüketiminin azaltılmasının mümkün olduğunun görüldüğünü söylüyor. Kaya, “Kendilerini 5 yıl içinde geri ödeyen bu yatırımlarda, bazen bu süre bir yıldan bile kısa olmaktadır. Bir EV, çalışmasının çevreye verdiği (atık, emisyon, ısı, ses vb.) zararı azaltmasının yanı sıra çok önemli bir yatırım aracı olduğu artık net olarak bilinmektedir” diyor. Son iki yıldır gerek uluslararası finans kuruluşları vasıtasıyla, gerekse ulusal finans kurumlarının etkin çalışmasıyla yeni bir “niş” alan ortaya çıktı. Bankaların bu projeleri finanse etmek üzere ortaya koyduğu modeller, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin konuya duyarlı yaklaşımı kaynakların artışını sağlarken, standartların da oluşması için adım atılmasına olanak tanıdı. Avrupa Birliği, enerji verimliliği konusunda politikalar ve finansman modelleri geliştirerek uygulamaya başladı. Bu ülkelerde finansman için parayı hazır etmek, hakça bir şekilde dağıtmak ve uygulamaların maliyet etkinliğini izleyebilmek için uluslararası geçerliliği olan modeller geliştirildi. Her ülke bu modelleri kendi ülke şartlarına uyarladı. Türkiye de bu yeni döneme “Enerji Verimliliği Kanunu-EVK” ile katıldı.

Prof. Dr. Zerrin Yılmaz (İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi)

Verimlilikte kimlik belgesi uygulaması “Enerji verimliliği olanaklarının değerlendirilebilmesi için tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de önlemler alınmaktadır. Bu bağlamda Türkiye, binalarda enerji verimliliği konusunda AB ülkelerini kapsayan EPBD (Energy Performance Building Directive) direktifi ile uyumlu adımlar atmış ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ni yayınlamıştır. Bu yönetmelik, binalarda kullanıcı konforunu en az enerji harcaması ile karşılamayı öngören maddeleri içermekte ve bunların arasında en önemli yeri de, yeni ve mevcut binalar için Enerji Kimlik Belgesi’ne sahip olma zorunluluğunun getirilmiş olması tutmaktadır. Binanın enerji performansını ifade eden, diğer bir deyişle konfor şartlarını sağlamak kaydıyla enerji tüketimini gösteren, Bina Enerji Performansı Kimlik Belgesi’nin hazırlanmasında, Bakanlığın sayfasında yer alacak olan ve BEP-tr hesap yöntemini kapsayan BEP-tr yazılımı kullanılacaktır. Yönetmelikte belirtilmiş olan dini yapılar vb. binalar haricindeki tüm binalar bu hesap yöntemini kullanarak kimlik belgesi almak zorundadır. Yeni binalar için hemen başlayacak olan bu uygulama, mevcut binalar için 2017 yılı sonrasında geçerli olacaktır.”

Ergin Kaya (EVD Enerji Yönetimi Genel Müdürü)

“EV çalışmaları istihdam yaratır” “EV yatırımının cazip olabilmesi için ilk yatırım maliyetinin karşılanmasında devletin ve finans sektörünün ilgisi artmalıdır ve artmaktadır. Enerji ihtiyacı talebinin karşılanması devletin ana görevlerinden biridir. Ya direk kendi kaynaklarından ya da özel girişimcilerin yönlendirilmesi ile bu ihtiyacın karşılanması gerekmektedir. Bu ihtiyacın karşılanmasının bir yolu da yüzde 40’lara varan mevcut tüketimin içinde gizli olan verimlilik potansiyelidir. İşte bu nedenle EV aynı zamanda bir enerji kaynağı olarak da görülmektedir. Diğer kaynaklardan ayrılan en belirgin özelliği de en temiz olmasıdır. Yeni bir tesisin hayata geçirilmesi yıllar alırken, EV çalışmalarının sonuçları hemen ile bir kaç ay sonrasında alınmaktadır. Ayrıca EV çalışmaları, en az bir enerji üretim tesisi kadar, hatta ondan daha fazla istihdam yaratmaktadır.”

Bütün dünyadaki deneyim tüm enerji verimliliği finansman sistemi ve mekanizmalarının iki fonksiyonu gerektirdiği yönünde; İyi projelerin etkili bir şekilde sunulacağı teknik paketlerin hazırlanması ve finansman fonunun temin edilmesi. Bu iki sistem enerji verimliliği proje yatırımlarının tek sorununun paranın bulunması olmadığını da gösteriyor. Finans kuruluşları açısından durum şöyle özetleniyor. Kendilerini tatmin etmeyecek projeleri desteklemeyen, bu tür projelerin nakit geri dönüşü açısından da risk barındırdığını düşünen kuruluşlar, sadece enerji verimliliği açısından projelerin fonlanmasının da genel algıyı etkilemesinden endişe ediyor. Ülkemizde konuya, sosyal sorumluluk penceresinden bakan kuruluşlar, koEnerji verimliliği girişimleri her ne kadar soyut bir kavram ve işlem olarak algılansa da mali açıdan değerlendirilebilen ve getirisi olan bir yatırım. Enerji verimliliği ile binalarda yüzde 50 sanayi kuruluşlarında da yüzde 20 ile 30 arasında bir tasarruf elde ediliyor. Bu projelerin finansmanı; bir yandan tasarruf sağlarken, öte yandan istihdamı artırıyor.

Verimliliğin finanse edildiği her proje, ekonomiyi canlandırıyor. Prof. Dr. Zerrin Yılmaz (İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi) Verimlilikte kimlik belgesi uygulaması “Enerji verimliliği olanaklarının değerlendirilebilmesi için tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de önlemler alınmaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, binalarda enerji verimliliği konusunda AB ülkelerini kapsayan EPBD (Energy Performance Building Directive) direktifi ile uyumlu adımlar atmış ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ni yayınlamıştır. Bu yönetmelik, binalarda kullanıcı konforunu en az enerji harcaması ile karşılamayı öngören maddeleri içermekte ve bunların arasında en önemli yeri de, yeni ve mevcut binalar için Enerji Kimlik Belgesi’ne sahip olma zorunluluğunun getirilmiş olması tutmaktadır. Binanın enerji performansını ifade eden, diğer bir deyişle konfor şartlarını sağlamak kaydıyla enerji tüketimini gösteren, Bina Enerji Performansı Kimlik Belgesi’nin hazırlanmasında, Bakanlığın sayfasında yer alacak olan ve BEP-tr hesap yöntemini kapsayan BEP-tr yazılımı kullanılacaktır. Yönetmelikte belirtilmiş olan dini yapılar vb. binalar haricindeki tüm binalar bu hesap yöntemini kullanarak kimlik belgesi almak zorundadır. Yeni binalar için hemen başlayacak olan bu uygulama, mevcut binalar için 2017 yılı sonrasında geçerli olacaktır.” 50 Kapak nunun özellikle risk boyutunun da göz önünde bulundurulması gerektiği fikrinde. Yeni kanunla getirilmiş proje desteği ve gönüllü anlaşmalarla verilecek hibe şeklindeki limitli desteği saymazsak, bankalar başta bu tür konularda uzmanlaşan finans kurumlarının desteklediği proje sayısının da sınırlı olduğu görülüyor.

DÜNYADA UYGULANAN FİNANSMAN MODELLERİ

Tüm dünyada son yıllarda enerji verimliliği projelerinde üç tip finansman modeli uygulanıyor: “Kredili Finansman, ESCO’ların (Energy Service Companies- Enerji Hizmet Kuruluşları) çeşitli tip kontratlarla gerçekleştirdikleri yatırım-finansman modelleri ve hükümetlerce talebin azaltılmasına yönelik programlar.” Kredili Finansman Sistemi, ulusal veya uluslararası fonlardan sağlanan finansmanın, ticari bankalar, bu konuda ihtisas sahibi kuruluşlar ve oluşturulan ulusal döner sermaye fonları gibi aracılar ile yatırımlara yönlendirilmesini kapsıyor. Şu anda Türkiye’de enerji verimliliği konusunda fon sağlamak üzere harekete geçmiş veya hazırlıklarını, incelemelerini sürdüren birçok uluslararası finansman kuruluşu (Dünya Bankası, kfW, Fransız Kalkınma Ajansı, EBRD, Japon Kalkınma Bankası vs.) bulunuyor. Türk bankalarının önemli bir bölümü, bu finans kuruluşlarıyla da çalışıyor. Aynı zamanda Avrupa Sınaî ve Kalkınma Bankası’ndan da enerji verimliliği projelerinin finansmanında kullanılmak üzere krediler alınıyor. Bu sistemin sağlıklı ilerlemesi için devletin, uluslararası kuruluşlara garanti güvencesi vermesi, ulusal kuruluşlara bu hizmetleri yapabilmesi için bütçe tahsis etmesi ve vergi indirimi gibi bazı teşvikler öne çıkıyor. Uzmanlar finansman programını yöneten ulusal kuruluşun rolünü ise şöyle açıklıyor. “Uluslararası finans kuruluşuna öz sermaye aktarıp, kredi şartlarını iyileştirmek ve kredi ödendikten sonra öz sermayesini kârı ile birlikte geri almaktır. Ulusal kuruluş, yerel bankaya borç verme ile ilgili desteği sağlar (projeleri seçip değerlendirir ve proje sahibi ile borç anlaşması yapar). Ulusal kuruluş, projeyi uygulayan teknik uzman kuruluştan projenin sağlayacağı enerji verimliliğinin garantisini alarak hizmetin ve yatırımın karşılığını öder. Projeyi uygulayan teknik kuruluş, parasını ödeyerek malzeme tedarikçisinden gerekli ekipmanı satın alır ve uygulamayı gerçekleştirir, gerekli eğitimi verir. Malzeme tedarikçisi ise malzemeler için garanti ve servis hizmeti sağlar. Enerji Verimliliği Proje (EVP) sahibi kuruluş, projesi için finansman talebinde bulunurken teknik hizmet alarak projeyi hazırlar ve sonunda projesini gerçekleştirip tasarruftan yarar sağlar. Proje sahibi kuruluş, borç anlaşmasını ulusal kuruluşun desteği ile yapar ve proje (proje sahibi şirket) borçlarını faizleri ile birlikte taksitler halinde yerel bankaya öder. Sonuçta enerji verimliliği ile gerçekleşen makro yararlardan hükümetler ve enerji hizmet kuruluşları da fayda sağlar.” Bu ve benzeri modeller ülke şartlarına ve kurumlarına adapte edilmiş olarak birçok ülkede uygulanıyor. Türkiye’de de bu modeli kullanan finans kuruluşları ile proje sahipleri bulunuyor. Bu tür projelerde fon miktarının büyük olması hem piyasayı canlandırıyor, hem de istihdama katkı sağlıyor. Yerel bankalar riskleri de paylaştığından, bankacılık sistemi için bir katkı elde ediliyor ve bankalar ileride kendi başlatacakları enerji verimliliği finansman programları için deneyim ve bilgi birikimi sağlıyor. Bu modelde bazı riskler de bulunuyor. Örneğin en büyük finansman programı başladığında proje portföyünde yeterli sayıda ve kalitede projenin oluşmaması, hazır edilen finansmanın devlet için zarara dönüşmesine neden oluyor. Bunun için risklerin önceden belirlenmesi ve potansiyelin sağlıklı olarak tespit edilmesi gerekiyor. Türkiye daha önce Dünya Bankası (DB) tarafından 1991’de tahsis edilen 27,5 milyon dolar kredinin ancak 7 milyon dolar civarındaki bölümünü kullanabildi. Çünkü eldeki mevcut proje tutarı ancak kredi diliminin dörtte birine karşılık geliyordu. Bu modelin başarılı bir şekilde uygulanabilmesinin ilk adımı ise finansman programı başlamadan, hatta kredi anlaşması sonuçlandırılmadan, tanıtım programlarının, eğitilmiş genç insanlarla (istihdam yaratarak) çok yaygın olarak yapılması ve talebin hazırlanmasından geçiyor.

EVD’LERİN ÖNE ÇIKTIĞI FİNANS MODELLERİ

ESCO’ların Çeşitli Tip Kontratlarla Gerçekleştirdikleri Yatırım-Finansman Modelleri’nde farklı iş yapma sistemleri bulunuyor. Bütün dünyada enerji verimliliği yatırımlarının geçekleşmesinde en önemli mekanizma olarak kabul edilen ESCO, EMC (Energy Management Company) ya da EVK ile Türkiye’de Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri (EVD) olarak benimsen kavram bu modelde öne çıkıyor. EVD’lerin en bilinen işleri enerji tasarrufu etütlerini gerçekleştirmeleri ve enerji verimliliği projelerini değerlendirmeleri olarak görülüyor. EVD’ler, Enerji Performans Kontratı (EPK) ya da Türkiye’de kanunda belirtilen adıyla “Uygulama Anlaşması” ile enerji verimliliği projelerinin finansmanı için gerekli işlemleri yapan teknik ve mali uzmanlardan oluşmuş firmalar olarak kabul ediliyor. “Uygulama Anlaşması”, bir sanayi veya ticari kuruluşun tesisinde enerji verimliliği yatırımı yaparak sağladığı enerji tasarrufu kârının, belirli bir süre için paylaşılması ve yatırımlar için alınmışsa, banka kredisinin bu kazançlar içinden geriye ödenmesi olarak tanımlanıyor. Buradaki en kritik husus, tasarrufların EVD tarafından garanti edilmesinden geçiyor. Bu modele bağlı olarak birçok iş modeli kullanılabiliyor. Bankaların da bu modelde yer aldığı bilinse de, bu modelin kârlılığı artıran en önemli etkeni güçlü bir EVD veya yatırımcı kuruluş olmasından geçiyor. İlk iş modelinde (Tasarrufun Garanti Edildiği Sözleşme Tipi) proje sahibi kuruluş EVD’den sadece garanti verilmiş hizmeti alıyor ve gerekirse banka kredisini kendisi temin ederek geri ödüyor. EVD hizmetinin karşılığını, hizmet bedeli olarak talep ediyor ve sağlanan tasarruftan bir pay almadığı gibi finansmanda da katılımcı olmuyor. Bu model şu anda enerji verimliliği kanun ve yönetmeliğimize göre tanımlanmış uygulamayı anımsatıyor. Finansmanın tüm sorumluluğunun EVD’de olduğu model de (Tasarrufun Paylaşılması Prensibi), bu konuda yetkin olmayan hiçbir firmanın risk almayacağı bir sözleşme şeklini anlatıyor. Proje sahibi projesini nispeten daha az bir karla bir şirkete satıyor. Buradan sağlanan ikincil yararlar örneğin su, yüksek kalite ve işçilik gibi dolaylı yararların da yüksek olduğu durumlarda proje, proje sahibi için cazip görünüyor. Ayrıca sözleşme süresi ve değiştirilen donanımın ekonomik ömrü de bu tip sözleşmelerde oldukça belirleyici oluyor. Çok yüksek kârlı projelerde kullanılan, bankaların bazı geçmiş deneyimlere ve deneyimli kadrolara ihtiyacı olduğu sözleşme tipinde (Kredi Borcu Ödenen Sözleşmeler) ise EVD ve proje sahibi tüm riskleri ortaklaşa üstleniyor. Tüm modellerde ortak kritik konu başlangıç durumunun sağlıklı olarak tespitine dayanıyor. Eğer bunu yapacak kadar geçmişe dönük sağlıklı veri yoksa ve buna rağmen sözleşme yapılmışsa, sözleşmenin uygulanması sırasında çıkacak sorunların çözümü de çok zor oluyor. Uzmanlar, “sağlıklı bir “Uygulama Anlaşması” yapabilmek için bazı şartların (enflasyon oranı, döviz kuru, kredi faizleri, enerji fiyatları) durağan veya tahmin edilebilir olması şarttır” diyor. Ekonomistlere göre ülkemizde bu dört hususla ilgili tahmin edilebilir bir yapı oluşmadığı görülüyor. EnErgin Kaya (EVD Enerji Yönetimi Genel Müdürü) “EV çalışmaları istihdam yaratır” “EV yatırımının cazip olabilmesi için ilk yatırım maliyetinin karşılanmasında devletin ve finans sektörünün ilgisi artmalıdır ve artmaktadır. Enerji ihtiyacı talebinin karşılanması devletin ana görevlerinden biridir. Ya direk kendi kaynaklarından ya da özel girişimcilerin yönlendirilmesi ile bu ihtiyacın karşılanması gerekmektedir. Bu ihtiyacın karşılanmasının bir yolu da yüzde 40’lara varan mevcut tüketimin içinde gizli olan verimlilik potansiyelidir. İşte bu nedenle EV aynı zamanda bir enerji kaynağı olarak da görülmektedir. Diğer kaynaklardan ayrılan en belirgin özelliği de en temiz olmasıdır. Yeni bir tesisin hayata geçirilmesi yıllar alırken, EV çalışmalarının sonuçları hemen ile bir kaç ay sonrasında alınmaktadır. Ayrıca EV çalışmaları, en az bir enerji üretim tesisi kadar, hatta ondan daha fazla istihdam yaratmaktadır.” 52 Kapak flasyon oranı, eski yıllara göre düşme eğilimi veya durağan bir yapı gösterse de son kriz, 2008 krizi her şeyi değiştirdi. Enerji fiyatlarında zayıf bir tahmin edilebilir yapı ortaya çıksa da, uygulanan politikalar EVD’ler önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

 

FİNANSMAN İÇİN DEVLET DESTEĞİ ŞART!

Hükümetlerce Yürütülen Talebin Azaltılmasına Yönelik Finansman Programları’nda ise bu programlar enerji verimliliği merkezleri tarafından yürütülebileceği gibi, elektrik, gaz gibi hizmet kuruluşları tarafından uygulanabiliyor. Bu kuruluşlar devlete ait değilse, EVD’ler sadece arzlarında problem olduğunda bu programları tercih ediyor. Talebin kontrol edilerek düşürülmesi özel sektöre ait EVD için satış hâsılatının düşmesi anlamına geleceği için kendi içinde engel barındırıyor. Sıkı bir mevzuat ve denetleme ile bu şekilde, tüketicilerinin enerji verimliliği projelerinin finansmanının bir kısmı karşılanabiliyor. Ülkemizde EVK ile getirilmiş olan “proje destekleri” ve “gönüllü anlaşma destekleri” bu kategoride değerlendirilen finansman programları olarak ele alınıyor. EİE tarafından uygulaması yapılacak olan ve 25 Ekim 2008 tarihinde yayımlanmış yönetmelik konuyla ilgili birtakım desteklerin belirlenmesini sağladı. Diğer bir finansman desteği de KOSGEB tarafından 18 Ekim 2008 tarihinde çıkarılan yönetmelik çerçevesinde netleşti. Ortaya çıkan tablo enerji verimliliği yatırımlarının yaygınlaştırılmasının ve finansmanının sağlıklı bir model içinde gerçekleştirilmesinin zorlu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Bu konuda devlet ve hükümet desteği zorunlu görünüyor. Enerji verimliliği projelerinin finansmanına yardımcı olacak, sürecin önünü açacak açık ve şeffaf bir mevzuata gereksinim duyuluyor. Mali ve teknik olarak güçlü, politik baskılardan uzak bir kurumsal yapı, enerji verimliliği yatırım finansman programı için hem yararlı görünüyor, hem de finansör için şart koşuluyor.

Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konusu ve Türkiye

Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konusuna Avrupa, Türkiye’den çok önce başladı.Birçok Avrupa ülkesi ağırlığı binalarda enerji verimliliği projelerini desteklemek üzere hem devlet teşvikleri, hem de yatırım ajanslarından kredi kullandı. Yüzde 20 ile yüzde 40 arasında enerji tasarrufu sağlayacak binalar arasında öncelik konut ve kamu binalarına verildi. İşte bazı Avrupa ülkelerinin enerji verimliliği projelerine ayırdığı kaynak miktarı:

Avusturya: Binalarda verimlilik için 2006–2010 arası Federal Teşvik Programını devreye aldı ve enerji verimliliği ile yenilenebilir ısı için 4 yıl boyunca toplam 1,78 milyar avro kaynak ayırdı. Aynı zamanda projelerin 10 bin yeni istihdam yaratması bekleniyor. Hibe olarak verilen kredilerle konutların büyük bölümü kamu tarafından yenileniyor ya da inşa ediliyor. Belçika/Brüksel: Belçika’da enerji verimliliği için ayrılan kaynak miktarı tam olarak bilinmemekle birlikte Brüksel’de başkent bölgesi belediyelerine, yerel kamu birimlerine, okullara ve hastanelere sübvansiyonlar sağladı. Sübvansiyonlar, enerji verimliliği sağladığı kabul edilen yatırım harcamalarının yüzde 20’sine, enerji denetimleri de en fazla masrafların yüzde 50’sine kadar karşılanıyor.

Bulgaristan: Konutların yenilenmesi için ulusal programı, 2006–2020 arası devreye alan Bulgaristan’da öncelik aile konutlarına veriliyor. Bu yılları arasında 362 bin 792’si panel, 152 bin 686’sı betonarme ve 169 bin 205’i kâgir olmak üzere toplamda 684 bin 683 konutun yenilenmesi öngörülüyor. Programın uygulanması için gereken mali kaynakların toplam değeri 4 milyon 150 bin BGN’ye ulaşıyor. Devlet, yenileme değerinin yüzde 20’si ni doğrudan sübvanse ediyor. Doğrudan devlet desteğinin 2006’da 13 bin BGN’den başlayıp, 2020’ye kadar 130 bin BGN’ye kadar artması planlanıyor.

Danimarka: Enerji verimliliği ve yenilenebilir ısı kaynakları için 8 ayda 1,5 milyar Danimarka Kronu Yenileme Fonu en fazla 15 bin DKK olmak üzere genel ev yenilemesi için yüzde 40, (enerji verimliliği önlemleri ile ilgili olduğu sürece) materyal masrafları için en fazla 10 bin DKK olmak üzere yüzde 20 sübvansiyon sağlıyor. Fon parasının çoğunun tahsis edildiği biliniyor.

Finlandiya: Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları için yılda 24 milyon avro ayırıyor. Yardımlar, denetim masraflarının yüzde 40’ını ve diğer önlem masraflarının yüzde 10-15’ini kapsıyor. Yerel yetkililer finansmanı yönetiyor. Konut yenileme için vergi indirimi yapılıyor. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları kurulumu için 2007 yılında 180 milyon avro, 2009’da bu miktarın iki katı kaynak aktarıldı.

Fransa: Binalarda enerji verimliliğinin tam bütçesi bilinmiyor. 2009’da imzalanan sözleşme ile kredi finansman kaynağı ne olursa olsun, 10 yıl vadeli olarak en fazla 30 bin avroya kadar olmak üzere bütün ev sahiplerine kredi desteği sağlanıyor. Bu faizsiz kredi aynı alandaki vergi kredileri ile birleştirilebiliyor. Sosyal konutların yenilenmesi için 2009–2010 arası kullanılması düşünülen kredi miktarı ise 1,2 milyar avro.

Almanya: Binalarda enerji verimliliği bütçesi bilinmemekle beraber, KfW, yüzde 40 ya da 60 enerji tasarruflu yeni bina inşaası, pasif konutlar ve yeni binalarda yenilenebilir enerji bazlı ısınma teknolojisi kurulumu için uzun vadeli, düşük faizli krediler sağlanıyor. 2005’ten bugüne pasif evleri de kapsayan 6 bin 800 adet yüzde 60 enerji tasarruflu konut ve 2 bin 700 adet yüzde 40 enerji tasarruflu konut inşa edildi. Almanya’da konut modernizasyonu ve yenileme çalışmaları için pazara kıyasla çok düşük faizli ve10 yıl vadeli kredi sağlanıyor. KfW konutlarda CO2 iyileştirme programı kapsamında 2006-2009 arası kredi olarak 4 milyar avro, 2010-2011’de de yıllık 2 milyar avro ayrıldı.

İspanya: Enerji verimliliği hareket planı adı altın da 2008–2012 yılları arasında 804 milyon avrosu binalarda sürdürülebilir enerjiye olmak üzere, sürdürülebilir enerji için 2 milyar 367 milyon avro kaynak ayırdı. İngiltere: Toplumsal enerji tasarrufu programı çerçevesinde 2008–2011 arası binalarda ve kamu kurumlarında enerji verimliliği projelerinin finansmanı için 350 milyon avro kaynak ayırdı.

 

Kaynak: EuroACE A

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı