Saglık

Müzik İnsan ve Sağlık

Müzik İnsan ve Sağlık;Müzik ve İnsan Sağlığına Etkisi

Müzik deyip geçmeyin müzik ve sağlık ilişkisi ta eski zamanlardan berri bilinir çeşitli sağlık problemlerinde müzikle tedavi yöntemleri uygulana gelmiştir.

Etrafta da anlamadığınız “business” ve saçma sapan çocuk dergileri dışında okuyacak bir şeyler yok. Dakikalar geçmek bilmiyor. Bir ara duvardaki tablolara odaklanıyorsunuz. Dişçiniz zevkli; duvarda iki tane Cezanne tablosu var. Cezanne’ın perspektif anlayışının klasik perspektiften ne kadar farklı olduğunu fark ediyorsunuz. Daha sonra sekreterin yüzünü analiz ediyorsunuz. “Suratsızlık” kavramının bir insana nasıl bu kadar yakıştığına şaşınyor, kadının adeta bir “bulldog”a benzediğini düşünüyorsunuz, derken bir anda göz göze geliyorsunuz. Sekreterin havlamak üzere gibi bir hali var; korkup yere odaklanıyorsunuz. Yer döşemesini de iyice çözdükten sonra, sıkıntıdan patladığınızı hayal etmeye başlıyorsunuz. Bom! Zaman geçmiyor! Kahrolası dişçi içeride adama ne yapıyor? Ah şimdi müzikçalannız olsaydı…
Benzer bir dayı hepimiz yaşamışızdır. En azından ben trafikte takıldığım, sıra beklediğim anlarda çok yaşadım. Müzikçalarırifi ve kulaklığıma hasret kaldığım çok an oldu, sadece zamanın geçip gitmesi için. İçinde yaşadığımız ortamdaki her şey gibi, aslında bizim için zaman da bir algı meselesi.

öyle ki nefret ettiğiniz bir derste ara versin diye hocanın gözünün içine bakarken, yanınızdaki zevkle derse odaklanmış arkadaşınız için zaman sizinkiyle aynı hızda geçmiyordun Şimdi sıkı durun! Uzayda araştırma yapan bir astronot olmadan da zamanı daraltıp genişletebiliriz! (En azından algıladığımız zamanı.) Hatta farkında ot-amayarak yapıyoruz bunu çoğu zaman, ya da “maruz kalıyoruz.” Müzik bunun en iyi aracı. Yukarıdaki örnek şu şekilde devam etse, eminim çok daha güzel biterdi:
…Ellerinizi ceplerinize koyuyorsunuz, içeride her ne oluyorsa; yakın bir zamanda bitmeyeceği açık. Aa, müzikçalannız meğer hiç kullanmadığınız öteki cebinizdeymiş! Hemen takıyorsunuz kulağınıza, en sevdiğiniz listeden başlıyorsunuz dinlemeye. 10 dakika sonra dişçi dışan çıkıyor ve size sesleniyor. Meğer içerideki zavallı adamın operasyonu varmış ve kanaması durmamış. Dişçinin masasındaki saate bakıyorsunuz, müzikçaları taktığınız andan itibaren 10 dakika değil, tam 1 buçuk saat geçmişi

Müzik listenize sağlık, beyninizi iyi oyalamış.Peki müzik bunu beyninize nasıl yaptı?

Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Beyninizi nefret ettiğiniz dersin hocası olarak düşünün. Yoklamaya gereğinden fazla önem veriyor ve haliyle imza atmayanları fark etmemesi gerekli. Siz de genelde yaptığınız gibi, inek arkadaşınıza attırmıştınız imzayı. Şansınıza o gün hocaya önemli bir belge vermeniz gerekti. Ders bitiminde yanına gittiniz ve belgeyi ona uzattınız. Hoca sizi tanıyor ve o anda derste olup olmadığınızı anımsamaya çalışıyor. O anda dersi unutmasını sağlamalısınız, yoksa dersten kalabilirsiniz. İşte beyninizin de aynen bu şekilde, devamlı olarak müzikle dikkati dağıtıldığında, etrafınızda olan biten şeylerin daha az farkında olursunuz. Beynimizin belli bir alış kapasitesi vardır ve bu kapasiteyi bir şeyler doldururken, “2 saattir dişçiyi bekliyorum” diye düşünme olasılığınız azalır. Mağazalarda çalan şarkılar, telefonda bekletilirken çalan Beethoven’in “Für Elisensi aynı amaca hizmet eder geçirdiğiniz/beklediğiniz zamanı kısaltmak.
Bu durumun tersi de geçerlidir. Bazı durumlarda, müzik dinlemek algıladığımız zamanı genişletir. Mesela, konsantrasyon gereken bir iş yaparken, sınava çalışmak gibi; müzik dinlemek geçen zamanın çok daha fazla olduğu hissi yaratır üzerimizde. Bununla ilgili teori ise; zihnimiz yaptığımız işe verdiğimiz konsantra¬syon ve dinlediğimiz müziği algılamamızı iki ayrı anı veya olay olarak algılar ve geçen zaman içinde neler yaptığımızı düşündüğümüzde, olan olaydan çok daha fazlasını hatırlayarak çok daha fazla zaman geçmiş olduğunu düşünürüz. Yani, olay şu şekilde devam edip bir işkenceye de dönüşebilirdi:
…Ellerinizi cepleriniz atıyorsunuz birandas her ne oluyorsa; yakın bir zamanda bitmeyeceği açık. ya karşınızdaki suratsız sekreter düşüncenizi okumuş gibi bir anda bilgisayardan müzik açıyorsunuz ve tam o anda sekreterin ne kadar suratsız olduğu kadar/zevksiz olduğunu da anlıyorsunuz. Korkunç bir iletişimszilik anlaşılmazlık, hani şu ritimlerin ve ezginin aynı değiştiği sözlerin değiştiği şarkılarından birini… Anlaşılan onun bu konulardan  oluşmuş bir listesi var ki, “yıllar sonrasına taş çıkaracak kadar aynı ritim ve ezgileri bu şarkılar ile dinliyorsunuz birlikte. Listesine sağlık, ama sizin akıl sağlığnızda da yazık tabii.


Sevdiğimiz bir şarkının ritimlerini tınısını duyduğumuzda, beyin bir anda tüm şarkıyı anımsar ve hemen sizleri sararak, zihnimizde şarkıyı çalar. Zihnimizde çalan bu şarkı gerçek gibidir zira bu anda da beynin gerçek şarkıyı dinlerkerıki bölümleri çalışır. Yani, bir kaç dakika boyunca gerçekmiş gibi kendinizi bu korkunç şarkıyı oturup dinlemek zorunda gibi hayal edersiniz ve bu hayalden hemen sonra oturup dinlediğinizi fark edersiniz. Yukandaki olay da tam olarak bu, zavallı siz; ve sevmediği şarkıyı dinlemek zorunda kalan herkes…
Müziğin beyne vakıf olmadığımız daha nice etkisi var aslında kimbilir bunlar zamanla ortaya çıkarılır ve müzik dinlemenin keyfini daha iyi anlarız.Aslında müzigin nasıl gelişim gösterdiğine bakarsak bunu daha iyi anlayabiliriz. Şimdi iş  zamanı müzikle nasıl kontrollü yaşıyabildiğimizi bir nebze olsun öğrendiğimize göre, artık hızla geçen yıllar için şikayet etmek yerine sevmediğimiz şarkılara sarılabiliriz!

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı