Yurt İçi Tatil

Sonbahar Gezi Tatili Rotaları

İşte Birkaç Sonbahar Gezi Tatili Rotası

Sonbaharda Gezi Tatili Seviyorsanız İşte Sizlere Birbirnden Güzel Birkaç Tatil Gezi Rotası

SONBAHARIN ROMANTİK TONLARINA YOLCULUK VAKTİ

ABANT

Masalsı renk paletiyle eşsiz bir atmosfer.Abant Gölü, Bolu’nun 34 km güneybatısında Abant Dağları üzerinde oluşmuş bir krater ve birikinti gölüdür. Park alanında yükseklikleri 1400 metreden 1700 metreye kadar birçok tepe bulunmaktadır. Abant Gölü yılın her ayında büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. Abant, hem günübirlik gezip görmek hem de konaklamak amacıyla tercih edilen çok popüler bir tatil merkezidir. Sonbahar ve kış turizmi denildiğinde Abant ilk akla gelen isimlerdendir. Özellikle sonbaharda ziyaretçilerine müthiş bir görsellik sunan Abant, sarı, kırmızı, yeşil ve turuncu tonlarının oluşturduğu masalsı renk paletiyle eşsiz bir atmosfere sahiptir. Doğanın bütün güzelliklerini içinde barındıran Abant, şehir karmaşasından sıkılıp kaçmak isteyenler için adeta bir cennet köşesidir. Göl etrafında yürüyüş yolları, bisiklet yolları yapılmış, piknik alanları oluşturulmuş, doğa içinde keyifli bir gün geçirmek isteyenlere tüm imkanlar sunulmuş. Gölün çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahip, gölün kenarı ve su içi çeşitli nilüferler ile bütünlük oluşturmaktadır. Ayrıca alabalık üretiminde Türkiye’de ilk sırada yer alan Abant Gölü sonbaharda gezilecek yerler sıralamasında en başı çekiyor.k Sonbahar’ın doğada yaşattığı mucizevi etkiler gibi biz insanoğluna da yaşattığı çok ayrı ve özel bir his vardır. Duygu durumlarıyla birlikte, yeni başlangıçları, yeni haberleri, okulların açılışı ve kış hazırlıkları gibi yaşamın akışının hızlandığı bu mevsim aynı zamanda, tabiatın ahengine kapılacağımız yeni yollar ve yolculuklar için de bir başlangıç noktası.

SAFRANBOLU

Safranbolu, 1994 yılında UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmış ve tamamen Osmanlı dönemi binaların yer aldığı şirin bir ilçe. Öyle ki ilçenin neredeyse tamamında yeni yapılaşma yok gibi. Binaların neredeyse tamamının ahşap olduğu ilçede iki katlı konakların birçoğu otele çevrilmiş. İlçenin simgesi halinde olan Safranbolu Evleri, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Çünkü Safranbolu dendiği zaman akıllara hemen bu evleri geliyor. Genellikle iki veya üç katlı olan evlerin yapımında beyaz renk ve ahşap parçaları kullanılmış. Ayrıca Safranbolu Evleri’nin genel özellikleri var. Bunlardan biri ana yatak odalarının manzarayı rahat görebilmesi için hep üst kata yapılması. Diğer bir özelliği ise hiçbir ev diğerinin güneşini kesmiyor. Bu evlerin güzel mimarisi tüm ilçeye yayılmış. Daracık taş sokaklarında yürürken bu evleri incelemek adeta insana mutluluk veriyor. Ahşap ve taşın hakim olduğu dokusu yüzyıllardır değişmeyen Safranbolu, bölgenin dikkat çeken turistik destinasyonlarından. Karadeniz Bölgesi’nde olmasından dolayı doğal güzelliklerce zengin olan yöre, otantik atmosferi ile görülmeye değer yerlerden.

İSTANBUL, AĞVA

Eşi bulunmaz sükûnet manzaranın başkahramanı.Her mevsim ayrı bir güzel.Her mevsim ayrı bir güzelliğe bürünen bölge, yazları sıcak, kışları ise bol yağışlı ve soğuk olmak üzere; Karadeniz ikliminin hakim olduğu bir bölgedir. Bölge sonbaharda soğuk ve bol yağışlı olmasına rağmen, sakinliği,huzuru ve doğal güzellikleri sebebi ile sık sık ziyaret ediliyor. Sonbaharda eşsiz bir güzelliğe bürünen Ağva, sarı rengin hakim olduğu ağaçlar ve yemyeşil nehirlerle farklı bir güzellik sunuyor. Bölgeye sonbaharda seyahat gerçekleştireceklerin, Karadeniz ikliminin hava şartlarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Bir yanında Yeşilçay, diğer yanında Göksu dereleri ile yeşilin birçok tonunu içinde barındıran Ağva, her ne kadar İstanbul’la iç içe olsa da doğallığından hâlâ bir şey
kaybetmemiş. Şehir dışından gelenlerin konaklayabileceği tesislerin de mevcut olduğu bölgede, bisiklet kiralayabilir, yürüyüş parkurlarında trekking yapabilirsiniz. Ağva’da bulunan restoranlar eşsiz lezzetteki yemekleri
keşfetmek için oldukça ideal.

KAPADOKYA

Sonbaharın özelliklerini tüm ihtişamı ile ziyaretçilerine aktarıyor.Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya’da, her mevsim hayranlık uyandıran peribacaları, sonbaharda başka güzel görünüyor. Sonbaharın yaklaşmasıyla ve karasal ikliminin yarattığı çöl sıcaklarının da uzaklaşmasıyla beraber Kapadokya’yı ziyaret zamanları da başlıyor. Ürgüp, Göreme, Avanos, Derinkuyu, Kaymaklı, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Ihlara Vadisi, Çavuşin, Güllüdere, Paşabağ, Zelve, Uçhisar, Ortahisar ve daha görülmesi gereken birçok tarih ve doğa harikası. 1985 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Göreme Milli Parkı ve Kapadokya’nın kayalık alanları içerisinde yer alan bu lokasyonlar arasından hâlâ görmemiş olduklarınız var ise; Eylül ve Ekim aylarında Kapadokya bütün büyüsüyle görülmeye değer.

Ekim ayının son haftasından itibaren güneşin yaz boyunca kavurucu sıcağına dayanamayan meyve ağaçlarının, altın sarısına dönüşmeye başladığı Kapadokya bölgesi, sonbaharın özelliklerini tüm ihtişamı ile ziyaretçilerine aktarıyor. Her mevsimin özelliklerini tüm içtenliği ile yansıtan ender coğrafyaya sahip Kapadokya, Sonbahar’ı diğer mevsimlerden ayrı kılan değerleri ile yine binlerce yerli ve yabancı turisti kendine çekmeyi başarıyor. Kapadokya bölgesinde özellikle vadi içlerinde artan kızıla bürünen ve çoğunluğu da altın sarısına dönüşen meyve ağaçlarının yaprakları ile fantastik görünüm ortaya koyuyor.

ARTVİN, KARAGÖL

Eşi bulunmaz sükûnet manzaranın başkahramanı.Artvin’in Borçka ilçesine 25 kilometre uzaklıktaki Karagöl, ladin, köknar ve çam ağaçlarıyla çevrili dağlardan biriken suların meydana getirdiği bir heyelan gölü olma özelliği taşıyor. Sonbaharda sarı, yeşil ve kızıl tonlarla rengarenk göl manzarası, doğaseverlere ve özellikle fotoğraf tutkunlarına güzellikler sunuyor. Gölü ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, piknik yapmanın yanı sıra, küçük kayıklarla göl gezintisi yapma imkanı da buluyor. Göl içinde sazan ve karabalığın yanı sıra 11 çeşitte akvaryum balığı da bulunuyor. Zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğine sahip olan bölge, Karagöl`ün de içinde bulunduğu 368 hektarlık alanın Çevre ve Orman Bakanlığınca 2002 yılında`Tabiat Parkı` haline getirilmesiyle bölge doğa turizmi açısından cazip hale geldi. Yurdun dört bir yanından ve yabancı ülkelerden turlarla gelen doğa tutkunları ile çeşitli üniversitelerden gelen bilim adamları Karagöl`ü gördüklerinde hayranlıklarını saklayamıyorlar. Borçka’ya 27 km mesafede yer alan göl ile çevresindeki vadiler ve yaylalarda ortaya çıkan manzara, şehir ve iş yaşantısının stresinden uzaklaşıp, doğayla baş başa vakit geçirmek isteyenleri kendine çekiyor. Borçka Karagöl Milli Parkı, korunma altına alınmış harika bir doğa alanı, muhteşem trekking parkurları, ışıl ışıl göl, gölün üzerindeki rengarenk sandallar ve o eşi bulunmaz sükûnet bu manzaranın baş kahramanları.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı