Saglık

Göç ve Yolculuk Hastalıkları

Göç ve Yolculuk Hastalıkları

Yolculuk bir insanın hayatı boyuncu yaşa yabileceği en farklı ve zorlu deneyimler­den biridir ve özellikle de geçmişte, günümüze nazaran oldukça zorlu bir süreçtir. Seyahatlerde karşılaşılan birçok fiziksel ve çevresel değişik­lik yolcular için ciddi olumsuzluklar yaratmıştır. İnsanların alışık olmadığı bir sıcaklıkla, nemle, yükseklikle veya mikroplarla karşılaşması vücut direncine büyük bir darbe vurmuş ve bu sebeple de bazen yolculuğun umacına ulaşamasına se­bep olmuştur. Hatta ciddi bir hastalıkla karşılaş­mamasına karşın sırf bu değişikliklerin yarattığı stres ve yorgunluk bile yolcuyu yolculuğundan vazgeçirebilmiştir.

Günümüzde ise gelişen teknolojiyle beraber hem seyahat süreleri kısaldığı hem de yeni ko­runma metotları geliştiği için bu durumlar çok da problem olmamaya başlamıştır. Ancak gü­nümüzde de baş etmemiz gereken yeni problemleri­miz var. Bunlara örnek olarak; de­rin ven trombozunu (DVT), jet-lag veya tedavisi bulunamamış tro­pikal hastalıkları örnek verebiliriz.

Son zamanlarda, Avustralya’dan Londra’ya uçup akciğer embolisi sebebiyle ölen genç bir kadrının yakınlarının havayoluna dava açıp tazminat ka­zanmasıyla bu durum güncel bir mesele olarak karşımıza çıkmıştır.

Yolculuk ve göç kavramıyla ilgili bilmemiz gereken bir şey de insanların gittikleri yerlere yalnızca kültürlerini, dillerini, inançlarını değil aynı zamanda mikroplarını da götürdüğüdür.Özellikle tarih kitaplarında bile atlanan ve yeterli önem verilmeyen bu durum tarihin akışını önem­li ölçüde değiştirmiş ve gerek savaşların kader­lerini belirlemiş, gerekse de büyük kıyımlara yol açmıştır. İşte bu sebeple, “mikropların göçü” gibi önemli bir konudan bu başlık altında bahsetmek istedim.

Tarih kitapları büyük komutanlarla ve onla­rın görkemli zaferleriyle doludur. Birçok insan bu büyük komutanların ve orduların hayranıdır. Ancak onlar için acı bir gerçek vardır ki o da II. Dünya Savaşı’na kadar neredeyse tüm savaş­larda; ölenlerin çoğu, savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan dolayı ölmüştür. “Yüce” amaçlarla yapılan savaşların çoğunda; sa­nıldığı gibi Tanrının yardımını arkasına alanlar değil, daha ziyade karşı tarafa bulaştırabilecek en berbat mikroplara sahip olanlar kazanıyordu.Bu tarihin her döneminde böyle olmuştur malesef bu durum savaşın nekadar çirkin ve acımasız oldugunun kanıtıdır.

Berbat mikropların kazandırdığı zaferler ara­sında tarihteki en iyi örnek ve en acıklısı diye­bileceğimiz olay Amerika’nın Avrupalılarca iş­galidir. 1520’de Amerika’ya ulaşan Çiçek’in yaptığı salgın Meksika’nın nüfu­sunu 20 milyondan 1.6 milyona indirmiştir. Avrupalılar Amerika’ya yeniden ayak bastığın­da Amerika’daki yerli uygarlıkların önemli bir bölümü yok olmuş, şehirler boşalmış, krallar ölmüştür.

Tarihteki benzer birçok salgın da yolcularla ve ticaret aracılığıyla yayılmıştır. Özellikle bu ko­nuda İpek Yolu, Baharat Yolu gibi tarihte ticaret konusunda önemli bir yer edinmiş rotalar aynı zamanda hastalıkların taşınmasında ve salgınla­rın ortaya çıkmasında da büyük öneme sahiptir. Örneğin; 14. yüzyılda Avrupa nüfusunun 3’te 1’ine ve tüm dünyada 75 milyon insanın ölümü­ne sebep olan veba salgını Çin’de başlamış, hem ticaret yolları aracılığıyla (özellikle kürk ticareti üzerinden) hem de Moğol ordulan aracılığıyla Dünya’ya yayılmıştır.

Günümüzde mikroplann göçü, Dünya Sağ­lık Örgütü (DSÖ) gibi uluslararası kuruluşlann çabalanyla, dünya çapında engellenmeye çalı­şılmaktadır. Etkin programlar ve aşılama çalışmalan sayesinde bugün infeksiyon hastalıklan eskisi kadar problem olmaktan çıkmış durumda­dır. Ancak gerek hala etkin tedavisi ve korunma programı olmayan az sayıda hastalık gerekse DSÖ çalışmalarının ve programlarının dünyada erişemediği noktalar dolayısıyla hala varlığını sürdüren bir takım hastalıklar mevcuttur. Örneğin Türkiye’de son çocuk felci vakası 1998’de yaşanmış ve daha sonra ülkemiz, çocuk felci açısından güvenli bir bölge ilan edilmiştir. Buna karşın son zamanlarda, Türkiye’deki bazı mülteciler  ölmüştür, kamplarında çocuk felci vakalarıyla karşılaşılmış ülkemiz için yeniden alarm verilmiştir. Eğer bu mikrobun geriye doğru göçünü takip edersek tınlabilecek bunun Pakistan suşlan tarafından yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Normalde, Suriye de çocuk fel­cine karşı güvenliyken, bu hastalık yeniden görülmeye başlamıştır. Sebebinin ise Pakistan’dan Suriye ’ye iç savaşa katılmak için gelen askerlerle taşınmış olduğu düşünülmektedir.

Çocuk felci’nin bu korkunç dönüşünün se­bebi ise Afganistan, Pakistan gibi radikal dini akımların kontrolü altındaki toplumlarda aşının helal üretilmediğidir. Eğer bu tarz aşı karşıtı çalışmalar dünyanın geri kalanında da hızla artmaya devam ederse bu durum mikroplar için eski güzel günle­re dönüş anlamına gelecektir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı