Yurt İçi Tatil

ERZURUM VE ERZURUM REHBERİ

ERZURUM GEZİ VE ERZURUM REHBERİ

PEK ÇOK UYGARLIĞIN GELİP GEÇTİĞİ, BEYAZA BÜRÜNÜP TÜM SAFLIĞIYLA KIŞIN BİR BAŞKA GÜZEL OLAN DADAŞLARIN DİYARINDAYIZ. TARİHİNİ, DOĞASINI, İNSANLARINI KEŞFEDİP, GÜZELİM TÜRKÜSÜ ‘SARI GELİN’DE SÖYLENDİĞİ GİBİ ‘ELİMİZDE DİVİT KALEM’ ERZURUM’DAYIZ…

Caddeler, sokaklar, gökyüzü, tarlalar… Hepsi geniş aralıklarla belirlenmiş. Mis gibi havası dikkat çekiyor. Bizim gibi kışın gidecekseniz, muhtemelen sizi bir kar örtüsü bekliyor olacak. Dadaş kentinin halkı misafir ağırlama, ikram konusunda çok hassas. Biraz dostluk kurduğunuzda hemen çaylar geliyor. “Üstelik” diyor Erzurumlular, “çayı içmemek ayıptır kültürümüzde…” Zaten bakır semaverlerde demlenen çaylar öylesine lezzetli ki, ikramı geri çevirmek mümkün değil.

ANA GÜZERGÂH: CUMHURİYET CADDESİ

Cumhuriyet Caddesi, şehrin en işlek damarı. Mağazalar, dükkânlar ve tarihi yapıların çoğu bu cadde üzerinde yer alıyor. Arkasındaki kocaman binaların kaldırımın kenarına sıkıştırdığı kümbet dikkat çekiyor. Kaldırımdan, vızır vızır işleyen caddeye taşacakmış hissi veren bu enfes yapı bir yıl öncesine dek Cimcime Sultan Kümbeti olarak anılıyor. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin çevre düzenlemesi sırasında gün ışığına çıkan kitabesi sayesinde gerçek ismi artık biliniyor: ‘Hencal’ ya da ‘Henkal’. İnşa tarihi de 1304 olarak kesinlik kazanıyor. Cumhuriyet Caddesi üzerindeki turumuz, Saltuklular döneminde, 1179’da yapılan camiyle başlıyor. Cami, büyük olduğu için ‘Ulu’, Saltuklulara ‘Atabek’ denildiği için ‘Atabek’ adıyla anılıyor.

ERZURUM KALESİ’NDEN KUŞBAKIŞI

5’inci yüzyılda Roma İmparatoru Theodosius’un bir tepe üzerine inşa ettirdiği kale, bugün şehrin tam merkezinde kalmış. Son zamanlara kadar Türkler tarafından kışla olarak kullanılmış olan kale içinde bir mescit ve saat kulesi var. Türk mimarisinin ilk örnekleri olmaları bakımından önem taşıyan bu iki yapıdan Tepsi Minare olarak da adlandırılan kule, ortaçağda gözetleme kulesiymiş. Saltukluların 12’nci yüzyılda yaptığı tahmin edilen Tepsi Minare, İkinci Abdülhamid döneminde işlevi değiştirilip saat kulesi oluvermiş. Kulenin tepesinden tüm Erzurum’u görebiliyorsunuz. Tek büyük bir kubbeyle örtülen mescit ise geleneksel Türk mimarisinin özelliklerini taşıyor ve şehirdeki en eski Türk yapısı.

YARIM KALMIŞ HAYAT AĞACI

Anadolu Selçuklu dönemi yapılarından olan Çifte Minareli Medrese’nin avlusu çok etkileyici. Avlu, iki katlı, dört eyvanlı medrese tipinin anıtsal bir örneği olarak gösterilen yapının kuzeye bakan taçkapısı başlı başına bir sanat eseri. Yapının güneyindeki kümbetin kapısı, bir vazocuk içinden çıkan stilize bir hayat ağacı kuşatıyor. 1285-1290 yılları arasında İlhanlılar zamanında yaptırıldığı tahmin edilen medresenin sütunlarla çevrili avlusunda, zamanın öğrenci odaları yer alıyor. Üzeri çini kaplı çifte minarelerin hemen arkasında Üç Kümbet var. Farklı dönemlerde inşa edilen bu üç kümbet, bir çeşit uzlaşma, buluşma noktasıymış gibi geliyor insana. Kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olanının Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait olduğu tahmin ediliyor. Diğer ikisinin kimlerin mezarı olduğu ise bilinmiyor.

KAHRAMANLIK DURAĞI: AZİZİYE TABYASI

‘93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus Savaşı’nda çok sert çarpışmalara sahne olan Aziziye Tabyası, anıları ve kahramanlık hikâyeleriyle dolu. Aziziye Tabyası, adı Erzurum’un kurtuluşu savaşıyla birlikte anılan ve şehir kurtuluncaya kadar mücadeleye devam eden, cephane taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirip su dağıtarak destanlaşan Nene Hatun’un türbesine de ev sahipliği yapıyor.

 

CAĞ KEBABI

Yan yatmış bir dönere benzeyen cağ kebabından kesilen kalın parçalar ufak şişlere geçiriliyor ve öyle pişiriliyor. Özel koyun etinden elde edilen cağ kebabı, bu ufak şişlerde servis ediliyor. Cağ kebabı karşı konulamaz bir tat. Hiç yememe niyetiyle kebapçıya gidenler bile iki üç şiş cağ kebabı yemiş halde mekândan çıkıyor. Kadayıf dolması veya incir tatlısını da mutlaka tatmalısınız.

PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ

Erzurum denince akla ilk gelen şeylerden olan Palandöken Kayak Merkezi, şehrin simgelerindendir. Kış turizmi açısından hem şehrin hem de ülkemizin en önemli noktalarındandır. 3125 metre yüksekliğe sahip Palandöken Dağı’nın eteklerinde bulunan bu kayak merkezine yerli ve yabancı birçok insan geliyor. Eğer Erzurum’a kış aylarında gidecekseniz, Palandöken Kayak Merkezi’nde kayak yapmayı da yapılacaklar listesine ekleyin.

ATATÜRK EVİ VE ERZURUM KONGRE BİNASI

Bugün Atatürk Evi olarak bilinen, 19’uncu yüzyılın sonunda yaptırılan konakta 9 Temmuz-29 Ağustos 1919 tarihleri arasında Atatürk ve silah arkadaşları 52 gün boyunca çalışarak milli mücadelenin temellerini atmış. Bu esnada Atatürk’ün askerlikten istifası, Selanik’teki nüfusunu Erzurum’a aldırması ve Erzurum’dan milletvekili seçilmesi gibi pek çok önemli olay yaşanmış. Anadolu’da milli mücadele birliğinin kurulmasının ikinci adımının atıldığı Erzurum Kongresi Binası’na girince, dönemin ruhuna yakından tanık oluyorsunuz. Kongre üyelerinin fotoğrafları, biyografileri, o dönemden kalma sıralar ve benzeri kongre belgeleri sergileniyor.

ODASI HAVUZLU ERZURUM EVLERİ

Eski diyebileceğiniz ne varsa bu mekânda toplanmış; plaklardan radyolara, tırmıklardan dikiş makinelerine, eski tarım aletlerinden kıyafetlere kadar akıl almayacak sayı ve çeşitte obje. Üstelik tam 12 Erzurum evi birbirine bağlanarak labirent gibi etkileyici bir yapıya dönüştürülmüş. Her oda bir başkasına ve yepyeni objelere açılıyor. Kiminde ufak havuzlarda balıklar yüzüyor. Kimse burada kaç tane eşya olduğunu bilmiyor.

GÖRMEDEN DÖNMEYİN

Erzurum’u tarihi dokusunu ve turistik bölgelerini yazmakla sayfalara sığdıramayız. Fakat, Osmanlı döneminin Erzurum’daki ilk camisi olan Lala Mustafa Paşa Camii’ni, dünyanın üçüncü büyük şelalesi Tortum’u, Erzurum’un meşhur oltu taşından yapılma eşyaları bulabileceğiniz yegâne yer olan Taş Hanı’ı mutlaka görün.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı