Nedir Ne Değildir ?Saglık

Kırım-Kongo Kanamalı Hastalığı

Kırım-Kongo Kanamalı Hastalığı Nedir?

Bazı enfeksiyöz hastalıkların tekerrüründeki artış ile iklimsel değişimler ve onun bileşimi daha önce araştırılmıştır. İklimsel şartlardaki değişikliklerin kene populasyonundaki yeniden yapılanmayı ve artışı kolaylaştıran kene kaynaklı enfeksiyöz hastalıkların tekerrürünü artıran faktörlerden biri olduğu öne sürülmektedir.

Kene kaynaklı enfeksiyonun neden olduğu hastalıklardan biri olan Crimean-Congo Kırım Kongo hemoraji ateşi Afrika, Asya, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’da tanımlanan ölümcül viral enfeksiyondur Virüs nedeni ile hastalanan insanlarda rapor edilen ölüm oranı % 15-30 arasındadır. İnsanlar kene ısırması ile veya enfeksiyonun akut fazı süresinde hasta ile ilişkide olduklarında yada virüs bulaşmış çiftlik hayvanlarından alman doku veya kan ile enfekte olurlar. CCHF enfeksiyonu Türkiye’de ilk olarak 2002’de kaydedilmiş olup halen devam etmektedir.Vakalar çoğunlukla Türkiye’nin Tokat, Sivas ve Yozgat illerinde görülmüştür. Tüm vakalar çiftçilikle ilgilenen ve daha önce kene tarafından ışınlan insanlar arasındadır.

“Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı açısından risk grupları:

Doktorlar, hemşireler ,saglık görevlileri,çiftciler,hayvan doktorları, et kesimi ile ugraşanlar,avcılık yapanlar,bu hayvanların etlerinin hazırlanması sırasında ev hanımları,özellikle kırsal kesimde çalılıklar ve otların olduğu yerlerde piknik yapanlara bulaşma riski yüksektir.Şüpheli teması olan kişilerin enaz 14 gün süresince hastalığa ait bulgular yönünden takip edilmeli.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Belirtileri:

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi belirtilerinin ortaya çıkması ortalama(1-3) günlük bir kuluçka zamanı vardır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin ilk belirtileri baş ağrısı,yüksek ateş, iştahsızlık,kas ağrıları, kusma ve bazen de ishal şikayetleri. Birkaç gün içinde göz ve yüzde kızarıklık, göğüste kanamalar,cilt altı kanamaları, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan bulunması gibi ciddi kanama bozukluğu bulguları görülebilir. Belirtileri gördügünüz anda hastanelere ulaşmanız gerekir.
Kene Isırması ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin Tedavisi

Kene ısırması tedavisinde en önemli şey kene tedavi yapan hastanelere vakit kaybetmeden ulaşmak, tedavi sürecinin daha hızlı ve başarılı olmasını sağlar.Hastalara iyileşme süreci 10. günden itibaren başlar bu süreç bazı vakalarda dört haftaya kadar uzamaktadır.

Kırım-Kongo Kanamalı Hastalığı :
CCHF virüsleri Hyalomma cinsi kenelerle taşınmaktadır, (özellikle H. marginatum marginatum). H. marginatum marginatum, Akdeniz Hyalomma’sı olarak bilinmektedir ve bu Avrupa’da CCHF virüsünün asıl taşıyıcısı olabilir.
Kene memeliler üzerinde konakçı olarak iki yaşam çemberine sahiptir Mayıs- Eylül ayları arasındaki yaz döneminde aktif olan hayvan henüz ergin değildir. Ergin keneler Mart ve Kasım ayları arasında hayvanlar üzerinde konaklar ve ilkbaharda (nisan, mayıs) aktif hale geçerler.Kenenin yaşam çevrimi mevsimsel iklim etkilerinin tesiri altındadır ve bu nedenle iklim değişimlerinden etkilenir.
CCHF salgım, hem ergin olmadığı, hemde ergin dönemlerdeki konakların ve kene populasyonununyaşamını sürdürmesi içinyararlı çevresel değişiklikler ve uygun klimatik faktörlerin karşılıklı etkileşimi ile ortaya çıkmaktadır. Hayvanın doğalyaşam çevrimi, salgın potansiyeli ve hastalık tekerrürü üzerine havanın etkilerini daha iyi ayırt etmek için çok disiplinli alan araştırması zorunludur. Bu çok disiplinli çalışmada, biz Türkiye’de CCHF salgınında önemli rol oynayan kene populasyonunun aktivasyonunu etkileyen nedenler…

2002 ve 2003’te toplam 150 CCHF vakası Sağlık Bakanlığına rapor edilmiştir. Bu vakaların % 84’ü Tokat, Sivas ve Yozgat illerindendir. Bu üç il, Doğu Anadolunun kuzey kısmında ve Karadeniz bölgesinin güney kısmındadır. Bu üç meteoroloji istasyonundan elde edilen sıcaklık değerleri Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından izlenmiş ve kaydedilmiştir. Gözlem süreleri Sivas1 ta 70 yıl, Tokat’ta 40 yıl ve Yozgat’ta 60 yıldır. Meteoroloji istasyonları şehir merkezlerinde yer almaktadır.
Sıcaklık değişkenliği ve eğilimler günlük ortalamadan elde edilen aylık ortalama değerler ve minimum sıcaklık değerleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yıllık toplam yağış ve nisan ayında 5°C’den fazla sıcaklığa sahip gün sayılarına ait veri de analize dahil edilmiştir. Yıllık ortalama serilerdeki homojenliği izleyebilmek için parametrik olmayan Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır. Parametrik olmayan Mann-Kendall (M-K) sıra korelasyonu ise sıcaklık serilerinde olası bir eğilimi yakalamak ve bunun istatistik açıdan anlamlı olup olmadığını belirlemek için kullanılmıştır.
Sivas’ta 70 yıllık aylık ortalama sıcaklık serisi homojen bir artış göstermektedir. Hem aylık ortalama sıcaklıklar hem de aylık ortalama minimum sıcaklıklarda istatistikyönden anlamlı pozitif eğilim vardır.
Tokat ve Yozgat’ta, aylık ortalama sıcaklıklarda homojen olmayan bir artış söz konusudur, istatistik yönden önemli artan veya azalan yönde eğilim izlenmemiştir.Aylık ortalama minimum sıcaklıklar her iki istasyonda da homojendir. Bununla birlikte istatistik olarak önemli bir eğilim izlenmemiştir. Nisan ayında günlük ortalama sıcaklıklarda 1990-2003 yılları arasındaki periyodun analizinde önemli ve artan bir eğilim izlenmiştir. (Tokat istasyonunda 2003yılı hariç).
Sivas istasyonuna ait 5°C’den fazla sıcaklığa sahip gün sayıları serisi ocak, şubat, mart ve nisan ayları için homojendir ve nisan ayında önemli eğilim izlenmektedir, parametre Tokat ve Yozgat illerinde aynı aylarda homojendir. Bununla birlikte önemli bir eğilim izlenmemiştir (Şek. 1). Yıllık yağışlarda istatistik açıdan önemli artışyalnızca Tokat’ta belirlenmiştir.
Eklembacaklı taşıyıcıların ve konakçıların yaşamı, bunların taşıdıkları hastalıkların geçiş dinamikleri, davranışları, gelişmeleri ve bulundukları ekoloji iklimsel faktörler tarafından güçlü bir şekilde etkilenir. Tüm mevsimlerdeki sıcaklık,yağış ve nem özellikle önemlidir ancak rüzgar ve güneşlenme süresi gibi diğer etmenler de dikkate alınmalıdır.
Türkiye’nin bu bölgesindeyaşayan insanlar, 2001 ‘den beri kene sayısında artış olduğunu vurgulamışlardır. Bununla birlikte, kene populasyonundaki artış bu çalışmada ölçülmemiştir. Her düzeydeki datadan tek başına riskleri ortaya koymanın aldatıcı olabileceği dikkate alınmalıdır. Bölgedeki enyaygın kene cinsi özellikle nisan ve mayıs aylarında olmak üzere ilkbaharda sıcaklık artışı ile aktif hale geçen Hyalomma marginatum marginatum’ dur.

Önceki çalışmalara göre, ilk ergin keneler Ukrayna steplerinde 8 Nisan 1963’te ve 20 Nisan 1964’te ortalama günlük sıcaklık S°C ila 9°C olduğunda görülmüştür.Misan 1963’te yıldan yıla kene populasyonunun yoğunluğunu düzenleyen iki ana etmenden birinin kritik kış sıcaklıkları olurken diğer etmenin mayıs haziran Volga taşkınlarının uzunluğu ve düzeyidir.
Astrakhan Oblast’ta 1968 -1969 dayaşanan şiddetli kış nedeni ile kene yoğunluğu azalmış, buna bağlı olarak CCHF vakaları da azalmıştır. Önasyada ilk taşıyıcı kene ve CCHF virüs çevrimi göreceli olarak ılık kışlarda görünmektedir (6). Nisan sıcaklıklarındaki yıllık artış nisan ayındaki 5°C’den fazla sıcaklığa sahip gün sayılarının hesaplanması ile gösterilmiştir. 1990 yılından 2003’e kadar ele alınan alt periyot analizleri nisan ayında günlük ortalama sıcaklıklarda artan yönde ve istatistik açıdan önemli eğilimin varlığını göstermiştir (Tokat 2003 yılı hariç). Diğer yandan, 14 yıllık periyot artan bir eğilimi tartışmak için kısadır. 5°C’den fazla sıcaklığa sahip gün sayısı salgın öncesi son 10 yılda artmıştır. Vakaların çoğunlukla kaydedildiği yer olan Tokat’ta yıllık yağış önemli artış göstermektedir. Test edilmeyen katkı, kene aktivitesi için gün sayısı ve bitki ile kaplı alanlardaki artıştır.
Enfeksiyonun ortaya çıkışı ile iklim değişikliğinin ilişkisini araştırma çalışmalarında önemli karmaşıklıklar vardır. Bölgedeki insan, hayvan topluluğu ve bölge coğrafyasına göre değişen karakteristikler salgın gelişimini etkileyecektir. Bölgedeki CCHF enfeksiyonunun çıkışı ile ilgili olası İki senaryo oluşturulmuştur. İlki, birkaç yıldır salgının görüldüğü İran’ dan kontrolsüz hayvan ticaretidir. Bununla birlikte filogenetik çalışmalar İran ile Türkiye’deki salgın arasında bir uyum göstermemiştir. Bundan dolayı bu senaryo daha az olasıdır. İkinci olarak, 1995’ten 2001’e kadar terörist gruplara karşı mücadele süresince bölgedeki alanların bir kısmında avlanma ve otlatma yapılmamıştır. Bu periyotta yabani tavşan gibi küçük memeliler ve yabani domuz gibi vahşi hayvanların sayısı artmış, bu durum kene populasyonunun artmasına neden olmuştur. 2001 yılında terörist grupların faaliyetleri kontrol altına alındığında,yasak sona erdi ve insanlar keneler ile temasta bulundular.
Böyle bir ekolojik neden, kene populasyonunu ve insanlar ile enfekte olmuş hayvan ve kenelerin temasını artırmıştır. Bu da vakaların ana nedeni gibi görünmektedir. Bizim düşüncemiz iklimsel şartların bu senaryoyu güçlendirdiği yönündedir. Geçmişteki CCHF salgın örnekleri de bu açıklamayı desteklemektedir.

CCHF salgınlan, savaş veya hayvan sürülerinin, mandıraların sayısı ve büyüklüğünün artması, taşkın kontrolü, sulama, bakir alanların çıkar amaçlı kullanımı gibi yeni zirai uygulamaların neden olduğu çevresel değişiklerle yayılmaktadır. 2. Dünya Savaşı sırasında ve Kırım’ın düşman işgalinde (1941 -1944) normal zirai faaliyetler engellendi veyaygın bir spor olan Avrupayabani tavşanlarını avlamak terk edildi. Sovyet askerleri 1944’te Kırım steplerindeki tepelikleri yeniden ele geçirdiklerinde, yabani tavşan populasyonunda aşırı artış, yabani otlarda ve mera alanlarında marnlamaz büyüme olmuştu. Buradaki çevresel şartlar 1944- 1945yıllarında sonradan CCHF olarak adlandırılan hayvan hastalığını başlattı . Üçüncü senaryo Balkanlardan gelen göçmen kuşlara dayanmaktadır. Ancak literatürde kuş, parazit, kene ilişkisi ve kuşlardaki CCHF virüsünün davranışı ile ilgili tam bir veriyoktur (6).
Burada diğer çalışmalarda olduğu gibi, birkaç mevsim için kaydedilen vaka sayısında sıcaklık değişiminin rolünü tahmin etmek için regresyon veya korelasyon analizi yapılmadı. Çünkü yurdumuzda vakalar 2002 yılında kaydedilmeye başlanmıştır.
Son zamanlardaki iklimsel değişimler son dönemlerdeki epidemiyolojik fenomenler ile aynı zamanda olabilir ancak bu değişimlerin vakaların nedeni olması zorunlu değildir. 2002-2004yılları arasında CCHF salgınının görüldüğü üç şehirden yalnızca Sivas’ta sıcaklık datasında, Tokat’ta ise yağış datasmda istatistik olarak önemli ve artan yönde eğilim izlenmiştir. Aynı zamanda biotik çevresel faktörlerdeki değişiklikler de fazla sayıda kenenin yaşamını sürdürmesine yardım edebilir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı