Anne Çocuk

MUTLU VE BAŞARILI ÇOCUK

MUTLU VE BAŞARILI ÇOCUK NASIL YETiŞTiRiLiR ? VE GERÇEK BAŞARI

MUTLU VE BAŞARILI ÇOCUK NASIL YETiŞTiRiLiR ? VE GERÇEK BAŞARI NEDİR NASIL OLMALIDIR ?

Özellikle modern şehir hayatında,çalışan annebabaların çocukları neredeyse “proje çocuk” olarak yetişiyor. Kurstan kursa, etkinlikten etkinliğe ve yoğun başarı kaygısıyla büyütülen çocuklar ruhsal problemler yaşıyor.

 

Çocuk ve ergen psikolojisi konusunda iki uzman psikolog Ayhan Altaşve Kemal Özcan’la bu konu hakkında ailelere düşen görevleri konuştuk…Aileler artık çocuklarına çok daha önem veriyor ve bundan dolayı da onlara sağlıklı bir gelecek sunmaya çalışıyorlar.

“Genelde çocuklarda yaşanan kaygının çokdaha fazlasını ailelerde gözlemliyoruz.Aileler sakin kalıp çocuklarının yanında durabilseler çocukları daha güvende hisseder ve daha başarılı olabilirler.Gerçekte mutlu olmak içinbaşarı değil, başarılı olmak için mutlu olmak gerekiyor. Çünkü yaptığı şeyden mutlu olan daha fazlasını ve daha iyisini yapmak istiyor.”Okullar zaten yeterince çocukları bunaltıyor,buna bir de aile baskısı eklenince durum daha zor hale geliyor.”

Çeşitli eğitimler, okullarlailgili ek dersler,sınavlardan yıllarönce başlayan lise ve üniversite kursları… Yarış atımisali koşturuluyor çocuklar.Bu çocuklarda nasıl bir ruhhali yaratıyor sizce? Ve hangi yönleriyle ters tepiyor bu baskı?Öncelikle her aile çocuğununiyi bir geleceği olmasını istiyor.Bu istek çok anlaşılabilir biristektir fakat bu istek bir yerdensonra ailelerde kaygıya nedenolmaktadır. Çocuklarının gelecek kaygıları ailelerde baskı oluşturuyor. Kaygınınoluşturduğu baskıdan kurtulmak isteyen ebeveynler çocuklarının isteklerini göz ardı ederek kendilerini rahatlatacakyöntemlere başvuruyorlar.İstekleri, beklentileri, ihtiyaçları göz ardı edilen çocuklar ise budurum karşısında psikolojikve duygusal anlamda olumsuz etkilenmektedirler. Ebeveynler kendi kaygılarını rahatlatma adına ürettikleri çözüm yolları çocuklarına zarar verdiği gibi onları ihmal etmelerine neden olmaktadır.Sistemin oluşturduğu başarı beklentisinin baskısı, ailenin hem ihmali hem de baskısı çocukların sınav kaygısı, depresyon gibi psikolojik anlamda sorunlar yaşamalarına neden oluyor.

Vaka gözlemlerinize dayanarak soruyorum, bu tür başarı baskısı yapan ve çocuklarına nefes aldırmayan ailelerde nasıl durumlar ve gerekçeler seziyorsunuz? Yani onların sorunu ne?

Genelde çocuklarda yaşanan kaygının çok daha fazlasını ailelerde gözlemliyoruz. Sürekli onların başarılı olmalarını garantiye almaya çalışıyorlar.Çok fazla ders çalıştırarak başarıyı garantileyeceklerini düşünüyorlar.Aileler, çocuklarına iyi birgelecek kurmak istiyorlar fakat bazı aileler bunu çocuklarını yok sayarak yapıyor. Kendi isteklerive beklentileri çocuklarınınistek ve beklentilerinin önünegeçiyor. Onların ne istediklerini önemsemeden kendi doğruları doğrultusunda kararlar veriyorlar.
Bir çok aile çocuğumun hayatıbenim gibi zor olmasın istiyor.Farkında olmadan bu kaygıçocuklarının hayatlarını dahada zorlaştırıyor. Sınav kaygısı ilebana gelen çocukların aileleri sıklıkla sizce nasıl davranmalıyız diye soruyorlar.

Genelde cevabımşu: Çocuğu biraz rahat bırakınve ekstra bir şey yapmayın.Okullar zaten yeterince çocuklarıbunaltıyor, buna bir de ailebaskısı eklenince durum dahazor hale geliyor.Eğitimle ilgili bu kadar kaygıduymanın zararları var mı?

Eğitim ile alakalı kaygıduyulması anlaşılabilir,fakat kaygının aşırı düzeydeolması hem aileye hem deçocuğa zarar vermektedir.Bu kaygı çocukların dikkatve konsantrasyon sorunlarıyaşamalarına neden oluyor.Bu da başarılarını olumsuzetkiliyor. Bu anlamda aşırıkaygının kişiye ve aileye zararverdiğini ifade edebiliriz.

Aileler hangi noktada hata yapıyor sizce? Ailelerin yaptığı en önemlihata, daha önceki sorulardada değindiğim gibi çocuklarınistek ve beklentilerini göz ardıetmek ve kaygı ile panik birşekilde hareket etmeleridir.

Sanki bir şey kaçırıyorlarmış gibibir şeyleri eksik yapıyorlarmışve çocuklarının geleceğinimahvedecekmiş gibi hissediyorlar.Aileler sakin kalıp çocuklarının yanında durabilseler çocukları daha güvende hisseder ve dahabaşarılı olabilirler.

Bu tür çocuklarla konuştuğunuzda neler anlatıyorlar, ruh hallerinde neler gözlemliyorsunuz?

Bir danışanımdan bahsedeyim,danışanımız ders çalışmıyordiye bana getirilmişti, fakatçocuk okulda derece yapan bir öğrenci… Bir seans boyunca zaman zaman ağlayarak bana bunaldığını ve aile,öğretmenlerinin isteklerini karşılayacağını anlattı. Aslında isteklerini karşılayacak kapasitesi kesinlikle vardı, fakat streslebaş edemiyordu. Bu stresten kurtulmak adına da tamamen ders çalışmayı bırakmıştı.Ne yapmak istiyorsun diye sorduğumda ‘dışarı çıkıphava almak istiyorum, rahatbir şekilde sinemaya gitmek istiyorum’ dedi.

Ders çalışmadan geçirdiğim her zaman kendimi suçluyorum sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ders çalışmam gerektiğini düşünüyorum buda beni strese sokuyor. Ölmek istiyorum’ demişti…

Bakın burası çok önemli bu stres, kişiyi hayattan vazgeçmeye gelecek seviyeye getirebiliyor.Eğitim, yetenekleri fark edipyönlendirmek, spora ve sanataheveslendirmek elbette kidoğal. Ama doğru davranışmodeli nasıl olmalı sizce?Bir insanın bir konuda yetenekliolması önemli fakat istekliolması ise gerekli bir konudur.Mevcut sistemi göz ardı etmedenaynı zamanda çocuklarınbeklenti ve isteklerini de bununiçine katarak onların da bir birey olduğunu unutmadanbir program düzenlenebilir.Bahsettiğimiz program “Al bu programı sana yaptım, bunu uygulayacaksın.” şeklinde olmayacak, programın yapılma sürecine çocuğun da dahil edilmesi öz güven açısından d açocuğa fayda sağlayacaktır.Bütün bu meselelerde ailelerin çocuklara vakit ayırmaktan kaçınması (iş güç yoğunluğuvs.) yatıyor olabilir mi?

Anne ve baba çalışıyorsa zaman bulamadıkları içinçocuklarını bu tarz sosyal etkinliklere yazdırmaları söz konusu olabilir. Yaptığımız görüşmeler ve gözlemlerdebu durumdan ziyade ailenin çocuklarının geleceğini garantialtına alma istekleri yer aldığını söyleyebiliriz.Aileler artık çocuklarınaçok daha önem veriyor ve bundan dolayı da onlarasağlıklı bir gelecek sunmaya çalışıyorlar. Bu ebeveynlerintamamen kontrolünde olanbir konu değil, bu yüzdenkaygı yaşıyorlar. Çocuklarının geleceğini garanti altına almaadına duygusal hareket ederek mantık dışı bazı davranışlarda bulunabiliyorlar…

ÇOCUKLARDA GERÇEK BAŞARININ YOL HARİTASI

Eğitimli, dostluğa önem veren insanların olduğu bir çevrede oturmak, doğru rol modeli olmak.

Çocuklara değer verip iyi ilişkiler kurmak, koşulsuz sevmek veyanlarında olmak.

Çocuklarının aldığı notlarla değil çalışkanlığıyla gurur duymak veduymalarını sağlamak.

Yapamadıklarına değil iyi yaptıklarına odaklanarak, iyi olanı nasıl yaptıkları konusunda farkındalık kazandırmak.

Pes etmeyen biri için başarı kadar başarısızlığın da öğretici olduğunu göstermek.

Kişisel farklılıklar doğrultusunda gerçekçi beklentiler oluşturmak.

Merak etmenin, azmin, disiplin ve çalışkanlığın, en az zekâ kadar önemli olduğunu gösterme

MUTLULUK VE BAŞARI İKİ DOST

Çalıştığımız bazı ergenlerde gördüğümüz genellikle umutsuzluk, yetersizlikduygusu, anne babayı hayal kırıklığınauğratma endişesi (bu bazen ciddi biröfke kaynağı ve pasif-agresivite nedeni olabiliyor) ve suçluluk duyguları oluyor.Kaygı bozukluğu ve depresyon, bedensel yakınmalar, uyku bozuklukları en sıkkarşılaştığımız şikâyetler oluyor.Oysa başarı ve mutluluk, birbirine bağlıiki iyi dost, bir paranın iki yüzü gibidir. Birinin olmadığı yerdediğerinden söz etmek anlamsız olur, eğer bir öncelik olacaksabunu mutluluğa vermek gerekir. Gerçekte mutlu olmak için başarıdeğil, başarılı olmak için mutlu olmak gerekiyor. Çünkü yaptığı şeyden mutlu olan daha fazlasını ve daha iyisini yapmak istiyor,ona ulaşmak için attığı adımlardan mutlu oluyor ve ona ulaşma inancını koruyor ve bu da onu başarıya götürüyor.Araştırmalara göre, kendini ‘‘mutlu’’ olarak tanımlayan kişiler,daha olumlu ve tatmin edici hayat standartlarına sahip oluyorlar.Mutlulukla desteklenen öz güven ve eylemgücü, başarının anahtarı oluyor.

Ebeveynlere düşen, çocuğu itmek ya da çekmek değil, çocuğun yetenekleri doğrultusunda gitmek istediği yönde önünü açmak,desteklemek, ona çalışması için uygun ortam hazırlamak, ihtiyacı olduğunda yanında olacağını hissettirmek ve sorumluluk almasını sağlamaktır. Sonuç odaklı başarıya değil, süreç odaklı gösterilençabaya değer verildiğinde başarı bir yan ürün olarak zaten ortaya çıkacaktır.Burada başarı ve performans odaklı eğitimin zararlı bir yanetkisinden daha söz etmek isterim. O da her türlü davranış bozuklukları ve bağımlılık. Bir şekilde bu yarışı sürdüremeyen,dışında kalan çocuk ve ergenler alkol, sigara, uyuşturucu maddeve oyun bağımlılığı gibi yanlış alışkanlıklara yönelebiliyor. Bununen büyük nedeni duygusal boşluk ve yalnızlık hissi. Ailelerin bukonuda duyarlı olup çocuklarını yalnız bırakmamaları, onlarla ilgilenip yetenekleri doğrultusunda spor, müzik gibi ilgi alanları yöneltmeleri gerekiyor.

MUTLU ÇOCUK NASIL YETiŞTiRiLiR?

Yapılan araştırmalara göre zararlı madde kullanımı gittikçe yaygınlaşıyor. Çocukları tehdit eden bu gerçek, anne ve babalara yeni görevler getiriyor.Gizem Çuhacı, aile içi iletişimi nkalitesi arttıkça tehlikelerin azaldığına dikkat çekiyor.
Sınır koyma konusuçocuğu anlamak kadarönemlidir. Örneğin sosyalmedyada ve bilgisayaroyunlarında çok vakit harcayan çocuklariçin saat ve gün ayarlaması yapılmalı vebu sınırlar net olmalıdır.

Zararlı alışkanlık deninceakla gelen birçokdavranış şekli var, fakatson zamanlarda fazlasıylaartmış olan sigara, alkol,uyuşturucu maddekullanımı, kumar veteknolojinin yanlışkullanımı bunlarınbaşında yer alıyor

İnsanın ruh ve beden sağlığına zarar veren, bireyin bağımlı olacak derecede bu davranışı sürdürmesine sebep olan davranışlar zararlıalışkanlık olarak tanımlanıyor.Zararlı alışkanlık denince akla gelen birçok davranış şekli var,fakat son zamanlarda fazlasıylaartmış olan sigara, alkol,uyuşturucu madde kullanımı,kumar ve teknolojinin yanlışkullanımı bunların başındayer alıyor.Gizem Çuhacı,çocukların yaşadıkları çevre, aile içerisindeki roller ve ilişkiler,genetik faktörler, ruhsal durumve arkadaş çevresinin çocuğundavranış şeklini büyük ölçüdeetkilediğini ve ebeveynlerindealkol, sigara, uyuşturucu maddekullanımı olan çocukların bugibi zararlı alışkanlıklara dahaçok yöneldiğini söyledi. Yineaynı şekilde, arkadaş çevresinde zararlı alışkanlıklara sahipkişiler çoksa, sosyal kabulkaygısı ile bu gibi davranışları sergileyebildiklerine dikkatçeken Çuhacı, okul başarısındayaşanan düşüşler, stresle başa çıkamama, doğru iletişimkuracağı insanlardan yoksunolması veya aile içerisindeihmale uğraması gibi durumlarında çocuğun zararlı alışkanlıklar edinmesine sebep olabildiğini belirtti.

ÖĞRENİR, GÖZLEMLER VE TAKLİT EDER

“Çocuklar siz öğretmesenizde öğrenirler; davranışlarınızı gözlemler ve taklit ederler,”diyen Çuhacı, sözlerine şuşekilde devam etti: “İnsan;biyolojik, psikolojik ve sosyalbir canlıdır ve bu özelliği, sahip olduğu her yaş için geçerlidir.Bireylerin zararlı alışkanlıkla redinmesinde de bu sebeple birçok etken bulunmaktadır.Kişiler bunun bir sorunolduğunu fark ettiklerinde çözüm mekanizmaları işlemeye başlar, bir destek arayışı ortaya çıkar. Peki yaçocuklar için durum nasıldır?

Çocukların da zararlı alışkanlıkedinmesine sebep olan birçok unsur vardır ve bu durumlarlabaşa çıkabilmek için sahip oldukları çözüm mekanizmaları yetişkinlerinki kadar gelişmiş olamayabilir.

YAKLAŞIM NASIL OLMALI?

Zararlı bir alışkanlığa sahip olan çocuğun bundankurtulabilmesi ve başka zararlıalışkanlıklar edinmemesi içinçocuğa yaklaşımın önemli olduğunu vurgulayan Çuhacı,bu bağlamda zararlı alışkanlık edinmiş çocuklara nasılyaklaşılması gerektiğinin birdenfazla boyuta sahip olduğunubelirtti.Çuhacı’ya göre, zararlı alışkanlıklara sebep olan temel sorunlar göz önüne alındığındaşunlara dikkat edilmeli:

Çocuğu yargılamadan dinlemek gerekir. Çocukta,karşısındaki kişinin onuanladığına ve ona yardımcı olabileceğine dair bir güve nduygusu oluşmalıdır.

Sınır koyma konusu çocuğu anlamak kadar önemlidir.Örneğin sosyal medyada ve bilgisayar oyunlarında çok vakitharcayan çocuklar için saat vegün ayarlaması yapılmalı ve busınırlar net olmalıdır.

Sınırlar, kişiye fikrini empoze etmeye çalışmak gibideğil çocuğun da fikri alınarakkonulmalıdır.

Ebeveynler, çocuğun bildiği konularda daha fazla bilgisahibi olmalıdır ve bunu çocuğaanlatabilmelidir.

Zararlı alışkanlığa sebepolabilen davranış şekilleri birtabu olmamalı ve aile içindebu konular konuşularak çocukbilgilendirilmelidir.

Çocuğun vaktinin bir çoğunu geçirdiği okul ortamında da bu konularda kendisine destek olabilecek eğitmenlerin bulunması gerekmektedir.

Çok müdahaleci davranmayıp izlemek ve gerektiğinde müdahale etmekgerekir.

Bilgisayarda çok fazla vakitgeçiriyor ise bilgisayar çocuğun kendi odasına değil, salon gibi ortak alanlara kurulmalıdır.

Yasaklar koymak yerine yapılan davranışın kontrol altınaalınması sağlanmalıdır. Örneğin çocuk, internette çok fazla vakitharcıyor ise internete girmesinitamamen yasaklamak yerine sınırlamalar yapılmalıdır.

Ebeveynler çocuklarına yeterli vakti ayırabilmeli ve onlara iyi bir örnek olmalıdır.

SOSYAL MEDYAYA DİKKAT

Sosyal medya ve kitle iletişimaraçlarının hayatımızdakiyeri yadsınamaz boyutta.Bu durum kimi zaman aileiçi iletişimi olumsuz yönde etkiliyor. Sosyal medyave kitle iletişim araçlarınaayrılan vakit arttıkça iletişim kurma sorunlarının ortaya çıktığını vurgulayan Çuhacı,bu durumun aile içinde iletişim kopukluklarına neden olduğunun altını çizdi. Çocukların zararlıalışkanlıklar edinmesindeaile içi iletişimin önemli bir rolünün olduğunu dilegetiren Çuhacı, sözlerineşöyle devam etti: “Bu durum çocuğun yalnızlaşmasına,sosyal hayattan kopmasına sebep olmakta ve çocuklaryaşadığı sorunlara çözüm bulma konusunda zararlı alışkanlıklara yönelebilmektedir. Ayrıca popüler karakterlere özenme gibi durumlardan dolayı alkol, sigara,uyuşturucu madde gibizararlı alışkanlıkları denemeve kullanma oranları artmaktadır.

GİZEM ÇUHACI KİMDİR?

İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü’nden 2016yılında mezun oldu. Öğrencilik yaptığı süre içerisinde ŞeyhZayed Çocuk Yuvası’nda 7-12 yaş grubu çocuklar ile ÇocukHakları Çalışma Evi’ni kurarak çocuk hakları kapsamında çalışmalar yürüttü.

Göksan GÖKTAŞ

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı